CHP’nin İdeolojik Bunalımı" başlıklı paylaşımım üzerine bazı sayfa dostlarımdan şu tür yorumlar geldi: “Bu dönemde CHP eleştirilir mi?”
Tam da bu zihniyet yüzünden, zamanında Ekmeleddin İhsanoğlu gibi toplumda karşılığı olmayan bir isim cumhurbaşkanı adayı yapılabildi.
2017’deki referandumda “mühürsüz oyların” geçerli sayılmasına itiraz etmek yerine, suskunlukla meşrulaştıran bir muhalefet tablosu gördük.
2023 seçimlerinde ise, toplumda karşılığı daha yüksek olan isimler varken, Kılıçdaroğlu’nun adaylığı dayatıldı ve seçim heba edildi.
Bugün CHP, Türkiye toplumunun önemli bir kesimi için "tek seçenek" haline gelmiş durumda. Bu nedenle hata yapma lüksü yoktur. Hele ki halkın “çözüm değil pusu masası” olarak gördüğü bir sürecin parçası olmasına sessiz kalmak, gelecekte daha büyük kırılmaların önünü açabilir. Çünkü, CHP'nin bulunması o masaya meşrutiyet kazandırması demektir.
Unutulmamalı ki:
CHP, artık sadece "muhalefet partisi" olarak tanımlanamayacak kadar geniş bir rolün eşiğinde. Türkiye'nin yeni kuşak seçmenlerini, değişen sosyolojisini ve siyasal dönüşümünü doğru okuyamazsa sistem içi bir denge unsuru olarak kalabilir. Ama doğru bir yön belirlerse, gerçek bir iktidar alternatifi haline gelebilir.
Bu yön:
Türkiye'nin ihtiyacı, ilke-temelli ama çoğulcu, sosyal adaleti önceleyen ama kimliklerle çatışmayan, laikliği koruyan ama toplumsal dinamikleri dışlamayan bir merkez-sol yaklaşımdır.
CHP’nin önündeki asıl görev bu dengeyi kurabilmektir.
Sonuç: Yön, Sadece Politikayla Değil, İdeolojik
Kimlikle Belirlenir
Bir partinin yönü, sadece hangi ittifakı kurduğuyla ya da hangi seçmeni hedeflediğiyle belirlenmez. O partinin ideolojik kimliğini nasıl tanımladığı, topluma hangi değerleri sunduğu, neye karşı neyi savunduğu da en az o kadar belirleyicidir.
CHP’nin yön arayışı hâlâ sürüyor. Bu arayışta doğru soruları sormak, sadece CHP için değil, Türkiye’nin demokrasi geleceği için de yaşamsal önemde.
Ozan
03 Ağustos 2025

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder