UTANMAMIZ GEREK... ATATÜRK'ÜN CUMHURİYETİNİ NE HALE GETİRDİK...( KARŞI DEVRİM VE KRONOLOJİSİ ) ATATÜRK'TEN UTANMAMIZ GEREKEN
Cumhuriyetten görüntüler.

Kemalist Devrimi İçine Sindiremeyen Hainlerin (kemalizme karşı) KARŞI DEVRİM hareketlerinin KRONOLOJİSİ
*4 Şubat 1949: İki “meczup” Meclis’te ezan okuyor.
*15 Şubat 1949: İlkokullarda isteğe bağlı olarak din dersleri okutulmaya başlanması öneriliyor.
*1 Mart 1950: CHP hükümeti, Tekke ve Türbelerin Kapatılmasına Dair 677 sayılı yasayı yürürlükten kaldırıyor.
*12 Nisan 1950: Mareşal Fevzi Çakmak için düzenlenen cenaze töreninde gericiler dini siyasete alet ederek gövde gösterisi yapıyor.
*29 Mayıs 1950: Başbakan Menderes, sadece “Millete mal olmuş inkılaplarımızı saklı tutacağız” diyerek irticaya ilk işareti veriyor.
*16 Haziran 1950: Ezanın Arapça okunması yasağı kaldırılıyor.
*5 Temmuz 1950: Radyoda dini program yayınlama yasağı kaldırılıyor.
*21 Ekim 1950: Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda din derslerinin zorunlu olmasına karar veriyor.
*3 Aralık 1950: Arap harfleriyle tedrisat yapmak için gizli ya da aleni dershane açanlar hakkında 23 Eylül 1931 günlü, 12073 sayılı kararnamedeki yasaklama kaldırılıyor. Böylece Kuran kursu ve imam hatip okullarına yeşil ışık yakılıyor.
*1955’te Başbakan Menderes, DP Meclis grubunda arkadaşlarına şöyle sesleniyor: “Siz öyle güçlüsünüz ki, şu anda isterseniz Anayasa’yı bile değiştirebilir, hilafeti bile getirebilirsiniz.”
*Menderes, 1956’da Konya’da halka hitap ederken “ortaokullara din dersleri konulacağını” açıklıyor.
*13 Eylül 1956: Ortaokul ders programlarına din dersleri konuyor.
*Başbakan Menderes, 1957’de Ödemiş’te halka yaptığı konuşmasını bir kasaba imamı gibi bitiriyor: “Allah, münafıkların şerrinden hepimizi korusun.” Genel seçimler yaklaşınca hızını alamıyor ve seçmene şu vaatlerde bulunuyor: “İstanbul’u ikinci bir Mekke, Eyüp Sultan Camii’ni de ikinci bir kâbe yapacağız.”
*14 Şubat 1957: Başbakan Menderes, Ankara’da Kocatepe Camii’nin yapımı için Cami Yaptırma Derneği’ne 100.000 TL bağış yapıyor.
*19 Mayıs 1957: Kayseri’de halka yaptığı açıklama Menderes, “DP’nin iktidarda olduğu yedi yıl içinde yeni 15.000 cami inşa edildiğini ve başta Süleymaniye olmak üzere 86 caminin onarıldığını, Süleymaniye’nin 500’üncü yıl dönümünü kutlamak için Müslümanların İstanbul’a davet edileceğini” söylüyor.
*26 Haziran 1965: Milli Eğitim bakanı Cihat Bilgehan, “İmam hatip okullarını bitirenlerin, ilkokul öğretmeni olabileceklerinin” müjdesini veriyor.
*15 Nisan 1966: Atatürk büst ve heykellerine karşı gericilerin saldırıları sürüyor.
*31 Mayıs 1966: Demirel, Kayseri’de halka yaptığı konuşma hedef saptırarak şunları söylüyor: “Bugün Türkiye’de gericiliğin yaşamasına uygun koşullar artık bulunmamaktadır.”
*17 Mayıs 1967: İmam hatip okullarını bitirenlere üniversitelere girme hakkı tanınıyor.
*20 Ağustos 1967: İzmir’de İslam Enstitüsü’nün temelleri Başbakan Süleyman Demirel tarafından atılıyor.
*Aralık 1967: Meclis’te iftar yemekleri verilmeye başlanıyor.
*21 Şubat 1968: Milli Eğitim Bakanı İlhami Ertem, “Hükümetimizin amacı her ilde bir imam hatip okulu açmaktır” diyor.
*19 Şubat 1969: Mehmet Şevki Eygi adlı emperyalizm fedaisi ABD’nin 6. Filosu’nu protesto eden yurtsever gençler üzerine “ABD bizim kâbemiz, cihada hazır olun” sloganları ile dincileri saldırtıp o günün tarihlere “Kanlı Pazar” olarak geçmesini sağlamıştır.
*1 Ekim 1969: Seçimlere bir gün kala Adalet Partisi’nin kır atlı kuran dağıttığı haberleri basına yansıyor.
*26 Ocak 1974: Milli Selamet Partisi genel seçimlerden 48 milletvekili ile çıkıyor.
*1975-1976: Bir yıl içinde 70 imam hatip okulu açılıyor.
*1976-1977: Bir yıl içinde 77 imam hatip okulu daha açılıyor.
*1977-1978: Açılan bu imam hatipler yetmemiş olacak ki bir yıl içinde 86 tane daha açılıyor. Bu üç yıl boyunca Başbakanlık koltuğunda Süleyman Demirel oturuyor.
*Kahramanmaraş’ta 21-25 Aralık 1978 tarihleri arasında meydana gelen olaylarda resmi açıklamalara göre 111 kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi de yaralanmıştı.... Sol parti ve dernek binaları ateşe verilmiş, Müslümanlar cihada çağrılarak duvarlara “Allah için savaşa, Müslüman Türkiye” sloganları yazılmıştı. Buna karşın Süleyman Demirel, şunları söylemişti: “Bana sağcılar, milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz”
*12 Haziran 1979: MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan şunları söylüyor: “Hafta tatili Cuma günü olmalı. Nikâhı müftüler kıymalı. Mekteplere Kuran dersi koymalı. Bu milletin mektep kitapları niye Allah adıyla başlamıyor?”
*4 Temmuz 1980: Çorum Katliamı gerçekleştiriliyor. 58 kişi katledilirken başbakan Demirel “Çorum’u bırakın Fatsa’ya bakın!” diyerek “solun kalesi” diye anılan Fatsa’yı hedef gösteriyordu.
*7 Eylül 1980: MSP’nin Konya’da düzenlediği mitingte yobazlar tarafından şu sloganlar atılıyordu: “Dinsiz devlet yıkılacak elbet... Şeriat gelecek... Laiklik dinsizliktir... Anayasa Kuran... Ya şeriat ya ölüm... Cihada hazırız...”
*Ve 12 Eylül 1980: Amerika’nın fedailiğine soyunan, Amerikalıların “bizim çocuklar” dedikleri generaller tarafından darbe yapılarak tüm siyasi parti ve dernekler kapatıldı. Demokrasi güçlerine karşı topyekün bir seferberlik başlatıldı. Dizginlerini koparan zor, zulüm ve işkence doruğa çıktı. Ülkenin aydınlanmacı biriki üzerinden silindir gibi geçildi. Bu satırların yazarı bile bundan payını alarak 92 gün işkence gördü.
*Ulusal birlik yerine dinsel birliği öne süren, ulus yerine ümmet anlayışını ön plana çıkaran, günlük konuşmalarını bile dinsel motiflerle süsleyen gerici 12 Eylül’ün darbesinin mimarı Kenan Evren, 10 Ağustos 1981 tarihinde Çanakkale’de yaptığı konuşmada “Muhterem din adamlarının elini öpeceğiz” diyordu.[1]
*“Gerçekte,” der Machiavelli, “hiçbir ülkede olağandışı bir yasacı yoktur ki, Tanrı’ya başvurmuş olmasın; yoksa koyduğu yasaları kimse kabul etmezdi. Gerçekte bilge kişinin bildiği birçok yararlı bilgi vardır. Fakat aynı bilgilerde, başkalarını inandıracak ölçüde açık bir takım nedenler yoktur.”[2]
*Darbe rejimi, 2842 sayılı yasayı 16.6.1983 tarihinde yürürlüğe koyarak bu yasanın 10. Maddesiyle İmam Hatip Lisesi mezunlarının yükseköğretim kurumlarına girmelerini sağladı. Bununla da yetinmeyerek, 1983 yılında 1739 sayılı yasanın 31. maddesinde yaptığı değişiklikle, cami imamı olarak yetişenlerin okullarda öğretmen olmalarına yasal dayanak hazırlandı.
*12 Eylül’de gerçekleştirilen Amerikancı darbeden sonra İsmet İnönü’nün oğlu veto edilerek seçimlere katılması engellenirken Nakşibendi tarikatının üyesi olan Turgut Özal’ın Çankaya’ya kadar tırmanması sağlandı. Nitekim Özal’ın, “12 Eylül olmasaydı iktidara gelemezdik” biçimindeki açıklaması 14.8.1987 tarihinde basına yansıdı.
*Mart 1987: Demirel, Öğretim Birliği Yasası’nın bir devrim yasası olduğunu ve değiştirilmesinin olanaksız olduğunu gözardı ederek şunları söylemiştir:
*“Siyasetin emrinde din değil, başka hakların kullanılmasına yaptığı gibi, siyaset dine hizmet edecek. Bunda yadırganacak bir şey yok.
*...Tevhidi Tedrisat Kanunu bir semavi kitap değildir. Şayet Kuran kursları ve din eğitimi bu kanuna ters düşüyorsa, yanlış olan din eğitimi değildir. Tevhidi Tedrisat Kanunu’dur.
*...Laiklik çiğneniyor diye yapılan tartışmalar, bir yerde din ve vicdan hürriyetinin kullanılmasını baskı altına almaktır.”[3]
*1989: TCK’nın Türkiye’de din devleti kurulmasını suç sayan 163. maddesi kaldırıldı. Bu maddenin kaldırılmasına karşı çıkan aydınlar birer birer öldürülmeye başlandı.
*28 Aralık 1989: Üniversitelerde türban serbest bırakıldı.
*24 Ocak 1993: Uğur Mumcu, “İmam-Subay” başlıklı yazısından iki gün sonra bir suikasta kurban gitti.
*2 Temmuz 1993: Sıvas’ta her yıl geleneksel olarak düzenlenen Pir sultan Abdal Kültür Etkinlikleri’nin 3. gününde, Müslümanlar ortalığı kana buladı. Ülkemizin yetiştirdiği en değerli aydın, düşünür, bilim adamı, sanatçı ve edebiyatçılardan 37 kişi diri diri yakıldı. Çoğu çevre illerden gelerek Madımak Oteli’ni ateşe verenlerin attığı ortak sloganları şunlardı: “Zafer İslam’ın... Cuumhuriyet Sıvas’ta kuruldu, Sıvas’ta yıkılacak!.. Şeriat gelecek zulüm bitecek... Kahrolsun laiklik...”
*5 Nisan 1994 tarihli kararlarını ilan ederken “son sosyalist devleti de yıktık” sözleriyle Kemalizmin sosyal devlet alanında sağladığı cılız da olsa kazanımları kastediyordu.
*Ve Nihayet Şubat 1997...
*Özal’ın halefi olan Başabakan Necmettin Erbakan, Başbakanlık Konutun’da verdiği iftar yemeğine Türkiye’nin en ünlü din baronlarını davet ederek, toplumsal gerilimi tırmandırdı.
*Laiklikliğin tanımı bile değiştirilerek, “laiklik, din özgürlüğüdür”; “din ise birleştirici ve lâzımdır” denilmeye başlandı.
*Eğitim yoluyla bu ülkede, “iktidar olursak, içkinin içilip içilmeyeceğini referanduma götürürüz” diyen Tayyip Erdoğan gibi şeriat özlemcisi kafalar yetiştirildi. Bu kafa sahipleri, iktidar olup cesaret ettikleri taktirde çarşafı, Arap alfabesini, dört kadın ile evlenmeyi de referanduma götüreceklerinden, bir yandan uluslararası yeşil sermaye gücü, öte yandan da din istismarı yoluyla bunu topluma kabul ettirip uygulayacaklarından, artık hiç kuşkumuz kalmadı.
*Şimdi ise Sevr kapımızın eşiğinden sırıtıyor!
[1]Çetin Yetkin, 12 Eylül’de İrtica, Ümit Yayıncılık, Birinci Baskı, Ankara 1994, s. 77.
[2] Discorsi sopra Tite Livio, lib I, cp, XI. Aktaran: J.J.Rousseau, Toplum Sözleşmesi, Öteki Yayınevi, Üçüncü Basım, Ankara Kasım 1999, s. 82. [3] Köprü, Mart 1987.
VE 29 EKİM 2007 TÜRKİYE MANZARASI
BELEDİYE BAŞKANLIĞI DÖNEMİNDE
*“Elhamdülillah şeriatçıyız” (21.11.1994 Milliyet)
“Yılbaşına karşıyım” (19.12.1994 Sabah)
“Ben tekkeye değil dergaha gittim” (22.1.1997 Gözcü)
“Ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok” (12.5.1994 Hürriyet)
Her 10 Kasım'da yaygara kopartılıyor” (14.11.1994 Hürriyet)
“İçki yasaklansın” (1.5.1996 Hürriyet)
“İstanbul'u Medine yapacağız” (Akis)
“Bütün okullar İmam Hatip yapılacak” (17.9.1994 Cumhuriyet
Sarık operasyonu çok komik” (15.5.1995 Sabah)
“Yeşil (kaldırım rengi) medeniyettir” (25.6.1994)
“Sadece imamlar resmi nikah kıysın” (9.5.1995 Milliyet
*“Mayo reklamı şehvet sömürüsüdür” (6.3.1996 Hürriyet)
“Milli Piyango zulümdür” (29.9.1994 Hürriyet)
“Taksim'deki caminin temelini inşallah atacağız” (1.7.1994)
Ben Millet Meclisi’nin de dua ile açılmasından yanayım” (8.1.1996 Milliyet)
(Belediye Başkanlığı döneminde Belediye meclisinin her açılışı İstiklal Marşı yerine Kuran okunarak yapılmıştır. Yine böyle bir dualı açılıştan sonra bunu söylüyor.)
“Ben İstanbul'un imamıyım” (8.1.1995 Hürriyet)
“Cumhurbaşkanı'nın imam hatipli olacağı günler yakındır” (5.2.1996 Akit)
“Türkiye kendine din olarak Kemalizmi almış ve başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte ettirmiştir...”
“Türkiye’nin yarınında artık Kemalizme ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur. Kemalizmin yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir. Bizim için en üst belirleyici, İslam’ın etkileridir. Her şey ona göre belirlenir.”
“Camiler kışla, minareler süngü, kubbeler miğfer,müminler askerimizdir.”
“Demokrasi bizim için bir amaç değil, araçtır. Amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız.”
“Demokrasi bizim için bir tramvaydır. İstediğimiz durağa gelince ineriz.”
Dinci bir miting sırasında halka sesleniyor:
“Yolumuzun ortasında inek oturmuş, yolumuzu kapatıyor, menzile ulaşmamızı engelliyor.
İneği yolumuzdan önce lafla, usul usul, sonra evvelallah sizlerin yardımıyla, artık nasıl olursa, nasıl denk gelirse kaldıracağız.”
(İnek olarak Laik Cumhuriyeti ve Atatürk devrimlerini kastediyor.)
O dönem yanında olduğu Erbakan hocasının“kanlı mı olacak, kansız mı” söylemini bir başka şekilde seslendiriyor.
“Hem laik, hem müslüman olunmaz. Ya müslüman olacaksın, ya laik. İkisi birarada olunca ters mıknatıs-lanma yapar. Mümkün değil, ikisi birarada olamaz.”
Sen “Ne mutlu Türküm diyene” dersen, onun da
“Ne mutlu Kürdüm” deme hakkı vardır.”
1.5 milyarlık islam alemi, müslüman milletimizin ayağa kalkmasını sabırsızlıkla bekliyor. Kalkacağız, bu ayaklanma başlayacak.”
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir lafı koskoca bir yalan, Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır.”
Başbakan olduktan sonra
Türkiye’yi pazarlıyorum. Bizim için verilecek para önemlidir.Her şeyi pazarlar satarız, parayı veren düdüğü çalar
Bir tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye, millet isterse tabii ki gider.”
“Kadın nereye isterse oturur, Sana ne yaa! Ayıp yaa!”
(Kars’ta AKP toplantısında kadınlarla erkeklerin ayrı yerlerde oturtulmasını eleştiren gazeteciye)
Bana verilen maaş çok düşük, yetmiyor.
Sen ne kadar maaş alıyorsun?” (Almanya Başbakanı’na)
Türkiye’de kürt sorunu vardır. Bunu Türkiyelilik kavramıyla çözmeliyiz. Türkiyeli kimliği her vatandaşın üst kimliği olmalı,Türk kavramı da alt kimlik olarak değerlendirilmelidir. İsteyen isterse yine ben Türküm derse desin.”(Diyarbakır’da halka yaptığı konuşmada alt üst kimlik tartışmasıyla Türk kimliğini de Ermeni, Rum, Kürt gibi alt kimlik olarak gösteriyor.) PKK ile aynı söylemegiriyor.
PKK’nın cenaze töreninde bayrağını açması da, F-16’larınalçaktan uçuş yapması da yanlış. İki tarafında yaptığı yanlış”(PKK terör örgütü ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ni aynı kefeye koyuyor, kendince her iki tarafa da eşit yaklaşıyor.)
Suriye’yi Lübnan’dan çıkardıkları gibi, bizi de kıbrıs’tan çıkartırlar. Birileri bize çık der, kuzu kuzu çıkarız.”
Ben müslümanım diyenin aynı zamanda laikim demesi mümkün değil”
“Fazla içmedin değil mi? Ağzın içki kokuyor.”(Avusturya’nın Ankara Büyükelçisi’ne)
Dur dinle be!.. Dur dinle!.. 9 ay 10 gün be!..”(Seçim konuşmaları sırasında vatandaşa)
“Yahu, bu millet yatıp kalkıp size mi çalışacak.”(Erzurum’da çiftçilere sesleniyor)
“Sana mı kaldı türban konusunda karar vermek, bu ulemanın işidir. Ulema ne diyorsa o olur.” (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne)
Danıştay’ın türban kararı konusunda)
“Efendi sen kim oluyorsun, buna mecelle (şeriat hukuku) karar verir”
(Bir kaç hafta sonra işareti alan şeriatçı bir terörist Danıştay’ı bastı ve türban kararı veren Danıştay üyelerini silahla taradı, Danıştay üyesi bir hakimi öldürdü.)
“ABD’de özgürlük anlayışı var ama benim ülkemde yok”
(Benim ülkem özgür değil diye, ABD gezisinde ülkesini Amerikalılara şikayet ediyor.)
“Ulan terbiyesizlik yapma!
Artistlik yapma ulan!
Hadi ananı da al git burdan”(Mersin’de bir vatandaşa)
Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmayan yüzlerce atamanın vekaletlerle yürütülmesi konusunda:
“Askerlik yan gelip yatma yeri değil” ( Şehit yakınlarına)
“Ne konuşacam ben o kadınla yahu!” (Şehit annesine)
“Söyleyin şu sahtekâra ne istiyormuş”(Almanya’da bir gurbetçi için söylüyor)Bu lafı söylediği toplantıda salondaki vatandaşlara Türkiye Cumhuriyeti’nin Büyükelçisi’ni yuhalatıyor.)
Burası (kafasını göstererek) basmıyor. Hayatında iki koyun
gütmediği için bunu kavrayamıyor.”(YÖK Başkanı Prof.Dr. Erdoğan Teziç’e)
“Kendisine kefilim, babam gibi güvenirim, Ona kendime inandığım gibi inanıyorum.”
(Birleşmiş Milletler tarafından tüm dünyada terörist ilan edilen ve aranan El Kadı hakkında)
“Onları hoplatacağım.”(Terörist El Kadı’yı eleştiren muhalefet üyeleri ve gazetecilere)
PKK ateşkes kararı verince:
“Biz de durduk yerde onlara operasyon yapmayız”
(PKK’yı muhatap alıyor ve ateşkes kararlarına jest yaparak karşılık veriyor.)
“Neyse ki, yaşına başına saygı duyuyorum. Ağzı olan konuşuyor be!” (Kıbrıs davasının 50 yıllık lideri Rauf Denktaş’a)
Sanki maçta gibi bağırıp çağırıyorlar,
(Türkiye laiktir, laik kalacak) diye, bunlar hoş şeyler değil.”
(AKP Genel Kongresinde)
2002 seçimlerinden hemen önce ve Başbakan olunca:
“Ben gelişerek değiştim.”
Başbakanlığının 4. yılında:
“Ben hiçbir zaman değişmedim. İslami fikirler değişmez.”
Ve henüz 1980’li yıllarda Recep Tayyip Erdoğan’ın
(Atatürk ve Cumhuriyet rejimine karşı etmiş olduğu yemin:)
"Ben Muhammed Müslüman ümmetindenim. Türkiye dinsiz, laik bir memleket haline gelmiştir. Hayatımı Mustafa Kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma, Türkiye'yi bir din ve şeriat devleti haline getirmek için mücadele edeceğime, Kemal Paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların tatbikini önleyeceğime, kısa zamanda ümmet esasına dayanan, şeriat devletinin kurulması için çalışacağıma, dinim, Allahım ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim." Recep Tayyib ERDOĞAN
En 'Yiğit' Başbakan Erdoğan
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başkanlığında kurulan 58. ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başında bulunduğu 59. ve 60. AKP hükümetleri, Cumhuriyet döneminin borçlanma rekorunu kırdı.
AKP hükümetlerinin, yaklaşık beş yıllık icraat döneminde, kendinden önceki tüm Cumhuriyet hükümetlerin yüzde 127�si kadar iç borçlanmaya gittiği; dış borçlarla birlikte toplam merkezi yönetim borcunu ise bir kata yakın artırdığı belirlendi.
Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizinin de yaşandığı 56. ve 57. Bülent Ecevit hükümetleri döneminde merkezi yönetim borç stoku yaklaşık 80 milyar dolar artarken, siyasi istikrar ve kalkınma dönemi olarak kabul edilen Türkiye�nin 58., 59. ve 60. AKP hükümetleri dönemindeki artış 132 milyar doları geçti. Ecevit, borcu en çok artıran ikinci başbakan olarak Erdoğan�ın ardından geldi. Merkezi yönetim borcunu en az artıran başbakanın ise Necmettin Erbakan olduğu belirlendi.
80 YILDAKİNDEN DAHA FAZLA İÇ BORÇ
Geçen yıl yaptığı bir konuşmada �Borç yiğidin kamçısıdır derler, ama yiğitsen kamçıdır, değilsen felakettir� diyen Erdoğan döneminde özellikle iç borç artışı, Cumhuriyet tarihinde oluşan toplam stoku aştı. İç borç stokunu 95.2 milyar dolardan devralan Erdoğan, bu yılın Eylül sonu itibariyle 213.3 milyar dolara çıkardı. Buna göre Erdoğan döneminde, 118.2 milyar dolarla önceki tüm hükümetlerden daha fazla net iç borçlanmaya gidildi. Bu dönemde merkezi yönetimin iç borç stoku yüzde 124 artış gösterdi.
Merkezi yönetimin dış borcu ise bu dönemde 11.6 milyar dolar artışla 57.1 milyar dolardan 68.8 milyar dolara ulaştı.
Böylece; Merkez Bankası ve yerel yönetimler gibi merkezi yönetim dışındaki kamu kuruluşları ile özel sektörün borcu hariç olmak üzere sadece hükümetin tasarrufundaki toplam iç ve dış borç olan �merkezi yönetim borç stoku� Erdoğan başkanlığındaki 59. ve 60. hükümetler döneminde yüzde 85.2 oranında 129.8 milyar dolar artarak, Eylül 2007 sonu itibariyle 282.1 milyar dolara ulaştı. Söz konusu borç stoku, 59. hükümetin iş başına geldiği Mart 2003�te 152.3 milyar dolar düzeyinde bulunuyordu.
AKP DÖNEMİNDE TOPLAM ARTIŞ 132 MİLYAR DOLAR
Ancak Kasım 2002 seçimlerinin ardından, Tayyip Erdoğan�ın siyasi yasaklı olması nedeniyle Abdullah Gül başkanlığında kurulan 58. hükümet de dahil edildiğinde AKP hükümetleri dönemindeki toplam borç artışı 132.2 milyar dolara ulaştı. Kasım 2002�de iş başına gelen 58. hükümet, siyasi yasaklarını kaldırdığı Erdoğan�ın, yapılan bir ara seçimle TBMM�ye girmesini sağlamış, daha sonra Mart 2003�te Erdoğan başkanlığında 59. hükümet kurulmuştu. Merkezi yönetim borç stokunu 57. Ecevit hükümetinden 149.9 milyar dolar olarak devralan Gül hükümeti, bunu 152.3 milyar dolara çıkararak Erdoğan hükümetine devretmişti.
Son 16 hükümet döneminde merkezi yönetim borç stoku (*)
/** Devrettiği Borç
Başbakan------------------Başlangıç Bitiş ----------------(Milyon $)
45.Hükümet-Turgut Özal------- Aralık 83 -Aralık ---------------87 38.014
46.Hükümet-TurgutÖzal---------Aralık87-Kasım89-------------38.390
47.Hükümet-YıldırımAkbulut---- Kasım89-Haziran91----------40.640
48.Hükümet-MesutYılmaz------- Haziran91-Kasım91----------42.724
49.Hükümet-SüleymanDemirel- Kasım91-Haziran93--------- -53.567
50.Hükümet-TansuÇiller-------- Haziran93-Ekim95----------- -58.417
51.Hükümet-TansuÇiller---------Ekim95-Ekim95----------------58.417
52.Hükümet-TansuÇiller---------Ekim95-Mart96----------------60.686
53.Hükümet-MesutYılmaz------ -Mart96-Haziran96----------- -60.696
54.Hükümet-N.Erbakan----------Haziran96-Haziran97---------60.371
55.Hükümet-MesutYılmaz----- --Haziran97-Ocak99------------70.025
56.Hükümet-BülentEcevit--------Ocak99-Mayıs99--------------71.821
57.Hükümet-BülentEcevit------ -Mayıs99-Kasım02------------149.905
58.Hükümet-AbdullahGül-------- Kasım02-Mart03-------------152.312
59.Hükümet-R.T.Erdoğan--------Mart03-Temmuz07----------264.672
60.Hükümet-R.T.Erdoğan--------Eylül07-----------------------282.111
**/
**/
(*) Sadece hükümetlerin tasarrufundaki iç ve dış borçlar. Özel sektörün yanı sıra, Merkez bankası, yerel yönetimler gibi merkezi yönetim dışındaki kamu kuruluşlarının borcunu da içermiyor.
Haber: ANKA
ATAM SENDEN KENDİ ADIMA ÖZÜR DİLİYORUM...BİREYSEL ANLAMDA SANA LAYIK OLMAYA ÇALIŞTIM AMA !... TOPLUMSAL OLARAK SENİN BİZLERE EMANET ETTİĞİN DEVRİMLERE VE CUMHURİYETE SAHİP OLAMADIK...SENİN BIRAKTIĞIN CUMHURİYET ŞİMDİ BU DURUMDA ATAM....
MEHMETOZAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder