Devlet Bahçeli'nin Grup Toplantısındaki Sözleri ve Özgür Özel'in Çelişkili Tutumu
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 1 Ekim 2024 sabahı partisinin grup toplantısında yaptığı sert çıkışlarla gündem oluşturdu. Bahçeli, konuşmasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e doğrudan seslenerek şu ifadeleri kullandı:
"Özgür Özel, sana diyorum; iddiaların aynen şahsın gibi çürüktür. Bastığın yaş tahta, bindiğin patlak lastikli dolmuş, tutsağı olduğun tezvirat cambazlığı seni hiçbir yere götürmeyecektir. Herkes haddini bilsin, hudut ihlalinden kaçınsın. Kapımızın önünde baykuş öttürmeyiz; kanat çırpan akbabaların da kanatlarını yolar koparırız. Mahkeme kararı açıklanmadan, adalet yerini bulmadan, güya ve gıyaben hüküm verenler iftiralarının günahına iki cihanda da katlanacaklar. Camiamız bu rezillere hakkını hiçbir zaman helal etmeyecektir. Buradan sesleniyorum: Halk TV ve CHP ayağınızı denk alın. Dört soytarı muhabirle Milliyetçi Hareket Partisi’ni sorgulayamazsınız, sorgulatmayız."
Yukarıdaki sözler yenilir yutulur değil.
Bahçeli'nin bu sözleri siyaset arenasında büyük yankı buldu. Özellikle basına yönelik tehditkar ifadeleri dikkat çekerken, toplantıda adını verdiği dört gazeteci - Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Murat Ağırel ve Şule Aydın - üzerinden bir tartışma başladı.
Ancak, Bahçeli'nin sabahki sert çıkışlarıyla öğleden sonra meclis açılışında sergilediği tutum arasındaki çelişki de gözlerden kaçmadı. Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile yüz yüze geldiğinde şunları söyledi: "Birbirimizi kırmıyoruz, umarım alınmadınız. Kürsüde söylenenler siyaset gereğidir."
Bu sözler, Bahçeli'nin sabahki sert ve tehditkar üslubuyla tam bir tezat oluşturuyordu. Özgür Özel, kendisine yapılan ( Özgür Özel, sana diyorum; iddiaların aynen şahsın gibi çürüktür. Bastığın yaş tahta, bindiğin patlak lastikli dolmuş, tutsağı olduğun tezvirat cambazlığı seni hiçbir yere götürmeyecektir. Herkes haddini bilsin, hudut ihlalinden kaçınsın) hakareti kabul etmiş olabilir. Ancak Bahçeli'nin "Dört soytarı muhabirle Milliyetçi Hareket Partisi’ni sorgulayamazsınız, sorgulatmayız" diyerek hedef aldığı gazetecilere sahip çıkması beklenirdi. Maalesef, bu dört gazeteciye yönelik tehditler karşısında sessiz kalınması, siyasetin etik boyutunu bir kez daha sorgulatır hale getiriyor.
Sonuç olarak, Bahçeli’nin sabah sert eleştirilerle yüklü söylemleri ve öğleden sonra uzlaşmacı tavrı Türk siyasetinde alışık olduğumuz kirliliği ve ikiyüzlülüğü bir kez daha gözler önüne serdi. Ancak, bu süreçte asıl mağdur olanların, hedef alınan gazeteciler olduğu açıktır. Ya gazetecilere kötü bir şey olursa hesabını kim verecek yada soracak?
Asıl sorulması gereken soru şu
" CHP'ye ve onun genel başkanına hakaret edilirken susan bir parti ve genel başkanı beni, toplumu, haklarımızı nasıl koruyacak ve hesap soracak?"
Ozan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder