Yazarlar / Serdar Akinan
Önümüzdeki hafta SKYTURK’te tam beş gün sürecek bir “düşünce platformu” oluşturuyoruz.
Kürt meselesinin tüm yönlerini 30’a yakın siyasetçi, akademisyen, aydın, gazeteci ve uzmanla 30 saat boyunca canlı yayında tartışacağız.
Bu nedenle son dönemde olan bitenden sonra bölgenin nabzını tutmak amacıyla Güneydoğu’dayım.
Amacım bölgede yaşayan halkla, STK’larla, gazetecilerle, siyasetçilerle konuşup onların görüşlerini de ekrana taşımaktı.
Ancak gelir gelmez yaptığım söyleşilerle bir başka fotoğrafın vahameti beni çok etkiledi.
Kürt çocukların durumu...
İlk olarak 28 Mart 2006’da Diyarbakır’da patlak veren olaylarda gelen görüntülerdeki farklılık dikkatimi çekmişti.
Göstericilerin büyük çoğunluğu çocuklardan oluşuyordu.
Bölgede görevli gazeteci arkadaşlara telefon açtığımda onlar da şaşkınlık içindeydi.
“İlk kez böylesi bir fotoğrafla karşılaşıyoruz. Yüzlerce çocuk her yere saldırıyor. DTP’liler bu çocuklara söz geçiremiyor. Roj TV kameramanı bile dayak yedi...”
Yaşanan bir sosyal patlamaydı.
Diyarbakır’da 18 yaş altında 200 bin çocuk var.
Ortalama altı çocuklu ailelerin olduğu bu demografik yapıda gelir düzeyini, işsizliği, eğitimsizliği ve hemen her evde bulunan TV’lerdeki kaliteli(!) programların yarattığı etkiyi üst üste koyunca nasıl bir profil ve potansiyelle karşı karşıya olduğumuzu daha iyi anlarsınız.
Özellikle Öcalan’a dönük işkence iddialarından sonra 18 Ekim’de başlayan olaylarda sadece Diyarbakır’da 377 gözaltı oldu. İHD kaynaklarına göre bu insanlardan 145’i tutuklandı.
Tutuklananlardan 16 tanesi çocuk... İlkokul öğrencisi...
28 Mart 2006’da ise 91 çocuk tutuklanmıştı.
Bölgedeki avukatlar, yaptıkları görüşmelerde emniyette ve tutukevinde bu çocuklara kötü muamele hatta işkence yapıldığını öne sürüyorlar.
Meselenin siyasi boyutu bir yana bence hem DTP hem AKP bu sosyal boyuta odaklanmalılar.
“80’li yıllarda Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlar olmasaydı PKK bu denli güçlü olamazdı...” yorumuna katılmayan biri var mı?
Siz bu satırları okurken Güneydoğu’daki cezaevlerinde “terör örgütü üyesi” olmak suçuyla yatan onlarca ilkokul öğrencisi var.
Bu çocuklar hangi koşullarda? Kimlerle beraber kalıyorlar? İlgisi olan var mı?
O çocuklar yarın salıverildiğinde ne olacak?
Sadece Diyarbakır’da yaşayan on binlerce çocuk bu potansiyeli taşımıyor mu?
Yeni TCK’nın 314 ve 220. maddelerine göre ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yukarıda anlattığım 28 Mart olaylarından sonra aldığı kararla bu çocukların tamamı yarın benzeri bir gösteride “terör örgütü üyesi” olarak değerlendirilmeyecek mi?
Bu tablo herkesin sorunudur. Bu tablodan herkes sorumludur...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder