Lozan’ın 102. Yılında Titrek Hafızalar ve Unutulmuş Direniş
Bugün, Türk milletinin emperyalizme karşı verdiği büyük mücadelenin belgesi olan Lozan Barış Antlaşması’nın 102. yıldönümüdür. 24 Temmuz 1923'te imzalanan bu antlaşma, Sevr'in zincirlerini parçalayan bir milletin iradesiyle yazılmıştır. Lozan, yalnızca bir diplomatik zafer değil, bir milletin bağımsızlık tapusudur.
Bugün, Türk insanının zihinsel ve sosyolojik dönüşümüne kafa yorarken, 23 Temmuz 1923’ün ışığında, 23 Temmuz 2016’da Orhan Gökdemir’in kaleme aldığı "Titrek Hamsi Bildirisi" yazısı geliyor aklıma. Bu yazı, yalnızca geçmişi değil, bugünü de açıklayan derin bir halk çözümlemesidir:
“Manisa… 12 Eylül’e giden karanlık günlerde, Süleyman Demirel’in mitingi vardır. On binlerce kişi "Kurtar bizi baba!" diye haykırır. Demirel, kalabalığın sevgisiyle beslenir, fötr şapkasıyla gülümseyerek meydanı selamlar.
Yine Manisa… 12 Eylül darbesi gerçekleşmiş, bu kez aynı meydanda Kenan Evren vardır. Demirel tutukludur artık. Aynı halk bu kez "Kurtar bizi paşa!" diyerek Evren’e sığınır.
Giresun, Bulancak… 12 Eylül karanlığı henüz inmemiştir. Ülkede bitkisel yağ kıtlığı yaşanır. Tüccarlar yağ stoklayıp karaborsada satar. "Bizim çocuklar", yani halktan yana olan genç devrimciler, bu karaborsacıların deposunu basar. Yağlara el koyar, halka dağıtır. Halk, onları yağla değil, dualarla uğurlar.
Ama 12 Eylül geldiğinde... Aynı halk, aynı çocukları 'terörist' diye ihbar eder. Dua eden eller, ihbar eden parmaklara dönüşür. O çocuklar yıllarca işkencelerden geçer, cezaevlerinde çürür. O baskına katılan Recai, o karaborsacı tüccar tarafından vurulur, kafasında kurşunla yaşar. Hâlâ yaşıyor, hasta, elinde buruşuk defteriyle devrim günlüğü tutuyor.
Ve yazar ekler:
"Halkımızın diyalektiğidir bu. Yardım edersen seni sever ama korku kapıyı çaldığında korkutandan yana olur hep. Hayatta kalmanın yolunun bu olduğunu öğrenmiştir ta Osmanlı'dan beri."
Bu yazı, bir hafıza manifestosudur. Kimin dost, kimin düşman olduğu; kimin halktan, kimin devletten yana durduğu, çoğu zaman unutulur bu coğrafyada. Bugün de öyle değil mi? Emperyalizmin gölgesinde yürüyenler, bağımsızlık nutukları atıyor; Lozan'ı küçümseyenler, Sevr’e kapı aralıyor.
Lozan, sadece bir antlaşma değildir. Lozan, Türkiye'nin ayağa kalktığı, egemenlik hakkını tüm dünyaya haykırdığı bir milattır. Bu miladı unutturmak isteyen her girişim, bilerek ya da bilmeyerek Sevr’in ruhunu yeniden diriltmeye çalışmaktadır.
Ve eğer hafızamız titrekse, geleceğimiz de karanlıktır.
Ozan
24 Temmuz 2025

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder