ERGENEKON soruşturması, Deniz Feneri dolandırıcılığı filan derken belediye seçimlerine 6 ay kaldı. Bu arada kamuoyu araştırmaları da başladı tabii...
Bazı yayın organlarında AKP’nin oylarının yüzde 50’nin üzerinde olduğu iddia ediliyor.
Acaba gerçekten öyle mi? Son haftaları şöyle bir gözden geçirelim...
Anayasa Mahkemesi AKP’nin, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğunu ilan etti.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin 1 milyon dolarlık rüşvet skandalı partiyi karıştırdı. Şaban Dişli partiden değil, tepkileri azaltmak için sadece yönetimden istifa etti. Fakat hálá AKP’nin şerefli bir üyesi ve şerefli bir milletvekili!
* * *
Almanya’daki Deniz Feneri e.V. davasında mahkûm olanların gerçekte birer maşa oldukları, bütün talimatları Türkiye’den aldıkları açıklandı.
Ekonomi karmakarışık... Büyüme durakladı, borçlar artı, işsizlik salgın hastalık gibi!
Amerika’da patlayan ekonomik fırtınanın Türkiye’yi etkilememesi mümkün değil.
Enflasyon tırmanışta... Terör kan akıtmaya, can yakmaya devam ediyor.
İşçi, memur ağlıyor, esnaf kepenk kapatıyor, çiftçi perişan! Zamlar zıpkın gibi saplanıyor!
Geçenlerdeki protesto mitinglerinden birinde şöyle bir pankart vardı:
"Senin çocuğuna gemicik,
Benim çocuğuma 65 yaş.
Vekile gezi kıyağı,
Asile AKP kazığı,
YÖK Başkanı’na yüzde 30,
Emekli vatandaşa yüzde 2.
Benim Tanrım ’Adil ol’ diyor.
Ya seninki?"
* * *
Buna rağmen AKP tırmanışta ha? Gerçekten öyleyse helal olsun!
Demek ki mazoşist (acı çekmekten hoşlanan) bir toplumuz! AKP’yi kutlamak gerek! Bu işin püf noktasını yakalamış demek ki... İyi de, tarafsız kuruluşların anketleri öyle demiyor...
Mesela, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezun ve Mensupları Vakfı’nın yaptığı son ankette büyük bölüm kararsız. Yüzde 11.5 ise "Hiç oy kullanmayacağım" diyor. "Bugün seçim olsa kimi tercih ederdiniz?" sorusuna verilen cevapların oranları şöyle:
Kararsızlar.....% 28.4
AKP.......% 25.1
CHP......% 19
MHP.......% 5.6
Diğer bütün partiler ise küçük oranlarla toplam yüzde 10 oy alıyor.
* * *
Dini duyguları istismar ederek gurbetçilerden "41 milyon Euro"luk yardım parası toplayan ve bunun 37 milyonunu amaç dışı kullanan 3 sahtekárı dolandırıcılık suçundan hapse mahkûm eden Alman yargısının "Bunlar Türkiye’den aldıkları talimatları yerine getirmişlerdir. Bu sadece dolandırıcılık değil, inanç özgürlüğüne ve demokrasiye karşı da bir suçtur" diyerek gerçek suçluların adlarını vermesi bütün Türkiye’yi ayağa kaldırmalı ve derhal zanlıların yakalarına yapışılmalıydı. Oysa ortada laftan başka bir şey yok.
Şu gerçektir: Yolsuzluğa, hortuma arka çıkan, kendi ayağına kurşun sıkmış olur.
AKP "Ak" mı, "Kara" mı bu olayda iyice belli olacak.
Ergenekon soruşturmasında "Ucu nereye kadar varırsa gidilecek. Ben Ergenekon davasının savcısıyım" diyen Başbakan şimdi aynı şeyleri Deniz Feneri yolsuzluğu için de söyleyebiliyor mu? "Ucu nerede kadar varırsa gidilecek" diyebiliyor mu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder