1 Ağustos 2025 Cuma

ÖZGÜR ÖZEL'E NEDEN GÜVENELİM

 “Güvenin” Diyorsunuz Sayın Özgür Özel… Peki, Neden Güvenelim?



“Bana güvenin, CHP’ye güvenin” diyorsunuz Sayın Özgür Özel.
Ancak unutmayın: Güven, sözle değil, eylemle inşa edilir.
“Bana güvenin” demek, aslında toplumda derin bir güvensizlik hissinin olduğunu itiraf etmektir.
Bugün halk, iktidara güvenmiyor. Ama aynı halk, o iktidarın 23 yılda yarattığı tahribatın mimarlarıyla aynı masaya oturan bir CHP’yi de istemiyor.
Sokak röportajlarında, anketlerde, sosyal medyada, miting meydanlarında duyulan ses net:
“Bu bir çözüm değil, teslimiyet masasıdır!”
Daha birkaç yıl önce halk, Kemal Kılıçdaroğlu’na güvendi.
Sonuç ne oldu?
Genel başkan olduğu partisine kayyım atanmakla tehdit edildi, belediyelerine kayyım atandı, halkın iradesine darbe vuruldu.
Kendisi ise sessiz kaldı.
Bugün bu enkazdan şikâyet eden siz, Özgür Özel...
Unutmayın: AKP iktidarının 8 yılında siz CHP’nin grup başkanvekiliydiniz.
O koltukta otururken hangi kırmızı çizgiyi savundunuz?
Hangi hesaplaşmayı başlattınız?
Hangi tarihi sorumluluğun gereğini yerine getirdiniz?
Bugün CHP'nin Genel Başkanısınız;
Siyaset, sadece geleceğe dair umut satma sanatı değildir; geçmişin muhasebesini yapmadan, halktan güven istemek, inandırıcı değildir.
Çünkü güven, kişisel çağrılarla değil; ilkelere, tutarlılığa ve cesarete bağlıdır.
Artık bu halk, boş vaatlere değil, somut tavırlara güvenmek istiyor.
Neyi değiştireceksiniz?
Nasıl değiştireceksiniz?
Kimlerle değiştireceksiniz?
Bu üç temel soruya hala net yanıt verilmiyor.
Ve bu sorular yanıtsız kaldıkça, “güvenin” çağrınız boşlukta yankılanmaya mahkûmdur.
CHP, halkın gözünde ne zaman umut olmaya başlasa, bir söylem ya da bir eylemle o umut zedeleniyor.
İşte halkın kırılgan güvenini sarsan asıl neden budur: Tutarsızlık.
Bugün CHP’nin değil, CHP’ye güveni yitiren halkın sesinin duyulmasına ihtiyaç var.
Gerçek bir siyasi program, toplumsal bir mutabakat, ilkeli ve dik bir duruş gereklidir.
Çünkü güven, ancak geçmişin yüklerinden arınmış, halkla birlikte kurulan yeni bir siyasetle inşa edilir.
Ya halkın yanında durur, halkın taleplerini sahiplenirsiniz…
Ya da halkın güvenini bir kez daha yitirirsiniz.
Ve tam da biz bunları konuşurken, CHP “çözüm masasına oturacağız” dedi.
Ama ardından gelen cümle tam bir çelişkiydi:
“Kolona bir çivi dahi çaktırmayız.”
Sayın Özel, hangi kolondan söz ediyorsunuz?
Demokrasi kolonu çökmüş,
Laiklik kolonu yerle bir olmuş,
Hukukun üstünlüğü kolonu paramparça,
Eğitim kolonu yıllardır mezhepsel dayatmalarla çökertilmekte…
Ortada ayakta kalan bir kolon kalmış mı ki siz ona çivi çaktırmamaktan söz ediyorsunuz?
Şimdi sorulması gereken asıl soru şu:
Sizi bu masaya kim ikna etti?
MİT Başkanı İbrahim Kalın’la yaptığınız 30 dakikalık baş başa görüşme mi dengeleri değiştirdi?
Çünkü biliyoruz ki her suçlu, yanına suç ortağı arar.
Daha önce PKK ve Öcalan’la çözüm masası kuran, sonra o masayı yine kendisi deviren iktidar, bu kez o sürece meşruiyet kazandırmak için CHP’yi dahil etmek istiyor.
Çünkü AKP + MHP + DEM denkleminde geçmiş sicil zaten tartışmalı.
CHP’yi sürece ortak ederek, topluma “bakın bu kez herkes var” algısı dayatılıyor.
Ve ne yazık ki CHP yönetimi bu oyunu okuyamadı.
Ya da okudu ama göze alamadı.
Oysa CHP ve Sayın Özgür Özel’in yapabileceği tek doğru hamle vardı:
Çıkıp meydanlarda şu net mesajı vermek:
“Abdullah Öcalan da PKK da Kürt halkının sorunlarının çözümünde meşru muhatap değildir. Biz bu sorunları Kürt halkıyla birlikte, demokratik zeminlerde, barışçıl yöntemlerle çözecek siyasi ferasete ve cesarete sahibiz. Geçmişteki açılım süreci siyasete kurban edildi. Bu kez aynı tuzağa düşmeyeceğiz.”
Bu sözleri söyleseydiniz, bugün Türkiye’nin dört bir yanındaki yurttaşları arkanızda bulurdunuz.
Peki neden söylemediniz?
Son anketler de gösteriyor ki halk bu sürece güven duymuyor:
Türkiye genelinde sadece %30’luk bir kesim bu sürecin terörü bitireceğine inanıyor.
%58’lik çoğunluk ise sürecin başarısız olacağını düşünüyor.
CHP seçmeninin yalnızca %11’i, İYİ Parti seçmeninin ise sadece %8’i sürece olumlu bakıyor.
En yüksek destek ise yine DEM seçmeninden geliyor: %86.
Halkın bu kadar büyük bir çoğunluğunun güvenmediği bir sürece, siz neden bu kadar hevesle ortak oldunuz?
Bu sorulara cesurca yanıt vermedikçe, hiçbir “güvenin” çağrısı yankı bulmayacaktır.


Son söz:
CHP’nin asıl görevi; halkın gerçek sorunlarını, gerçek muhataplarla, açık ve şeffaf şekilde çözmektir.
Masaya değil, meydana dönün.
Karar odalarına değil, sokağın sesine kulak verin.
Aksi takdirde, ne kolona çakacak çivi kalır, ne de o kolonu ayakta tutacak halk desteği.
Ozan
31 Temmuz 2025

Hiç yorum yok: