ÜÇ AYAKLI TUZAK - 2
BOP’un Güncel Versiyonu – Etnik, Dini ve Siyasal Tuzak
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), yalnızca Ortadoğu ülkelerinin haritasını değiştirme planı değildi. Aynı zamanda bu ülkelerin rejimlerini, toplumsal yapısını, kimlik algılarını ve bağımsızlık reflekslerini de değiştirme operasyonuydu.
Türkiye, bu küresel projenin en kritik halkasıydı. Hem Müslüman hem laik bir cumhuriyet, hem NATO üyesi hem de bağımsızlıkçı bir mirasın taşıyıcısıydı. Yani hem hedef, hem engeldi.
Bugün geldiğimiz noktada, BOP’un askeri değil, siyasal dizayn etabı tamamlanmak üzere. Üç ayaklı bu yeni dizaynda;
• AKP, Siyasal İslam’ın devletleşmiş haliyle,
• MHP, “milliyetçi” görünümle kurumsal devletin teslimiyetini meşrulaştırarak,
• DEM Partisi ise etnik talepleri “demokrasi” perdesi altında bölgesel ayrışmaya zemin yaparak…
aynı masaya oturtuldu. Her biri farklı bir kesime hitap ediyor; ama hepsi aynı hedefe çalışıyor: Ulus devletin çözülmesi.
1. Etap: Laik Cumhuriyetin Aşındırılması
Sistematik biçimde tarikat ve cemaatler desteklenerek eğitimden yargıya dek her alan dini yapılarla dolduruldu.
Laiklik yalnızca ihmal edilmedi; suç haline getirildi.
Milli Eğitim Bakanlığı, adeta tarikatların şube müdürlüğüne dönüştürüldü.
İmam hatipler yaygınlaştırıldı, bilimsel eğitim zayıflatıldı.
Amaç neydi?
Cumhuriyet’in “akılcı yurttaş” modelini tasfiye ederek yerine “itaatkâr ümmet” modeli koymak.
2. Etap: Milliyetçi Görünümle Devletin Teslimiyeti
MHP, bir dönem “BOP’un eş başkanı olmakla” suçladığı AKP ile kol kola girdi.
Üstelik bu ortaklık, yalnızca siyasi çıkar birliği değil; rejim değişikliğine zemin hazırlayan bir mutabakat haline geldi.
Başkanlık sistemiyle birlikte, denge ve denetim mekanizmaları devre dışı bırakıldı.
Yargı, yürütmeye bağlandı. Kuvvetler ayrılığı yerine kuvvetlerin tekliği geldi.
MHP’nin “Devlet Bekası” söylemi, aslında devletin demokratik reflekslerini ortadan kaldırmak için kalkan oldu.
3. Etap: Etnik Fay Hattının Derinleştirilmesi
DEM Partisi, haklı Kürt taleplerini “bölgesel özerklik” kisvesi altında bir ayrışma stratejisine dönüştürdü.
Bunun arkasında yalnızca bir iç dinamik değil; Amerikan aklı var.
Suriye’de kurulmak istenen “koridor” ile Türkiye içindeki etnik talepler birbirine entegre edilmek isteniyor.
DEM, bir yandan “demokrasi” söylemiyle meşruiyet ararken, diğer yandan siyasi pozisyonunu AKP ile pazarlık masasına taşıyarak taviz siyasetine oynuyor.
Sonuç: Türkiye Üç Koldan Kuşatıldı
1. Dini kuşatma: Tarikatlar ve cemaatlerle.
2. Milliyetçi kuşatma: Devletin partiye dönüşmesiyle.
3. Etnik kuşatma: Ayrışmayı meşrulaştıran “demokratik taleplerle”.
Ve hepsi tek bir ortak hedefe yöneliyor:
Ulus devletin çözülmesi, rejimin dönüştürülmesi ve emperyalizme tam bağımlılık.
Soru Şu:
Bu tabloyu halk görebiliyor mu?
Yoksa üç farklı renge boyanmış aynı duvarın önünde, birbirini suçlayan ama aynı tuzağın içinde debelenen aktörlerin tartışmalarına mı esir olduk?
Ozan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder