Hemen hemen aynı zamanlarda gazeteciliğe başladığımız Soner Yalçın ile kelimenin gerçek anlamıyla “ayrı dünyaların insanları”yız. Yıllar boyunca temel birçok meselede zıt görüş açılarına sahip olduk. Son olarak Ergenekon, Balyoz gibi soruşturmalara da çok farklı açılardan baktık.
Gazetecilik yapış tarzlarımızın da farklı olduğunu, ilgilisi bilir. Bu noktada, Odatv’yi düzenli olarak izlediğimi, başarılı bulduğumu ama beğenmediğimi rahatlıkla söyleyebilirim.
Ama bir insan sadece kendisi gibi olanların değil, kendisinden farklı düşünenlerin, hatta düşmanlarının da hak ve hukukunu gözetmesi halinde demokrat olabilir. Maalesef Türkiye ve Türk medyası “kendine demokratlar” ile dolu.
Nitekim Odatv baskınından sonra “geç bile kalındı”, “sonra da şunları alın” diye sevinç çığlığı atanları da gördük. Bu “leş kargaları”nın içinde yolları bir ara Odatv ile kesişmiş olanların da bulunması kafaları daha da karıştırıyor.
Medyada kendisi gibi düşünmeyenlere her şeyi mübah görenler sadece tek bir kutupta yer almıyor. Daha geçenlerde bir meslektaşımız, aralarında benim de bulunduğum 25 kişilik bir “kin tutulması” gerekenler listesi yayınladı. Ne diyeyim, Allah sonumuzu hayır etsin!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder