11 Temmuz 2025 Cuma

FABRİKASININ BACASI ZEHİR SAÇIYOR (KATİLİNE AŞIK İNSANLAR)

BAĞFAŞ GÜBRENİN SAHİBİ RECEP GENCER ÖLMÜŞ



Bağfaş Gübrenin sahibi Recep Gencer, 97 yaşında hayatını kaybetmiş. Allah rahmet eylesin diyenlere de, güzelleme yapanlara da birkaç sözüm var.
Yıllar boyunca Bandırma ve Erdek Körfezi’ni zehirleyen o fabrikanın bacasına filtre takılmadı. Takıldığı zaman da çalıştırılmadı. Bu yüzden genç yaşta nice insan kanserle boğuştu, boğuşuyor. Bandırma’da kanser, bronşit, astım gibi hastalıklar sıradanlaştıysa, bunun baş sorumlusu o fabrikadır. O fabrikanın doğaya, insan sağlığına verdiği zarar, hemen karşısındaki tepeden çıplak gözle bile görülebilir.
Yıllar boyunca işçilerin örgütlenmesine, sendikalaşmasına karşı çıktı, sendika isteyen işçiler toplu halde işten çıkarttı. Sendika kurulduğunda bile grevsiz, toplu sözleşmesiz bir biçimde çalışmaya devam edildi. Bugün hâlâ durum değişmiş değil.
Ve şimdi… Sınıf bilincinden nasibini almamış, lümpen hayatı yaşam tarzı bellemiş bazı Bandırmalılar, bu adamın ardından methiyeler diziyor. Oysa o zarar sadece bugün seni değil, çocuklarını, torunlarını da etkileyecek.
Sevenlerinin başı sağ olsun. Katiline Aşık Güzel İnsanlar.

***


Birinci fotoğraf: Ne kadar zengin olursan ol, sonunda gideceğin yer belli: Toprak.



İkinci fotoğraf: Ezenin mi yanındasın, ezilenin mi? Bu, sınıfsal bilincin fotoğrafı. Sosyal Demokratlığı sözde yere düşürmeyen CHP Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza ve CHP Erdek Belediye Başkanı Burhan Karışık cenazede saf tutanlar...



Bu kareler, Bağfaş’ın sahibi Recep Gencer’in cenaze töreninden.
Yıllarca Bandırma ve Erdek Körfezi’ni filtre taktırmadan çalıştırdığı fabrika bacalarıyla zehirledi. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletti. Yüzlerce insanı genç yaşta kanser etti. İşçilerin alın terini büyüttü, emeği sermayeye dönüştürdü. Temiz bir dünya bırakmadan göçtü gitti.
Ancak o tabutun başında toplananlara bakınca, ne vicdan ne de hafıza vardı. İmam “Nasıl bilirdiniz?” diye sorduğunda, sıraya dizilenler, “İyi biliriz, Allah rahmet eylesin” dediler.
İşte burasıdır asıl trajedi.
Bir ömür doğaya, insana, geleceğe ihanet etmiş, çocukların geleceğini çalmış birinin ardından, sosyal demokrat olduğunu iddia edenler bile o yalancı “rahmet” korosuna katıldı.
Sosyal demokratlar emekten yana tavır alır, sendikal örgütlenme, insan hakları, doğayı, denizi, temiz havayı savunur ve çocukların geleceği için yarınlara sahip çıkar.
Bu da bizim ülkemizin en büyük ilüzyonudur:
Sınıfsal mücadeleyi unutan, adaleti görmezden gelen bir sosyal demokrasi…
Bizde sizi iyi biliriz.
Ozan
04.Tennuz 2025

Hiç yorum yok: