ALLAH'IN VELİ
KULLARI KİMLERDİR?
İşin doğrusu şudur:
Allah'ı seven ve onun emirlerine/hükümlerine gönülden/isteyerek boyun eğen
bağlanan her kul Allah'ın velisidir. Velilik belirli kişilerin tekelinde
olmayıp, her mü'mün'in sahip olabileceği bir özelliktir.
Veliliği bazı
kişilere has bir özellik (sıfat) olarak algılamak ve bu sıfatı taşıyor olma
özelliğinden dolayı onları olağanüstü konumda görmek, söz ve davranışlarda
kutsamak şirktir. Allah'ın bazı kullarına olağanüstü özellikler verdiğini ve bu
kulların da gelecekten haber verme, görülmeyeni görme , bilinmeyeni bilme,
masum olma, şifa dağıtma, görüş ve düşüncelerinde yanılmaz olma gibi üstün
özellikler taşıdıkları iddiası İslam dışıdır ve bir kuruntudan ibarettir.
Kuruntu ise dinde
asla ölçü değildir. Bilakis bu tür iddialar Kur'an tarafından lanetlenerek
reddedilmektedir. Allah, elçisi de dahil hiçbir kulunu gayb'ına ortak
etmediğini Kitab'ında bildirmektedir. Bu gerçeğe rağmen veli olduğu söylenen /
sanılan bazı kimselerin gelecegi bildiklerini iddia etmek, kavramın ne kadar
yanlış değerlendirildiğinin, en somut örneğidir.
Yine Kuran, Allah'a
, Kitabına ve Elçisine bağlanmayı, kurtuluşa ermenin ancak böyle mümkün
olacağını çok açık bir biçimde bildirmiştir. Buna rağmen bazı kimselerin ölü
veya diri insanlardan, falcılardan, muskacılardan, şeyhlerden, mürşidlerden,
sihirbaz ve kahinlerden yarar ummaları ve onların kurtarıcılığına umut
bağlamaları kuruntudan başka bir şey değildir. Ve bu kimseler "deve
iğnenin deliğinden geçinceye kadar" umduklarına kavuşamayacaklardır.
Allah mü'minlerin
velisidir;
Allah, iman
edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin
velileri de tağuttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar
cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalırlar.“ (2/ Bakara- 257)
Mü'minler Allah'ın
velisidir.
Mü'minler, Rasulü ve
Mü'minleri veli edinirler:
"Sizin veliniz
yalnızca Allah, O'nun Rasulü ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden
mü'minlerdir" (5/ Maide- 55)
Müminler, Şeytanı
(4/119 ), kafirleri (3/28), yahudi ve hiristiyanları (5/51), zalimleri [Şura-
8] veli edinmezler.
Öyle ki , islam'ı
dışlayan, ona karşı koyan/ Allah'ın Düşmanlarıyla dost olan kimse, baba veya
kardeş de olsa, yine de veli (dost) edinilmez:
"Ey iman
edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz imana karşılık küfürden
hoşlanıyorlarsa, onları veliler (dost) edinmeyiniz. Sizden her kim onları veli
(dost) edinirse işte onlar da zalimlerin ta kendileridir" (9/ Tevbe- 23)
Gerek yukarıdaki
ayetlerde ve gerekse diğer birçok ayette, veli kavramının ne anlama geldiğini
Kur'an gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Buna rağmen, başta tasavvuf
inancını/düşüncesini benimsemiş olanlar olmak üzere daha birçok din mensubu,
dine ait birçok konuda yaptıkları ifsadı bu kavramda da yaparak, veliliği
seçilmis /atanmış kişilerin özelliği olarak nitelendirdiler. Onlara göre,
Allah, seçtiği bu kullarını bütün kötülüklerden koruyor ve bütün isteklerini
kabul ediyor.
Bu anlayışın
veliliğe yüklediği anlam, neticede onların Allah'ın tasarruf alanına girmesine
yol açmaktadır. Sonuçta bu insanlar, oradan edindikleri güçle de, yağmur
yağdırma, kötülükleri savma, dünyanın batmasına ve gökten başımıza taş
yağmasına engel olma, isteyenin yardımına ulaşarak onlan kötülerden ve
kötülüklerden koruma/kurtarma gibi üstün özellikleri olan, bilim kurgu
filmlerindeki süpermenlere bile taş çıkartan , süper kullardır.
Tasavvufun bu
velileri öylesine süpermenlerdirler ki öldükten sonra bile kurtarıcılığa devam
etmektedirler. Öyle ki bir çok kimse bu ölülere dua ederek onlardan yardım
dilemektedir.
İnsanların Kur'an'ı
anlamaları ve hayatlarını Ona göre düzenlemeleri, Müslüman olabilmenin
şartıdır. Kuran anlaşılmalıdır.
O anlaşılmadan,
Müslümanlık adına hiçbirşey doğru anlaşılmaz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder