FİKRİ SAĞLAR |
fikrisaglar@birgun.net / 12:57 22 Ocak 2011
Daha yılın başında umutlar giderek yerini kuşkulara bırakıyor…
Ben zaten bu Ocak ayına uzunca zamandır soğuk bakarım..
Tıpkı 1993 yılına baktığım gibi!..
****
1993 yılını tekrar tekrar incelediğimde o gün yapılanların bizi nereye götüreceğini ve ne kadar yönlendireceğini bulmaya çalışırım..
Bugünden yarına neler olacağını kestirebilmek için 1993 yılını ciddi bir şekilde yorumlamak gerekiyor!....
****
1990 da “Körfez Savaşı” sonrası Türkiye,
“Çekiç Güçle” başlayan, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok, Turan Dursun gibi aydınların ölümü ile devam eden bir kaosun içine çekildi.
Türkiye,Irak işgali girişimi,Özal’ın talepleri,Baba Bush’un dünyayı geren yönetiminden olumsuz etkilenmekteydi..
*****
1991 Genel Seçimi ve sonrasında işbaşına gelen koalisyonlarla Türkiye yeni bir döneme geçiyordu!...
Bu yılda kurulan 49. Hükümet,12 eylülün açtığı yaraları kapamak adına Türkiye de demokrasi ve ekonomik gelişmeyi kurma projesi olarak kabul edilmişti.
Ancak,Körfezinin çıkardığı global “Kriz” devam etti..
Bu ortam da 1993 yılına gelindi.
****
1993 yılına kronolojik olarak bir kez daha bakalım:
*24 Ocak, Uğur Mumcu’nun katledilmesi.
*5 Şubat, Adnan Kahveci’nin trafik kazasında ölümü.
*17 Şubat, Eşraf Bitlis’in düşen uçakta ölümü.
*21 Şubat, Elazığ İHD BŞ. Av. Metin Can ve Dr. Hasan Kaya’nın yeşil tarafından öldürülmesi.
*17 Mart, JİTEM’ci Binbaşı Cem Ersever ve 30 arkadaşının TSK’lerden istifa etmesi.
*17 Nisan, Cumhurbaşkanı Özal’ın şüpheli ölümü.
*24 Mayıs, Bingöl’de evlerine dönen 33 erin otobüsten indirilerek öldürülmesi.
*6 Haziran, SHP Genel Başkanı Erdal İnönü’nün siyaseti bıraktığını açıklaması.
*14 Haziran, Tansu Çiller’in başbakan olması.
*2 Temmuz, Sivas Katliamı.
*5 Temmuz, Erzincan Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 33 kişinin öldürülmesi.
*18 Ağustos, Eski MİT Bölge müdürünün Başbakan Çiller’in istihbarat danışmanlığına atanması.
*17 Eylül, Olağanüstü hal Bölge Valisi Hayri Kozakçıoğlu’nun 2 milyar TL’yi İstanbul’daki özel hesabına geçirmesi.
Başbakan Çiller Kozakçıoğlu’nu istifaya davet ederken, Cumhurbaşkanı Demirel’in “bilgisinde olduğu gerekçesiyle istifa etmesine gerek olmadığını” söylemesi.
*4 Eylül, Mardin MV. Mehmet Sincar’ın Batmanda meydan da öldürülmesi.
*22 Ekim, Diyarbakır Lice İlçesinin Yakılması.
*31 Ekimde Nevval Boz’un,2 Kasımda Mustafa Deniz,ve 4 Kasımda Cem Ersever’in öldürülmeleri.
*5 Kasım, Başbakan Çiller’in Kamuda 940 PKK’lı olduğunu,67 Kürt İşadamının PKK’ya yardımda bulunduğunu açıklaması.
Ve bunları da dağdaki teröristlerle bir olarak değerlendirilip gereği yapılacağını belirtmesi!
****
Görüldüğü gibi adım adım Türkiye,yeni bir döneme doğru çekildi!...
Terör bahane edilerek ülke “demokrasi ve hukuk düzeninden uzaklaştırılıyordu!”
Oysa o dönemde işbaşında olan SHP ve DYP koalisyonu, “demokrasi, hak ve özgürlükler vaat ediyor,eşit ve adil paylaşan refah toplumunu yaratmak istiyordu!..
SHP Kürtleri de TBMM’ye taşıyarak,ülkenin en önemli sorunu olan “Kürt Sorununu” Mecliste çözmek ve Türkiye’nin önünü açmak iddiasındaydı!.
****
Tarihimizde ilk kez bir Hükümetin “ Kürt realitesini tanıdığını” açıklaması ciddi bir adımdır!.
Ancak,gelişmelerin ardından,atılan bu önemli adımı durduran,
Kürt Milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırarak “kirli savaşı azdıran “ bir anlayış gün yüzüne çıktı!..
Bugün yaşadıklarımıza bakınca,
demokrasinin dışına çıkıldığını gerçeğini yaşayınca,
üstelik bu otoriter ve vesayet idaresinin kurulmasını demokratikleşme adına yapıldığı yalanını görünce,
bu olayların arkasındaki “ kirli gücün” bulunmasını daha da zorunlu hale getiriyor!....
**** .
Tekrar o günlere dönüldüğünde görülen o ki,
Önce toplumda infial yaratan olaylar geliştirilmiş,
sonra Hükümet ve Cumhurbaşkanlığı değişmişti!..
Sadece siyasi yönetim değil,asker ve bürokratik kadrolarda yenilenerek adeta daha ülke yönetimi şahinleştirmişti!..
****
Hizbullah’ın ortaya çıkışı bu ortamda oldu!...
Şiddet ve silah kullanmasına izin verilmesi,
korunması, kollanması ve desteklenmesi hatta kayıtlara göre eğitilmesi,
Hizbullah’ın“ derin ilişki ağının” içinde “muteber bir örgüt olarak “algılanmasına neden olmaktadır!..
****
AKP İktidarının çıkardığı yasa ile, 188 kişinin katili olarak hüküm giymiş ancak Yargıtay’ca onanmamış 16 Hizbullah lideri salıverildi!..
Bunlardan biri hariç hepsi şimdi kayıp!..
Toplum korku içinde!..
****
Kaldıkları hapishanelerde “dış dünyaya bağlantılı bilgisayar kullandıkları” açıklandı.
Başka tutuklulara tanınmayan hakların tanındığı açık..
Şimdi tekrar örgütlenerek “siyasete atılacağı” söyleniyor..
Herkes şaşkın!..
****
Oysa şaşmamak gerekir..
Olaya “kaçanların” öncesinde ne yapıldığını hatırlayarak bakılmalı!..
Yıllar önce “Pişmanlık Yasasına” dayanarak yüzlerce Hizbullah Militanı cezaevlerinden çıkarılmıştı..
Bu militanlar “MustazafDer,RahmetDer,İlimDer gibi adlarla örgütlendiler..
Ama asıl Hizbullah taraftarları 2002 den beri Doğu ve Güneydoğu illerinde AKP’yi desteklemektedir.
AKP bu kişiler arasından muhtar, meclis üyesi, parti yöneticileri seçmekte, devletin kurumlarında iş verdiği iddiaları artık ayyuka çıkmıştır!...
2002 ve 2007 seçimlerinde Hizbullahçılar AKP’yi desteklemiştir!..
****
Kimse şaşırmasın!
Hizbullah siyasete zaten atılmış durumda!..
AKP de görev almışlar,karşılığını da bulmuşlardır!.
Şayet Hizbullahçılar, bağımsız aday çıkarmazlarsa bilin ki AKP’de siyasete devam edeceklerdir!
Belki bundan böyle AKP Milletvekili Listeleri içinde korkmadan yer de bulacaklar!..
Böylece bölgede BDP’le daha iyi mücadele edeceğini ummaktadır!..
*****
AKP’nin Yüksek Yargı ile kavgası “bir kayıkçı kavgasıdır!”
Hizbullah’ın salıverilmesi AKP’ye yaramaktadır!..
Seçime kadar her şey mubah diyen anlayışın son oyununa kanmamak gerekir!.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder