2 Ağustos 2025 Cumartesi

CHP'NİN İDEOLOJİK BUNALIMI

CHP’nin İdeolojik Bunalımı:

Kemalizm mi, Sosyal Demokrasi mi, Kimlik Pazarlığı mı?



Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin en köklü partisi. Cumhuriyet’i kuran, laikliği anayasal güvenceye alan, kadınlara seçme-seçilme hakkını tanıyan, eğitimi kamusal bir hak haline getiren ve bir imparatorluk enkazından modern bir ulus-devlet çıkaran tarihsel bir rolün taşıyıcısı.
Ancak bugün geldiğimiz noktada, CHP sadece geçmişin gururunu değil, bugünün ideolojik bunalımını da taşıyor. Kemalizm’le mi yürüyecek, sosyal demokrasiyle mi yeniden inşa olacak, yoksa kimlik siyasetiyle günü mü kurtaracak? Bu soruların hiçbirine net bir cevabı yok. CHP, üç farklı istikamette aynı anda yürümeye çalışıyor ama her birinde hem çelişkiler yaşıyor hem güven kaybediyor.


Kemalizm: Kurucu Ruh, Sessiz Taşıyıcılık

CHP’nin genetik kodu Kemalizm’dir. Bu bir efsane değil, tarihsel gerçekliktir. Laiklik, cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik gibi ilkelerle CHP, sadece bir siyasi parti değil, aynı zamanda bir devlet projesidir.
Ancak özellikle son on yılda CHP, Kemalist mirası görünmez kılmaya başladı. Laiklik savunusu ya zayıflatıldı ya sembolik düzeye çekildi. Tarikatlara, cemaatlere, imam hatiplere dair itirazlar, yerini “her kesimi kucaklayalım” söylemine bıraktı. Ulusal bağımsızlık vurgusu zayıfladı; Atlantikçi çizgi sessizce yeniden benimsendi.
Bugün CHP, Kemalizm’i ne reddediyor ne de açıkça savunuyor. Kemalist seçmenin gönlünü kazanmak istiyor ama Kemalizm’in yüklediği siyasal sorumluluğu taşımıyor. Bir anlamda Kemalizm, CHP’nin vicdanı ama vitrini değil.


Sosyal Demokrasi: Slogan Çok, Sınıf Yok

CHP'nin "sosyal demokrat" kimliği de başka bir açmaz. 1960’larda “ortanın solu” söylemiyle başlayan bu yönelim, Bülent Ecevit döneminde halka açılan, emekten yana bir çizgiye dönüştü. Ama 12 Eylül sonrasında bu damar budandı.
Bugün CHP, hâlâ sosyal demokrasi söylemini sürdürüyor ama ortada ne sınıfsal bir duruş, ne de refah devleti perspektifi var. Emekliler, işçiler, küçük esnaf, çiftçi… Bu kesimler CHP için sadece “oy potansiyeli” olarak görülüyor; hak savunusu değil.
Sosyal devletin özelleştirme politikalarıyla tarumar edildiği, eğitimden sağlığa her alanda kamu hizmetlerinin çöktüğü bir ülkede CHP, hâlâ teknokratik programlarla çıkıyor halkın karşısına. Sosyal demokrasi, bir değer olmaktan çıkıp seçim dönemlerinde hatırlanan bir dekor haline gelmiş durumda.


Kimlik Siyaseti: Sessiz Taviz, Stratejik Suskunluk

CHP’nin yaşadığı üçüncü ve en güncel ideolojik sapma ise kimlik siyasetine teslimiyet. “Demokratikleşme” adı altında yürütülen süreçlerde, Türkiye’nin üniter yapısı, laikliği ve toplumsal birliğiyle ilgili tehditler karşısında CHP ya sessiz kalıyor ya da “müzakere zeminidir” diyerek meşruiyet üretiyor.
DEM Parti’yle ittifak ilişkileri veya bu partiye karşı duyulan "aşırı hassasiyet" nedeniyle CHP, ne net bir eleştiri yapabiliyor ne de net bir çözüm sunabiliyor. Bu kararsızlık, hem Kürt seçmeni tam kazanamamasına hem ulusalcı seçmeni kaybetmesine yol açıyor.
Sonuçta CHP, herkese mavi boncuk dağıtan ama kimseye güven vermeyen bir pozisyonda sıkışıp kalıyor.


Çelişkiler Partisi Olmak

CHP bugün tam anlamıyla bir çelişkiler partisi:
Kemalizm’den besleniyor ama laikliği dillendiremiyor.
Sosyal demokrasiyi savunuyor ama sınıfsal dille konuşamıyor.
Kimlik siyasetine itiraz etmiyor ama ülkenin bütünlüğünü garanti altına alacak söylemi kuramıyor.
Bu çelişkiler, halkta güven bunalımı yaratıyor. Seçmen, ilkeli bir duruş bekliyor ama sürekli taktiksel manevralar görüyor. CHP, ideolojik rotasını netleştirmediği sürece, ne iktidar umudu olabilir ne muhalefette kalıcı bir güven kaynağı.


Son Söz: Ya Netleş ya Dağıl

CHP için artık karar zamanı. Ya Kemalist-sosyal demokrat bir çizgide laiklikten, halkçılıktan, sosyal adaletten yana net bir duruş sergileyecek; ya da kimlik pazarlıklarının içinde eriyip iktidarın yedeği olmaya devam edecek.
Çünkü seçmen artık kişisel söylemlerle, geçici ittifaklarla, belirsiz programlarla değil; ilke temelli, tutarlı ve cesur bir siyasete ihtiyaç duyuyor.
CHP ya bu rotayı yeniden inşa eder ya da tarihsel mirasını yavaş yavaş toprağa gömer.
Ozan
02 Ağustos 2025

Hiç yorum yok: