Aynı Şeyi Yapıp Farklı Sonuçlar Beklemek
Albert Einstein, "Delilik, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir" der. Bu sözü düşündüğümüzde, Demokratik Eylem ve Mücadele (DEM) partisinin, Einstein’in bu sözüne benzer şekilde, aynı stratejiyi tekrar tekrar uygulayarak farklı sonuçlar bekleyip beklemediğini sorgulamak kaçınılmaz hale geliyor.
Cumhur İttifakı, yeni bir çözüm süreci başlatma niyetinde olduğunu iddia ederken bugün (15 Ekim 2024) mecliste, "CHP'nin suça bulaşan gençlerin sayısındaki artışın nedenlerinin araştırılmasına ilişkin" grup önerisini, AKP ve MHP’nin oylarıyla reddetti. Suça bulaşan gençlerin sayısındaki artışın nedenlerinin araştırılmasına karşı çıkanlarla gerçekten çözüm süreci yapılabilir mi?
MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, "Sayın Genel Başkanımızın hamlesi, bir taviz, yumuşama, normalleşme adımı değil, bilakis normalin maliklerinin, mekanın sahiplerinin hatırlatılmasıdır." diyerek, "normalin maliklerinin, mekanın sahiplerinin kendileri olduğunu" belirtiyor. Hangi cüret ve akılla kendilerini devletin sahibi sananların sözü güvenilir sayılabilir?
2011-2015 yılları arasında Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümeti ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) arasında yürütülen çözüm süreci ve sonrasında yaşanan olaylar hafızalardan silinmiş değil. O dönemin ağır sonuçları göz önüne alındığında, bu yaşanmışlıkların unutulması mümkün değildir. HDP’nin o dönemdeki genel başkanı Selahattin Demirtaş hâlâ hapishanede yatmaktadır. Aynı şekilde, partinin milletvekili Gülten Kışanak da hâlâ cezaevindedir. Seçilmiş Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı, görevden alınıp yerine kayyum atanmış ve kendisi de hapishaneye konulmuştur.
14-28 Mayıs 2023 tarihlerinde yapılan genel seçimlerde, AKP kendisine oy vermeyenleri HDP'li veya DEM partili olarak ötekileştirmiş, teröre destek verdiklerini iddia ederek HDP'nin kapatılması ve hazineden yardım almasının engellenmesi için her türlü girişimde bulunmuştur. Bu yaklaşım, toplumda ayrışmanın ve kutuplaşmanın derinleşmesine sebep olmuştur. Demokratik bir toplumda insanların siyasi tercihlerine saygı gösterilmesi gerekirken, iktidar partisinin bu şekilde bir tutum sergilemesi, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne olan inancı sarsmaktadır.
Bu noktada, DEM partisinin benzer bir stratejiyle farklı bir sonuç bekleyip beklemediği tartışmalıdır. Ülkenin geçmişte yaşadığı deneyimler ve ödenen ağır bedeller göz önüne alındığında, aynı yöntemlerle farklı bir sonuç elde edilemeyeceği açıktır. Siyasetin, geçmişten ders çıkararak daha akılcı ve kapsayıcı bir yol izlemeyi gerektirdiğini unutmamak gerekir.
Değerlendirme ve Öneriler
DEM partisinin, HDP ile benzer bir yol haritası çizmek yerine, demokratik değerler temelinde ve kapsayıcı bir dil kullanarak halkın farklı kesimlerini bir araya getirecek yeni bir strateji geliştirmesi önemlidir. Geçmişin hatalarından ders alarak, daha yapıcı ve çözüme odaklı bir politika benimsemek, toplumun bir arada yaşama iradesini güçlendirecek ve kutuplaşmayı azaltacaktır. İleriye dönük olarak, siyasi aktörlerin daha açık, şeffaf ve demokratik bir süreç izlemeleri, hem partilerin hem de halkın çıkarına olacaktır.
Bir Kürt atasözü şöyle der: “Yavaş gidiyorum, bela bana yetişiyor; hızlı gidiyorum, ben belaya yetişiyorum.” Zaman ve zemine dikkat ederek hız ayarı yapmak önemlidir.
Ozan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder