Ergenekon’da dün yine gözaltılar vardı.
Bazıları şok dedi ama bana göre artık hiç bir şey şok değil.
İddianame ve eklerini okursanız Türkiye’de en az 10 milyon kişi Ergenekon’la bir şekilde ilişkilendirilebilir. Yeter ki, istensin.
İş zıvanadan çıktı.
Ben dün bu konuda yazmadım.
Çünkü “Gündem değiştirme tuzağına” düşmek istemedim.
Diyorum ki, acaba Deniz Feneri ile ilgili soruşturma bir “Basın savcısına” verilmeyip Ergenekon soruşturması tarzında yapılsa acaba neler olur!
Biliyorsunuz Deniz Feneri Soruşturması bir basın savcısına verildi.
Basın savcılarını küçümsediğimden falan değil ama bu soruşturma yetki meselesi.
Basın Savcısı’na verirseniz bu soruşturma ilerlemez.
Bu iş için Ergenekon’da olduğu gibi özel yetkili bir savcı atamak lazım.
Ama nerede.
Atarlar mı hiç?
Başbakan’ı tazminata mahkum eden savcının odasının 6 müfettişle basıldığı ülkede bu olur mu?
Elbette atamazlar.
Ama bir de atansa ve Deniz Feneri Soruşturması Ergenekon mantığı ile yürütülse.
Bakın neler olur.
AKP’nin en az yarısı, Saadet Partisi’nin en az yarısı, AKP’li belediyelerin tamamı soruşturma kapsamına girer.
Başbakan’ın tanımıyla “Özgür Medyanın” tamamı Deniz Feneri ilanları nedeniyle suçlanır ve yöneticileri dolandırılığa karışmaktan içeri atılır.
İddianamede pek çok hükümet üyesinin ve milletvekilinin adı, telefon kayıtları yer alır.
Türkiye çapında pek çok dernek ve vakıf yöneticisi sanık sandalyesine oturtulur.
İddianamede adı geçenlerin sayısı yüz binleri bulur.
Denemesi bedava.
Hadi gelin deniz Feneri Soruşturması’nı da Savcı Zekeriya Öz’e verin.
Yer mi!
Fatih Altaylı-Habertürk
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder