12 Nisan 2025 Cumartesi

ATATÜRK'TEN SONRA DÜŞMANLAŞTIRILAN GENÇLİK



Gençliğe Düşmanlık Geleneği

Bu ülkede Mustafa Kemal Atatürk’ten başka hiçbir lider gençliğe gerçekten güvenmemiştir. Aksine, gençliğe karşı hep bir şüpheyle, baskıyla, düşman hukuku anlayışıyla yaklaşılmıştır. Oysa Atatürk, kurduğu çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni gençliğe emanet etmiş, onlara yalnızca bir gelecek değil, aynı zamanda bir sorumluluk da bırakmıştır. Bu yaklaşımının en somut ve sarsıcı kanıtları, “Gençliğe Hitabe” ve sansürlenmiş “Bursa Nutku”dur.

Mustafa Kemal Atatürk.

O, gençliği tehdit değil; gelecek bildi. Cumhuriyeti, bu memleketin en kıymetli emanetini, yeni filizlenen beyinlere, yürekleri yanan yüreklere teslim etti

O nedenle,

“Gençliğe Hitabe” onun vasiyetidir; ne yapılmalıyı,

“Bursa Nutku” ise susturulan çığlığıdır, nasıl yapılmalıyı anlatır.
Ama sonrası...
Sonrası karanlıkla örülmüş bir tarihin utanç sayfasıdır.
Bir ülkenin özgürlük düşü kuran evlatları, idam sehpalarına götürülürken, meclislerde eller kalktı; liderler susarak suç ortaklığı etti.
Atatürk’ün devrimlerini yaşatma, ileri taşıma ve emperyalizme karşı tam bağımsızlık mücadelesini sürdüren Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Hüseyin Cevahir, Yusuf Aslan ve daha nice gençler, 1970’li yıllarda bu ülkede idamla, infazla susturulmak istendi. Üstelik bu zulme sessiz kalan, onay veren liderler, genel başkanlar, sistemin suç ortakları hâlâ tarihin aynasında yüzlerine bakamadan duruyorlar.
Yetmedi... 12 Eylül 1980’de faşist darbe ile yaşı büyütülerek darağaçlarına gönderilen gençleri de gördük. Bu ülke, devrimcileriyle, sorgulayanlarıyla, haksızlığa karşı çıkan gençleriyle hep savaştı. Onları anlamak yerine onları yok etmeyi tercih etti.
Bugün ise AKP iktidarının otoriter korku iklimine direnen gençler, daha adil, daha demokratik, laik, bilimsel temelli bir eğitim sistemiyle yönetilen, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir Türkiye hayal ettikleri için cezalandırılıyorlar. Anayasal bir hak olan “kimseden izin almadan demokratik talepler için gösteri ve yürüyüş düzenleme hakkı” bile hiçe sayılıyor. İstanbul’un kalbinde, Saraçhane Meydanı’nda sadece düşüncelerini haykırdıkları için gençler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.

Ve şimdi…
Yıl 2025.
Atatürk’ün "hürriyet onların damarlarında gezer" dediği gençler, bir meydanda, Saraçhane'de,
anayasal haklarını kullanırken demir kapılar ardına atılıyor.
Korkmuyorlar, çünkü haklı olanın yüreği, zincir tanımaz!

Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği bu ülke, onun ölümünden sonra, gençliğe düşman bir zihniyetin karanlığına teslim edilmiştir. O karanlık, bugün hâlâ üzerimize çöküyorsa, bize düşen Atatürk’ün gençliğe duyduğu inancı yaşatmak ve yeniden özgürlükleri, eşitliği, adaleti savunmaktır.
Bir ülke düşünün:
Kurucusu gençliğe inanmış, ama ardından gelenler gençlikten korkmuş.
Kendi evlatlarından korkan bir devletin, kendi vicdanıyla yüzleşmesi şarttır.
Artık bu ülke, yönünü yeniden o ilk bakışa, o ilk inanca çevirmelidir.
Çünkü bir milletin gençliğini yitirmesi, geçmişine ihanet, geleceğini yok etmek demektir..
Ozan
8 Nisan 2025



Yorum Yap

Hiç yorum yok: