26 Eylül 2008 Cuma

Tarikat Şebekesi - CÜNEYT ARCAYÜREK

CUMHURİYET, CÜNEYT ARCAYÜREK

Din bağıyla birbirini kollayan büyük şebeke.

Bir olay patlıyor. Sorumlu kişinin ya da şüphelinin veya zanlının geçmişi, yaşamı araştırılıyor.

O kişinin ya dinci yanı ya da dinci ama yetkili veya etkili kişilerle ilişkisi, yakınlığı olduğu ortaya çıkıyor.

Son örnek: Almanya’daki Deniz Feneri davasında hüküm giyen Mehmet Gürhan’ın cezaevinde iken Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karamana yetki veren hileli vekâletnameyi onaylayan İstanbul 10. Noteri İsmet Büyükkılıç’ın AKP’li olduğu saptanıyor.

Kardeşi Kayseri’nin Milli Görüş kökenli önde gelen siyasetçilerinden.

İstanbul’da şu kadar noter varken nedense RTE de 10. Noter’i yeğliyor. Büyükşehir Belediye Başkanı iken siyasal yasaklı duruma gelen RTE, üyesi olduğu Fazilet Partisi’nden istifa dilekçesini genel merkeze 10. Noter aracılığıyla gönderiyor.

Bu ilişkiler yıllar içinde değişmiyor. Dünden bugüne dinciler arasındaki sıkı bağ kanıtlanıyor.

***

Dini siyasetle yoğurarak iktidar olanlar sadece devlet bürokrasisini ele geçirmediler.

Din bağıyla birbirine bağlı büyük bir şebekenin, her alanda yer ve yetki sahibi olmasını sağladılar.

Örneğin RTE, RTÜK gibi duyarlı ve önemli bir kurumun başına sonradan Zahid adını alan Aykut Akman’ı neden getirdi?

Aynı dergâha bağlı oldukları, Nakşibendi tarikatının güçlü cemaatlerinden İskenderpaşa Dergâhı’nda yetiştiği ve hatta bu dergâhın şeyhi Mahmut Zahid’in ismini sonradan aldığı için…

Bakanların, bürokratların, milletvekillerinin pek çoğu tarikat şebekeleriyle AKP’ye bağlı değiller mi? AKP ancak tarikat şebekeleri içinde gördüklerini bakanlığa, bürokraside önemli yerlere, milletvekilliğine getirmedi mi?

RTE’nin bu yoldaki titizliği yadsınabilinir mi? Hayır! Ya da din kültürü?

Başbakan hâlâ din kültürünü genişletme sevdasında. Kitap fuarını geziyor. Satın aldığı kitap son yıllarda adı geçen ne bir roman, ne bir ilmi araştırma, ne de siyaset üzerine.

Üstelik dünya liderleri arasında din kitapları dışında başka kitap okumadığını açıklayan tek başbakan, bu başbakan!

Din kitapları satan, RTE’ye iltifat ediyor: Siz çok kitap okuyorsunuz, biliyorum diyor.

RTE’nin yanıtı tarihe kitap okuma zevkinden yoksun, hiç okumadan çok şey bilen adam diye geçecek içerikte; Ben okuyamıyorum. Bana okuyup özet yapıyorlar diyor.

Üstelik özetini dinlediği hangi kitaplar, bilmek olanaksız.

***

Lakin din üzerine yorum yapmaya ya da ahkâm kesmeye geldi mi, RTE’yi tutabilirsen tut!

Şimdi Şeker Bayramı’nı Ramazan Bayramı diye değiştirmenin öncülüğüne soyundu. Şeker Bayramı değil, Ramazan diye tutturdu.

Kimi din bilimcilerinden RTE’ye de destek: Ramazan Bayramı denilmesi gerekirmiş ama… Şeker Bayramı denilirse bir günahı, sakıncası yokmuş!

Bu adam insanda sabır taşını çatlatır.

Yatıyor din, kalkıyor din. Ama diyabet hastası olduğu halde oruç tutuyor mu, tutmuyor mu sorusuna yanıt yok!

***

Gazete ve gazeteciye düşmanlığını her vesile sergilemekten adeta zevk alıyor.

Deniz Feneri standı önünden geçerken resmini çekmek isteyen foto muhabirine terbiyesizlik etme diye bağırması son bir örnek. Zira bu tür söylemler, siyasete küfrü, hakareti edebi bir üslup olarak yerleştiren bu Başbakan’a elbette yakışıyor.

Tabii bu Başbakan, bu Başbakan’ın kadrosu günden güne kan kaybettirdikleri çağdaş Türkiye’ye yakışmıyor.

Hiç yorum yok: