AK Parti Mersin Milletvekili Ali Er, “Türkiye’nin 2001 yılındaki durumunu Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanındaki çöküş dönemine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı da Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e benzettiğini” beyan etmiş…
Tarihten bir haber olan, biat kültürüyle meclise taşınan birisinden başka bir söz bekleyemeyiz…
İflas etmiş Osmanlı Devleti’nden Yeni Türkiye Cumhuriyeti yaratan Mustafa Kemal ve arkadaşları,Anadolu’nun geri bırakılmışlığı,Savaş ve yoksulluklarıyla da uğraşmak zorunda kalmıştır.Ekonomi adına da 1914 yılında Osmanlı devletinin dış borcu (kısa vadeli hariç) 156.4 milyon Osmanlı Lirasını (142 milyon Sterlin),Duyun-u Umumi’ye olan borçlarını 107.5 Milyon TL.Altın olarak 25 Mayıs 1954 tarihine kadar ödemek zorunda kalmıştır..
Bütün bunların yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal ve arkadaşları;
Bursa Merinos Fabrikalrı,
Etibank,
Türkiye Şeker Fabrikaları,
T.İş Bankası,
Çimento Fabrikalarını kurmuşlardır…
İzmir iktisat Kongresinde de aşağıda ki kararları almışlardır.
* Yabancıların kurdukları tekellerden kaçınılmalıdır.
* Sanayinin teşviki ve milli bankaların kurulması sağlanmalıdır.
* Demiryolu inşaatı programa bağlanmalıdır.
* Ham maddesi yurt için yetişen veya yetiştirilebilen sanayi dalları kurulmalıdır.
* İş erbabına amele değil işçi denilmelidir.
* Sendika hakkı tanınmalıdır.
* Özel teşebbüse kredi sağlayacak bir devlet bankası kurulmalıdır.
Şimdi ise o dönemde kurulan fabrikalar özelleştirildi..
Yani yok pahasına satıldılar…
Satıldı ama!..
2010 yılı Mart ayı itibariyle Türkiye’nin brüt dış borç stoku ise; 266,6 Milyar Dolardır…
Yani ATATÜRK, Mersin Milletvekili Ali Er ve partisinin hayranı oldukları Osmanlı’nın borçlarını ödeyip, yoklukları giderip, çağdaş bir Cumhuriyet yaratırken…
Benzettiği kişi Erdoğan ve ideolojisi; Cumhuriyetin tüm değerlerini yok pahasına satıp 266.6 milyar dolar borçlu yapmıştır.
Benzettiği kişi Erdoğan Türkiye’yi ve kendisini şöyle tanımlamıştır.
“Türkiye’nin yarınında artık Kemalizme ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur. Kemalizmin yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir. Bizim için en üst belirleyici, İslam’ın etkileridir. Her şey ona göre belirlenir.”
Biliyoruz ki Milletvekili Ali Er bu söylemlerini haziran 2011 de yapılacak olan “Genel Seçim” lerinde yeniden seçilebilmek adına yatırm yapmak amacıyla söylemiştir…
Milletvekiline “Dolores Ibarruri”nin güzel bir sözünü anımsatalım; “AYAKTA ÖLMEK, DİZLERİNİZ ÜZERİNDE YAŞAMAKTAN ÇOK DAHA İYİDİR.”
Güzel bir fıkra sunalım…
Ne Giyersen Giy !...
Adamı, vergi dairesine çağırmışlar..
Yanında bütün defterlerini ve hesaplarını da getirmesini istemişler..
Adam korku içinde, mali danışmanına gitmiş...
Sormuş:
- Vergi dairesine giderken nasıl giyineyim
- Ne tür bir izlenim bırakırsam, bana daha az vergi cezası keserler ?
Mali danışman öğüt vermiş:
- En eski elbiselerini giy.. Yoksul, muhtaç bir görüntü ver ki, sana az ceza kessinler..
Adam güvenemeyip, bir de avukatına danışmış...
Avukat, mali müşavirin tam tersi bir öğüt vermiş:
- En yeni, en pahalı elbiseni giy.. Güvenli, kendinden emin bir görüntü ver ki, az ceza kessinler vergiciler...
Adamı bu öğütler tatmin etmemiş.. Aklına güvendiği, filozof bir arkadaşına aynı soruyu sormuş...
Bu akıllı arkadaş bir hikaye anlatmış.. Şöyle demiş:
- Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi gerektiğini bir arkadaşına sorar...
O da, gırtlağa kadar kapalı, koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye eder.. Bir başka arkadaşı ise, dekolte, şeffaf bir gecelik giymesini söyler... Vergi dairesine giderken ne tür bir elbise giymesi için arkadaşından öğüt bekleyen adam, bu hikayeyi dinledikten sonra, sorar:
- Zifaf gecesi ne giyeceğini bilemeyen gelinle, vergi dairesine giderken ne giyileceğini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan var ki ?
Adamın akıllı arkadaşı gülerek, izah eder:
- Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır.
Yanında bütün defterlerini ve hesaplarını da getirmesini istemişler..
Adam korku içinde, mali danışmanına gitmiş...
Sormuş:
- Vergi dairesine giderken nasıl giyineyim
- Ne tür bir izlenim bırakırsam, bana daha az vergi cezası keserler ?
Mali danışman öğüt vermiş:
- En eski elbiselerini giy.. Yoksul, muhtaç bir görüntü ver ki, sana az ceza kessinler..
Adam güvenemeyip, bir de avukatına danışmış...
Avukat, mali müşavirin tam tersi bir öğüt vermiş:
- En yeni, en pahalı elbiseni giy.. Güvenli, kendinden emin bir görüntü ver ki, az ceza kessinler vergiciler...
Adamı bu öğütler tatmin etmemiş.. Aklına güvendiği, filozof bir arkadaşına aynı soruyu sormuş...
Bu akıllı arkadaş bir hikaye anlatmış.. Şöyle demiş:
- Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi gerektiğini bir arkadaşına sorar...
O da, gırtlağa kadar kapalı, koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye eder.. Bir başka arkadaşı ise, dekolte, şeffaf bir gecelik giymesini söyler... Vergi dairesine giderken ne tür bir elbise giymesi için arkadaşından öğüt bekleyen adam, bu hikayeyi dinledikten sonra, sorar:
- Zifaf gecesi ne giyeceğini bilemeyen gelinle, vergi dairesine giderken ne giyileceğini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan var ki ?
Adamın akıllı arkadaşı gülerek, izah eder:
- Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır.
***
Bülent Arınç “Hayat sadece seks ve içkiden ibaret değildir” demiş…
Çok dikkatimi çeken gazete haberini Bülent Arınç’ a okuması dileğiyle armağan ediyorum..


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder