10 Mart 2011 Perşembe

Oyun, Yalan ve GDO

Sağlığımız üzerindeki etkilerine de değinecek olursak, başta kanser olmak üzere birçok hastalığı tetikliyor.Allerjiye neden oluyor.Antibiyotiklere karşı direnç gelişirken, bağışıklık sistemimizin çökmesine neden oluyor

 Türkiye'de olduğu gibi zaman zaman başka ülkelerinde gündeminde yer alan GDO' lu ürünlerin; sağlık, ekonomi ve ekosistem üzerinde neden olduğu olumsuzluklara değinmek isterim.

GDO nedir?
Bir canlıdaki genetik özelliklerin kopyalanarak, bu özellikleri taşımayan bir canlıya aktarılması sonucu üretilen yeni canlıya Genetiği Değiştirilmiş Organizma(GDO) deniliyor.
Bilim adamları 25 yıl önce, genleri DNA dan ayırarak başka bir canlıya yerleştirebileceklerini keşfettiler.Bu işlemi 1996 yılında ilk transgenik ürün olan “flour savr domatesi” üzerinde denediler.Bunu sırayla mısır, pamuk ve patates izledi.
Peki GDO' lu ürünlerin zararları nelerdir? Herşeyden önce doğal değiller… GDO'lu ürünlerin polenleri arılar,kuşlar,böcekler ve rüzgar gibi etkenlerle normal yöntemlerle üretilen ürünlerde de değişikliğe yol açabiliyor. Bu ürünler bir sonraki aşamada GDO geni taşıyor. Milyonlarca yılda oluşan doğal türler, birkaç yıl içinde yok olup gidiyor.Ve böylece biyolojik çeşitliliğe zarar veriyor.
GDO' lu ürünler; bu ürünleri yiyen birçok yararlı böcek türünün de yok olmasına ve yabani otların türemesine neden oluyor. Araştırmalar sonucu uğur böcekleri üzerinde öldürücü etki yaptığını ve sayılarında ciddi bir azalma olduğunu, pamuk koza kurdunun ise direnç kazandığını ve kontrol edilemeyecek hızla çoğaldığını ortaya koyuyor.
Özellikle GDO' lu soya ve GDO' lu mısır, çok geniş bir yelpazede tüm gıda zincirine giriyor. Sadece GDO 'lu mısırdan üretilen yan ürün sayısı 700 iken GDO'lu soyadan üretilen yan ürün sayısı 900'ü buluyor.
GDO' lu soya içeren ürünler; sucuk, salam, sosis gibi kırmızı et ürünleri, et suyu tabletleri, fındık-fıstık ezmesi, çikolatalı ürünler, unlu mamüller, süt tozu, hazır çorbalar ve hayvan yemleridir.
GDO'lu mısır içeren ürünler; nişasta bazlı tatlandırıcılar, gazoz, kola, meyve suları, mısır yağı ve bebek mamalarıdır.Bunların yanında patates, domates, pirinç, buğday, kabak, ayçiçeği, yerfıstığı gibi ürünler de GDO' ludur.
Sağlığımız üzerindeki etkilerine değinecek olursak, başta kanser olmak üzere birçok hastalığı tetikliyor.Allerjiye neden oluyor.Antibiyotiklere karşı direnç gelişirken, bağışıklık sistemimizin çökmesine neden oluyor.
Dünyada GDO' lu ekim alanları 1.7 milyon hektarken 14 yılda bu alan 148 milyon hektara ulaşmıştır. Gelecek yıllarda bu oranın daha da artacağı öngörülmektedir.
Ülkemiz daha önce tarımsal üretim açısından kendi kendine yetebilen dünyanın sayılı ülkelerinden biriydi, aynı şekilde hayvan sayısı bakımından dünya da önemli yere sahipken bugün ithal eder duruma gelmiştir.Kısacası çeşitli nedenlerle Türkiye'de tarım ve hayvancılık çökmüş ve çiftçide zor duruma düşürülmüştür.
İstenmeyen durumlara kolay müdahale edebilmek amacıyla ürünlerin genetiklerini değiştirerek lezzet, besleyicilik ve dayanıklılık gibi özelliklerini geliştirmeye çalışıldı. Para kazanmak uğruna insanlığın geleceği hiçe sayıldı. Ne yazık ki doğal yapılarında değişiklik yapılan bu ürünlerin ilerde, canlı sağlığı, biyolojik çeşitlilik ve ekolojik dengeye verdiği zarar, görmezden gelindi.
Ve yeryüzü, doğal çeşitliliğe zarar vererek tür zenginliğinin yok olmasına yol açan GDO'lu ürünlerin yayılarak yaratacağı daha büyük tehlikelerle karşı karşıya…
Bugün Almanya, Fransa, Avusturya, Macaristan, Yunanistan, Lüksemburg gibi Avrupa birliği ülkeleri GDO' lu ürünleri kısıtlar ve kullanımından tüketicinin haberli olmasını koşul koyarken, Türkiye' de tarım bakanlığı GDO' lu ürünlerin ticaretini hem denetsiz, hem de sınırsız serbest bırakmıştır.
Türkiye'nin bugün en önemli sorunları işsizlik, geçim sıkıntısı, yolsuzluklar ve sağlıkken iktidar ve yandaş medya halkın dikkatini başka alanlara çekmek için akıl almaz oyunlarla yasaları hiçe sayan yapay gündemler yaratıp böylece halkın gerçek sorunlarını unutturmaktadırlar.
İnsan soyunun devamını, gelecek kuşaklarının sağlığını ve Türkiye' nin doğasını bozacak olan GDO'lu ürünlerle ilgili konuşan yok!
Oysa son yıllarda başta kanser, kötü beslenmeye bağlı hastalıkların arttığı gözlenmektedir. Gerçeğin ortaya çıkmaması için kötü beslenmeyle bu hastalıklar arasındaki bağlantıyı arayan hiç bir ciddi soruşturma yapılmamakta, istatistik tutulmamaktadır. Ama gerçek apaçık: Hastalıklı kuşaklar yaratılıyor. Bu tehlikenin önlenmesinde sağlıklı ve bilinçli beslenmenin bir eğitim konusu olduğunu düşünüyorum.

Hiç yorum yok: