
Feridun Nâdir
Rakı, “buraların”
içkisidir. Buralar deyince siz Makedonya’ya kadar götürün, biz Suriye’yi de
katalım. Buralar işte.
Buraların has
içkisidir hem de. Buralar gibi serttir, aromalıdır. Kişiliği vardır, ilkesi
âdabı vardır. Buralar gibi kaprislidir. İlişkisi sancılıdır, şakaya gelmez.
Başka içkilere
benzemez. Sofrası olan tek içkidir. Şarap, şampanya filan mı dediniz? Yok.
Onların sofrası yoktur. Onlar başka sofraların süsüdür. Ne yapılır, gidilir et
seçilir ve o ete göre şarap açılır. Siz hiç meze seçip mezeye göre rakı açan
gördünüz mü?
Bu dünyada bulunduğu
sofranın mutlak hakimi olan tek içki, rakıdır. Başköşe rakınındır. Geri
kalanlar onun kölesidir. Geri kalanlar üç parça leblebi de olabilir, çeşit
çeşit çirozlar, favalar, salatalar, barbunyalar, lakerdalar da...
Rakı sınıflar
ötesidir. Sofrasına kabul ettiği ölümlüleri eşitler. Koç ailesinden Rahmi ile
pazarcı Rahmi’nin aynı markadan/fiyattan tükettikleri tek içkinin rakı olması
kuvvetle muhtemeldir.
RakI ne zaman
İÇİLİR?
Rakı elbette her
vakit içilebilir. Sabah rakısı, öğlen rakısı yaygın ve makbuldür. Ama bir de
rakı içmenin “resmî” bir zamanı vardır. O zaman, vakt-i kerahet, yani ufkun
kızarmaya başladığı, güneşin batayazdığı zamandır.
Sabah rakısına
“sabuh” denir. Arkasından bir öğle uykusu güzel gelir.
Öğle rakısı bir
tektir.
RakI nasIl İçİlİr?
Bu kısmı, bırakalım
üstat Aydın Boysan anlatsın:
“Bardağa ya da adı
kadeh ise, ona, önce rakı dökülmez, önce soğuk su sonra soğuk rakı dökülür. İyi
karışma böyle sağlanır. Böylece içmeye ciddi olarak hazırlanmış kadeh, önce
ağza götürülmez, burna götürülerek koklanır. Derin nefes çekilir.
Daha sonra demci,
arkasına yaslanarak bardağı ağzına yavaşça yaklaştırır ve önce mutlaka yarım
yudum alıp hemen yutmaz. Ağzında yavaşça dolaştırıp, dişleri arasından
ciğerlerine hava çeker. Amaç, mideden önce akciğerlerin de şölenden nasibini
almasını sağlamaktır. Alınacak ikinci yarım yudumdan sonra arkaya yaslanarak
kafa hafiften yukarı kaldırılır, bütün yudum çok yavaş ve kibarca yutulur.
Yutar yutmaz da
oturulan yerde, helezoni olarak yavaşça sallanılır. Bu hareketin ciddi amacı,
rakının mide borusundan helezoni olarak inmesini sağlamak, yani yolunu
uzatmaktır. Bu hareket, fizik kanunlarının bir gereğidir. Çünkü Bektaşilere
göre, rakının bedene en çok zevk verişi, gırtlaktan mideye inişi sırasındadır.
Bu yol helezoni
olarak uzamalıdır ki, demcinin zevki artsın. Herkes bilir: Develerin boynu çok
uzundur. Bu nedenle yolda yürüyen Bektaşi, bir deve görünce kıskanmış ve ‘Vay
anam! Ne güzel içer bu yahu!’ demiştir.”
Rakının içme
süresince soğuk kalması için de muhtelif yöntemler vardır. Misal, tığdan örme
kadeh elbiseleri elin sıcaklığıyla rakının ısınmasını engellerler. Yahut
karlığa, yani parçalanmış buza yatırılan rakı, soğuk kalır.
Muhabbet, adap,
miktar
Rakı sofrasında
rakıdan sonra mezenin geldiği düşünülür. Yanlıştır. Rakıdan sonra muhabbet
gelir. Meze işin kolay kısmıdır. İki parça leblebi de o işi görür. Aslolan ne
yalnız ne de çok kalabalık olmaktır.
Yalnız olmaz. Yalnız
içmek isteyen, meyhaneye gider, tektekçilerin yanına oturur.
Fazla kalabalık
masada da beraber sohbetin olanağı yoktur.
İdeali üç - beş
kişilik masalardır.
Rakı sofrasında
kimse kimsenin sözünü kesmez. Kimse karın doyurmaz. Mezeler, “tırtıklanır”.
Masanın ritmine uyulur. Çok hızlı yahut çok yavaş gidilmez.
Rakı sofrasında asla
sarhoş olunmaz. Hep bir çakırkeyiflik halinin hakim olması beklenir.
İdeali iki dubledir.
Belki bir de arkasından bir tek, “yolluk”.
Mezeler
Rakı sofrasına
çilingir denir. Bu sofrada karın doyurulmaz. Yani, rakının yanında esas olarak
yemek yenmez, meze yenir. Mezelerin seçimi kadar hangi sırayla sunulacağı ve
birbiriyle uyumu da önemlidir.
Çilingir sofrasında
mezeler, küçük porsiyonlar halinde ve yavaş yavaş servis edilir. Amaç uzun
sürecek bir sohbette mideleri ne tok ne aç, keyifli tutmaktır.
Popüler mezeler
şunlardır:
Beyaz peynir, kavun,
cacık, leblebi, can erik, turp, ançüez, lakerda, ahtapot, Arnavut ciğeri,
Arnavut çileği, babagannuş, balık yumurtası, havyar, beyin salatası, biber
dolması, cağırtlak kebabı, çağla, Çerkes tavuğu, çiğ köfte, çiroz, çoban
kavurma, dalak dolması, füme dil, gâvurdağı salatası, hibeş, humus, kabak
çiçeği dolması, kalamar, karides, kirli hanım, kopanisti, likorinoz, mantar
kavurma, midye, muhammara, orospu turşusu, yeşillik, pastırma, pilaki, radika,
tarama, topik, turşu.
Meyhane
Meyhane, Farsça mey
(şarap) ve hane (ev) kelimelerinden oluşur. Yani şarapevi demektir. Fakat
zamanla mey kelimesinin anlamı genişledikçe genişlemiş, bütün içkileri
kapsamıştır. Meyhane kelimesi ise özelleşmiş, esas itibarıyla rakı içilen
lokantaları anlatır olmuştur.
Meyhanenin çıkış
yeri büyük olasılıkla İstanbul’dur. İstanbul’da müsmümanların içki içmesi de
meyhane açması da yasak olduğu için gayrımüslüm mahallelerinde gayrımüslümler
tarafından işletilen yerler olmuşlardır.
4. Murat’ın şiddetli
içki yasağının hemen arifesinde İstanbul’da binden fazla meyhane altı bin
dolayında meyhaneci olduğu biliniyor. Gedik adı verilen işletme ruhsatına sahip
oldukları için gedikli meyhaneler olarak anılan bu işletmelerden yüklü miktarda
vergi alınıyordu. Hatta Osmanlı İmparatorluğu’nda ekonomik krizlerle mücadele
yöntemlerinden birisi meyhane açmayı serbest bırakmaktı.
Gedikli meyhanelere
ek olarak yoksulların gittiği, ruhsatsız mekanlar olan “koltuk meyhaneleri”,
seyyar içki satıcılarından oluşan “ayaklı meyhaneler” de yaygındı.
Cumhuriyetle
birlikte İstanbul’un gayrımüslümlerden “temizlenmesi” sırasında bu geleneksel
meyhanelerin pek çoğu da “temizlendi”. Bugünlerde tekrar canlanmaya başlayan
meyhane kültüründe başı yine İstanbul çekmektedir.
Rakı ve müzik
Rakının mezeyle
birlikte en kral arkadaşı müziktir. Ve müzik de tıpkı meze gibi hassas bir
konudur. Müzik sıralaması ve müziğin şiddeti önemlidir.
Aslolan müziğin
(tıpkı meze gibi) muhabbeti bastırmamasıdır. O yüzden sesinin az açık olması
makbuldür. Bir çok rakı erbabına göre ilk kadehlerde hiç müzik olmaması daha
iyidir. Saat ilerledikçe ses bir miktar açılarak devam edilebilir. Hatta
ilerleyen saatlerde çalan müziğe eşlik edilebilir.
Canlı müzik olacaksa
bu, muhakkak erbap müzisyenlerden müteşekkil bir fasıl olmalıdır. Bugünkü gibi
bir klarnet bir kemanla hep aynı şarkıları bağıra bağıra söylemenin ideal
çilingir sofralarında yeri yoktur.
Bugün çilingir
sofralarında en çok dinlenen müzisyenler Neşet Ertaş, Orhan Gencebay, Zeki
Müren, Ahmet Kaya, Müslüm Gürses, Neşe Karaböcek, Kibariye, Yıldız Tilbe, Erkin
Koray, Selahattin Pınar, Müzeyyen Senar, Tanju Okan, İbrahim Tatlıses, Hamiyet
Yüceses, Ferdi Tayfur, Gönül Yazar, Muazzez Abacı, Behiye Aksoy, Sezen Aksu,
Safiye Ayla ve Bülent Ersoy’dur.
***
Rakıya sanal şiddet
Sosyal medyadaki
Vardar Ovası türküsüne dair gerginlik Yazar Ahmet Ümit’in sanal lince
uğramasına da neden oldu. Ümit dün Twitter’da “Rakıyı çıkarsan şu hayattan, ne
sohbetin tadı kalır, ne dostluğun, ne akşamın, ne dolunayın, ne şarkının, ne
aşkın... #direnrakı” yazınca sanal çarşı karıştı. Azimli rakı karşıtları Ümit’e
karşı bir boykot kampanyası başlatmaya bile karar verdiler. Ümit ise
saldırılara rakı masasına yaraşacak bir karşılık verdi:
“İnançlı inançsız,
partili partisiz, cemaatli cemaatsiz ne olursan ol ama yalan söyleme, küfretme,
iftira atma, zalime uyma,velhasıl insan ol!”
Biz de kendisine
BirGün olarak “Şerefine Ahmet Ümit!” diyoruz.
***
RAKI sözlüğü
ağızda havuz yapmak
Geleneksel rakı kadehlerinin ortadan kalkıp günümüzdeki rakı bardağının
yaygınlaşmasına protesto olarak geliştirilmiş bir tekniktir.
akıntı çağanozu
Sarhoşluk ya da benzeri bir nedenle düzgün, uyumlu yürüyemeyen, eğri adımlar
atan kişi.
alkolsavar Şair
Cemal Süreya’nın özellikle kalp tedavisi gördüğü dönemde içindeki içki isteğini
bastırmak için yaptığı soda-limonyoğurt karışımı.
anberiye Eski
dönemde rakıya verilen adlardan biri.
barut Halk dilinde
rakı.
bıçak silme Müslüman
akşamcıların ramazan başlamadan önce mesirelerde yaptığı son içki âlemi; defter
kapama da denir.
binlik Yaklaşık üç
buçuk litre rakı veya şarap alan kap; Osmanlı döneminde gedikli meyhanelerde
uygulanan standart ölçek.
büyük Halk dilinde
70 cl.’lik rakı.
caba Meyhanelerde
sofranın sonunda mastori tarafından ücretsiz olarak ikram edilen rakı, bir tür
yolluk.
cenazeyi kaldırmak
Meyhanede hesabı almak.
Fahrettin Kerim
1950’li yıllarda, Fahrettin Kerim Gökay’ın valiliği sırasında piyasaya çıkan
Yeni Rakı’nın 25 cl.’liğine rakıcılar tarafından verilen kinayeli ad. Gökay,
içkiye karşı amansız mücadelesiyle tanınmış bir Yeşilaycıydı. Çok kısa boylu ve
tıknaz olduğu için, rakıcılar 25’lik Yeni Rakı’nın tombul şişesini ona
benzetti.
gençlik suyu Salâh
Birsel edebiyatında rakı.
humâr İçkinin başa
vurması, içki sonrası hissedilen baş ağrısı; sarhoşluk halinin aşktan başı
dönmüşü andıran görüntüsü.
işret İçki içmek.
katır sidiği (at
sidiği) Jargonda bira.
kaylule Sabuh denen
sabah rakısını aldıktan sonra yatılan öğle uykusu.
kozmonot Halk
arasında dengesini kaybedecek kadar çok içki içmiş kimse.
maestro Eski
meyhanelerde barbalara verilen verilen ad.
pangodoz Ayyaş.
pîr-i mugan
Meyhaneci; ateşe tapanların, zerdüştlerin piri. Özellikle ihtiyar meyhaneciler
için kullanılır.
vorıs bak! Ermenice
k..çımı öp. Ermeni klarnet ustası Hrant Lusigyan’ın yaydığı özel bir kadeh
kaldırma ritüeli. Buna göre, “Vorıs bak!” denildikten sonra kadeh kaldırılıp
dip kısmından öpülür, öyle içilir.
(Rakı Sözlüğü, Rakı
Ansiklopedisi’nden derlenmiştir)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder