18 Şubat 2011 Cuma

‘Sahiller’den çalınan 10 vekillik son anda kurtuldu... Ama yetmez!

18 Şubat 2011 Cuma
Hiç yazmadıysam on kez yazdım... Katıldığım her konferansta, söyleşide, panelde mutlaka dile getirdim... Dedim ki:
“İleri demokrasi adına ya olmadık işler yapılıyor ya da detayla uğraşılıyor... Oysa gerçek demokrasilerin olmazsa olmazlarından ilki, seçmenlerin oylarının eşit olmasıdır. Bizde ise oylar; mevcut Seçim Yasası nedeniyle kesinlikle eşit değil. Örneğin küçük illerdeki 40 bin vatandaşımızın oyu bir milletvekili seçmeye yeterken, nüfusu yoğun illerde yaşayan 70-75 bin kişi bir milletvekili seçebiliyor. Bu saçmalık düzeltilmedikçe, kimse bu ülkede oyların eşit olduğunu öne süremez ve gerçek bir demokrasiden söz edemez!”
H H H
Bu sözler siyasetçilerin bir kulağından girip, diğerinden çıktı...
Sözüm ona, “İleri demokrasi”ye geçmek adına her türlü komikliği yapan iktidarlar, lütfedip de Seçim Yasası’nı ve Siyasi Partiler Yasası’nı demokrasiye yaraşır hale getirmediler.
Çünkü mevcut sistem; işlerine geliyordu!
Tarikatların, cemaatlerin, aşiretlerin pençesindeki küçük illerden “blok oy” alarak, hak ettiklerinden çok daha fazla vekile sahip olmanın keyfini sürüyorlardı...
Bu çarpıklığı düzeltmedikleri gibi, mevcut Seçim Yasası’nda sessiz sedasız bir değişiklik yapıp, “nüfusu iki milletvekili çıkartmaya yetmeyen illere en az iki milletvekili çıkarma hakkı” tanıdılar...
Böylece; Ardahan, Artvin, Bartın, Bayburt, Bilecik, Gümüşhane, Iğdır, Kilis, Tunceli ve Yalova’da yaşayan seçmenlere büyük bir “ayrıcalık” sağladılar!
Diyelim ki siz Kadıköy’de 75 bin kişi ile bir milletvekili seçebilirken, nüfusu 50-60 bin olan illerin Meclis’e iki vekil birden sokmasını başardılar!
Zaten çarpık olan düzene eklenen bu kambur, nihayet dün Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla ortadan kaldırıldı...
Yüce Mahkeme, Milletvekili Seçim Kanunu’nda yapılan ve nüfusu az olan illerin milletvekili sayısını 2’ye çıkaran son değişikliği iptal etti.
H H H
Peki; bu iptal, seçmenlerin oylarını eşit hale getirdi mi?
Yani; yeter mi?
Hayır!
Çünkü küçük illerin en az iki vekile sahip olmalarını öngören düzenleme iptal edildi ama önceki çarpıklık aynen sürüyor...
Bu ülkedeki seçmenlerin oyları hâlâ gerçek anlamda eşit değil!
H H H
Canım; benimki de lâf mı? Tutturmuşum bir “eşitlik” diye, başka şey bilmiyorum!
Hayali darbecileri yakalayıp yargılayalım, rüyalarda görülen suikast girişimlerini bahane edip “kozmik oda”ları basalım...
İleri demokrasiye ancak o zaman geçeriz!
Değil mi?

*****
ANITKABİR!

Balyoz’dan tutuklanan askerlerin eşleri cumartesi günü Anıtkabir’de buluşma kararı aldı.
Eylemin amacı belli: Yaşanan hukuksuzluklara karşı hukuku savunmak!
Buluşma yeri Anıtkabir olunca, kendini yazar sanan bazı zıpçıktılar akıllarınca dalga geçmeye başladı...
Bırakın geçsinler!
Çünkü bu zavallılar bilmez ki; Atatürk sevgisi, bu halkın olmazsa olmazıdır...
Bayramda gider, evlenince gider, askere giderken uğrar, çocuğu olunca çocuğunu götürmek için gider...
Peki; bu zavallı yandaş tayfası nereye gider?
Kim iktidarsa, onun
kapısına...
Eeee; ne de olsa Anıtkabir’de insana hak etmediği koltuk ve para dağıtılmıyor!


*****
GÜNÜN SORUSU

Sorum; gazeteciler ve subaylar gözaltına alınıp tutuklanırken, “Konu yargıya intikal etmiştir, susalım” diyen iktidar sahiplerine ve onun yağdanlıklarına:
Kendi hakkınızda açılan davalarda neden aynı özeni göstermiyor ve yeri göğü birbirine katıyorsunuz? Sizin canınız daha mı tatlı?


*****

Soner’e saldıranların çoğunun mutlaka bir kuyruk acısı var!

Soner Yalçın’la üç gazetecinin Ergenekon kapsamında gözaltına alınmasından sonra yandaş medyada çıkan yazıları okuyorum da...

Kulaklarıma kadar kızarıyorum!
“Yazı” olarak köşelere konan o şeyleri yazanlar sözüm ona gazeteci, demokrat ve hatta liberal!

Kimileri tamamen kişisel nedenlerle saldırıyor... Ve o kadar yüzsüzler ki; bunu bir de övünülecekmiş bir şeymiş gibi açık açık yazıyorlar:

“Onlar benim için şunu demişlerdi, bak işte Allah verdi cezalarını... Oh olsun!”

***

Yazarlığın düştüğü bu içler acısı hali gördükçe; ne yalan söyleyeyim, Uğur Mumcu’ya ve Abdi İpekçi’ye kızıyorum:
Boş yere savaşmışsınız be abiler, boşuna ölmüşsünüz!
Çok mu lazımdı dürüst olmak, demokrasiyi, laikliği, cumhuriyeti savunmak?
Siz de bir kapıya kul olup, küpünüzü doldurmaya baksaydınız ya!

Görün işte; yerinizi kimler aldı!
Değdi mi öldüğünüze?




MUSTAFA MUTLU / VATAN

Hiç yorum yok: