25 Kasım 2008 Salı

Çankaya son umut

Ahmet Altan - 25.11.2008

Devletin kendi parası yoktur.
Paraları halktan toplar.
Toplanan paraları devlet keyfince harcayamaz.
Harcadığı her kuruşun hesabını, o paraların asıl sahibi olan halka vermek zorundadır.
Nereye harcıyor, niye harcıyor, bunları devlet halka anlatmakla yükümlüdür.
Özellikle geri kalmış ülkelerde, devletin başına geçenler “halkın parasını” keyfince harcamaya yatkındır.
Denetim mekanizmalarını mümkün olduğunca azaltırlar.
Denetimin azalması demek, yolsuzluğun çoğalması demektir.
Bunun en acı örneklerini biz depremlerde yıkılan “devlet binalarında” gördük.
Denetimsiz ihaleler sonucu yapılan bu binalar, birer birer çöküp insanları öldürdü.
Avrupa Birliği’nin üyeleri olan ülkeler, halkın parasının nasıl harcanacağını temel esaslara bağlayan bir ihale düzenine bağlılar.
Türkiye’ye de “eğer üye olmak istiyorsanız bu esaslara uymalısınız” diyorlar.
Avrupa Birliği’ni en ciddiye alan parti görünümünde olan AKP ise taa ilk günden beri bu “esaslara” uymamak için diretiyor.
Şimdi yeni bir “ihale yasası” çıkarttılar.
Bu, AKP’nin çıkarttığı on altıncı ihale yasası.
Her yasada, “denetim dışı” bırakılacak ihalelerin sayısı artıyor.
Mesela askerî “araç gereç” alımları için yapılacak ihaleler denetim dışı.
“Denetim dışı” demek, “bu ihaleleri kontrol etmekle görevli kurul bu ihalelerin hesaplarını ve nedenlerini denetleyemez” demek.
Niye “askerî araç gereç” alımları denetim dışında?
Tabii, “milli çıkarlar” gibi bir cevap alacaksınız.
Ben de, bu “milli çıkarlar” neden hiç “halkın çıkarlarıyla” uyuşmaz, diye soracağım.
Halkın gerçekleri bilmesi neden bu ülkede “milli çıkarlara” aykırı?
Halkın çıkarlarından ayrı bir milli çıkar nasıl oluyor?
“Araç gereç” diyerek silah alımlarını “denetim dışı” tutuyorlar ama “postal alımlarının” da denetim dışı kalması isteniyor.
Postal da mı “milli” çıkar?
Denetim dışı kalan sadece askerî alımlar değil.
THY’nin uçak alımları da denetimin dışında bırakılıyor.
Uçak alımları dünyada rüşvetin en fazla döndüğü alanlardan biri.
Kimseyi rüşvetçilikle suçlamıyorum ama “denetim” ortadan kalktığında yolsuzluk ihtimali çok artıyor.
Üstelik sadece THY’nin “uçak” alımı değil, uçaklarda yolculara verilecek yiyecek içeceklerin alımı da denetim dışı bırakılsın deniyor.
Postal denetim dışı, uçaklarda verilen pastalar da denetim dışı.
Pasta da milli çıkar herhalde.
Böyle tonla madde var denetim dışı kalan.
Ayrıca belediye ihalelerinin çoğu da denetimin dışına kaçırılıyor.
Bu ihaleleri denetlemekle yükümlü kurulun, “iptal edilen ihaleleri inceleme yetkisi de” ortadan kaldırılıyor.
Bir ihale düzenleyecekler sonra iptal edecekler ama bunları denetlemekle yükümlü kurul bunun niye yapıldığını araştıramayacak.
Niye bu konunun araştırılmasını istemiyorlar?
“Yabancı” müteahhitlerin Türkiye’de ihalelere girmesi de kısıtlanıyor.
Böylece “rekabet” önleniyor.
Halka en iyi hizmeti verecek olanı seçmek değil mi amaç, neden “yabancıları” dışarıda bırakıyorlar?
Dünyada en iyi hizmeti Türk müteahhitleri mi veriyor?
Daha iyisi varsa bu ülkenin halkı o imkândan neden yararlanmasın?
Avrupa Birliği, “bu yasayı düzeltmezseniz biz 2009 yılında bu konuyla ilgili dosyayı görüşmelere açmayız” diyorlar.
Yani, Avrupa Birliği’yle görüşmelerimiz bu yasa nedeniyle aksayacak.
AKP iktidarı, bu yasayı o kadar çok istiyor ki AB görüşmelerinin aksamasına aldırmıyor.
Niye AKP ihaleleri denetim dışında tutmaya bu kadar önem veriyor?
Halkın çıkarını mı koruyor?
Müteahhitlerin çıkarını mı?
“Askerî araç gereç” alımlarındaki aracıların ve komisyoncuların çıkarlarını mı?
Kimin çıkarlarını koruyor?
Bir hükümet, halkın paralarının söz konusu olduğu böyle hayati bir yasanın nedenlerini halka açıklamak zorunda değil mi?
Neden AB görüşmelerinin aksamasını bile göze alıyor?
Birileri bu ihale işlerinden büyük paralar kazanacak.
Her yanda yolsuzluk işaretleri arayan bir asabiyet içerisine girmek gerekmiyor ama ihaleleri böylesine denetimsiz tutmak istemedeki inatçılığı çok normal karşılamak da mümkün değil.
Bu ihalelerde halkın parası harcanacak ama halk bu paraların nasıl harcandığını öğrenemeyecek.
Avrupa Birliği’nin, bu ihaleleri denetlemekle görevli kurulun ve TÜSİAD’ın karşı çıkmasına rağmen iktidar bu yasayı hazırlayıp Çankaya’ya göndermekte kararlı davranıyor.
Şimdi bu yasanın çıkmasını önleyebilecek tek merci var.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.
Eğer Cumhurbaşkanı Gül yasayı onaylarsa, bu yasa yürürlüğe girecek ve paralar denetimsiz harcanacak.
İstedikleri gibi ihale yapacaklar, ihaleleri istedikleri gibi iptal edecekler.
Avrupa’yla ilişkileri zora sokacaklar.
Cumhurbaşkanı Gül’ün bu yasayı iptal edeceğini ummak istiyor insan.
O da iptal etmezse, paralarımız “ihale” olup uçacak çünkü.


Hiç yorum yok: