26 Kasım 2008 Çarşamba

Tezat !..



Bir ankete göre öğretmenlerin yüzde 72’si ek iş yapıyor.

Yüzde 56.7’si kirada oturuyor. Yüzde 76.2’si banka kredisi kullanıyor ve.. yüzde 62.8’i gazete okumuyor.
Öğretmenler Günü’nü bu gerçekleri bilerek kutladık.

İktidarın Milli Eğitim Bakanı, Çankaya’daki AKP’li ve türbanlı eşi ise öğretmenlerden bir heyetle yemek yerken bu gerçeklerin yüzde birini bilmeyenlere özgü neşeli davranışlar sergiliyor. İçi ve dışı örtülü Çankaya manzaralarına karşın; Başöğretmen Atatürk’ün gerçekleştirdiği eğitim devriminde doğan ve yetişen, TBMM Başkanı’na vekâlet eden CHP Milletvekili Güldal Mumcu, içimizi ısıtan, kızım sana söylüyorum gelinim sen anla anlamına gelen bir konuşma yapıyor ziyaretine gelen öğretmenlere.

“Laik cumhuriyete yakışan, kafasının içi ve dışı örtülmemiş bir eser ortaya çıkardım diyebiliyorsanız, görevinizi yapmışsınız demektir” diye sesleniyor. Kadının zincirlerini kırdığını öne sürenler cemaat üyelerini de partiye almayı düşünüyor, böylece üç buçuk oy uğruna daha da geriye gitmenin zeminini hazırlıyorlar. Üstelik kadının dinci bir partiden koparak özgürlüğe kavuştuğunu sanıyorlar.

Kara çarşafı sineye çekmeyi özgürlüğün, insanlığın bir gereği diye savunanlar; bir alt satırlarda asıl amacı ifade ediyorlar. Seçimlerde AKP’den oy koparmanın tek yolunun çarşaflıyı, türbanlıyı, şimdi de tarikata bağlı olanları partilerine davet etmek olduğunu yazıp söylüyorlar. Laik cumhuriyete yakışmayan bir tezat sergileniyor. Devleti din esaretinden kurtardık. Ne yazık ki; partileri, dini siyasal (oy) amaçlarını gerçekleştirmek için bir araç gibi kullanmaktan vazgeçiremedik.
Mademki güncel yaşamında giyimde kuşamda hiçbir değişiklik yapmadan kadın bir partiden ötekine geçerek zincirlerini kırıyor; bu görüşe sarılanlar öyleyse Radikal’de yayımlanan bir anketin gereklerini de yerine getirmek zorundadırlar.

AKP’ye özenen partiler varoşlarda yaşayan kızlar için Kuran kursu açmalıdırlar. Erkek çocuklar için de spor okulları… Oysa önce insanı, sonra seçimi kazanmak için öncelikle Türkiye gerçeklerine çare üreten kampanyalara, inandırıcı programlara gereksinim var. Bugün hemen her partinin üzerinde ittifak ettiği sorunların başında,

1) giderek artan işsizlik,
2) güncel yaşamda giderek ağırlaşan ekonomik ve mali darlıklar geliyor.

Gazeteleri tarayın, TV’lerdeki haber bültenlerini izleyin. Bu iki temel konuyla ilgili çeşitli haberleri okuyacak ve ne çare; ancak asıl aradığınızı.. işsizliğe çözüm, bireylerin yaşamsal ekonomik bunalımlarını çözecek tek bir açıklamaya, aklınızın yatacağı tek bir formüle, programa rastlamayacaksınız. Zira partiler bu iki önemli sorun ve diğerleri üzerinde halkın benimseyeceği programlar hazırlayacakları yerde, manevi değerler üzerinde oynayarak oy toplama gayreti içine düştüler.

Daha şimdiden iktidar olsun, iş çevreleri olsun 2009 yılının zor bir yıl olacağını söylüyor.
Ama iktidarda olan olmayan partiler için gelecek yıl veya yıllar önemli değil. Bugünü kurtarmaya çalışıyorlar.
Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç:

Krizler benim ülkeme 6 aylık bir gecikmeyle ulaşmaktadır. Kriz Türkiye’ye varıncaya kadar ABD ve diğer ülkelerin yeniden ayağa kalkacaklarına inanıyorumdiyor. Ülkeyi yönetenlerle ülkenin bugünkü ve yarınki durumunu bu kadar güzel anlatabilmek ve bu gerçeği anlamlı biçimde özetlemek; yazarlara, bilim adamlarına, siyasetçilere değil, bir işadamına nasip oldu.

Ağlar mısınız güler misiniz halimize ?..

Cüneyt ARCAYÜREK

Hiç yorum yok: