30 Eylül 2008 Salı

Kapitalizmde Lağım Patladı…

CUMHURİYET, EROL MANİSALI

Ve Amerika’nın vahşi kapitalizmi 2008’debumdiye patladı. Son 80 yılın en büyük ekonomik kriziortaya çıktı. Neden patladı? Rivayetler muhtelif;

- Mali piyasalar denetimsiz bir biçimde şişirildiler, dengeler bozuldu. Kim şişirdi, nasıl şişirdi, neden şişirdigibi soruların yanıtları da farklı.

- Kimileri Bush yönetiminin, Amerikan vahşi kapitalizmini biraz fazla kamçılayarak beygiri daha da vahşileştirdiğini, bunun krize neden olduğunu söyledi.

Kısacası, kabahat sistemde değil yönetimdegörüşünü savundular.

- Bazıları ise piyasanın kendi haline bırakılamayacağını, sürekli kamu müdahalelerinin gerektiğini, bu yapılmadığı için olayın patlak verdiğini öne sürdüler.

Sistem özünde hatalı değil, gözden geçirilmesi gerekirdemeye getiriyorlar.

Bunların hepsinde biraz doğruluk payı bulunabilir ama.. bana göre en önemli neden sistemin özünde(kendisinde) yatıyor. Vahşi kapitalizm kendi normal işleyişinde, krizin nedenlerini de birlikte üretiyor. İşlerken, sorunları da beraberinde getiriyor. Krizler, vahşi kapitalizmin vazgeçilmez gıdası, yemeği oluyor.

- Aynen ABD’nin soğuk savaş döneminde komünizm tehdidini üreterek, saldıracak bir düşman yaratması gibi.

- Ya da El Kaideleri, diğer radikal İslamı önce yaratıp sonra da ona saldırması gibi.

- Kapitalist düzen,içeride veya dışarıdasorun yaratarak ayakta kalabiliyor.

Kapitalist piyasaların zamanla, kendi kurallarını kendisi belirleyen ve dayatan bir bozuk düzen oluşturmaları esas oluyor.

Aynen bilim kurgu filmlerinde,gelişmiş bilgisayarların bağımsız hareket etmeye başlamaları (düşünmeleri) gibi, kapitalist piyasalar da kendi ürettikleri koşulları dayatıyorlar.

Yönetmen Stanley Kubrick’in 2001, A Space Odysseybaşyapıtında, uzay gemisinin kendi isteklerini dayatması gibi. Amerikan emlak krizindeki şişme buna benziyor. Şişme ya da ur, kapitalist piyasanınişleyişinden kaynaklananbir sonuçtur. Kapitalist piyasalar, Frankenştayn filmlerinde olduğu gibi, sistemin kendisi tarafından üretilmektedir (Halit Refiğ’in kulakları çınlasın!).

Önlem yolları yok mu?

Kapitalist piyasa özünde iyidir, yeter ki müdahale edilmeli, gerekli önlemler alınmalıgörüşünü savunanlar, teknik ve işlevsel anlamdahaklı olabilirler.

Ancak vahşi kapitalizmin kendi içinde ürettiği bu zehrin ya da zararlı (ur)un birilerine transfer edilerek sistemin devamı gerekiyor. Sistem bu şekilde çalıştığı zamançalıştıranlaraçısından en az zararla, iş kapatılabilecektir.

Ama bir sorunun yanıtını vermek gerek; kapitalist piyasaların ürettiği bu zararlı atıklar kime yedirilecek? Bedeli kime ödetilecek?

Batı kapitalizmi bunu, dışarıya ödetmek içinelinden geleni yapar, ama bu bedel içeriye de yansır. Ateş hem düştüğü yeri yakar hem de küresel olarak dev yangınlar çıkartır. 1930’ların piyasa krizinde ve bugünkü bunalımda, kontrolsüz çıkan yangın ya da balonun patlaması, hem içeriye hem de dışarıya fatura edilmektedir.

Ancak en kötü durumda olanlar, Batı kapitalizminin dışında olup, zaten sistemin kaybeden tarafında bulunan ekonomilerdir.

Kapitalist piyasaların sömürmekte olduğu bu ülkeler krizlerin de bedelini ayrıca ödemek zorunda kalıyorlar.

Avrupa’nın kapitalist piyasaları (ve ülkeleri) 18. yüzyılla birlikte kurdukları küresel kapitalist piyasalar aracılığı ile, kaynakları ve piyasaları, kendi iktisadi refahları doğrultusunda kullanageldiler.20. yüzyılda ABD onlara katıldı. Arada, piyasa krizleri bulunmasına karşın, Batı’nın kapitalist piyasalar düzeni, küresel sömürü sayesinde ayakta kaldı. Batı, refahını bu yolla yükseltti.

AB ve ABD, ‘müdahalecidir’

AB ve ABD iktisadi olarak piyasalarına müdahale ederler.

- Nükleer enerji, petrol, doğalgaz, elektrik üretim ve dağıtım yollarına, fiyatlarına doğrudan ve dolaylı müdahale vardır. Devlet ve özel sektör işbirliği içindedir.

- ABD ve AB tarım sektörlerine olağanüstü bir destek ve müdahalevardır.

Birkaç küçük örnek; Dünya Bankası verilerine göre ABD sadece mısır üreticisine 1996-2006 arasında 50 milyar dolar doğrudan destek verdi; AB bütçesinin çok önemli bir bölümü, tarım sektörüne destek ve yönlendirme için kullanılmaktadır”.

İmalat sanayiinde çok yoğun denetimler, yönlendirmeler uygulanır. Ancak, ABD ve AB’de, mali piyasalardaki akışkanlığıngetirmiş olduğu olanaklar piyasalara müdahale ve denetimi sınırlamıştır.

Görülüyor ki ABD ve AB kapitalist piyasalarında, müdahalelere rağmen sistemin ürettiği krizler önlenememektedir.Batı kapitalizmi, bu sistem sayesinde refahını yükseltti”. Ancak aynı bozuk düzen, “işlevsel olarak yarattığı krizlerle bu refahın bedelini de ortaya çıkarmaktadır.

Kapitalist piyasalar bütün denetim ve müdahalelere karşın, ürettikleri büyük bedeli bir balyoz gibi uluslararası ekonominin üzerine indirmektedirler.

Bu kimi zaman Irak’ta olduğu gibi 1.5 milyon insanın kanları ile beslenerek ayakta tutulur, bazen de kendisinin üzerinde durduğu dev şirketlerin bir bölümünü yok ederek yoluna devam eder.

Kapitalizmin kuramcısı Schumpeter’e göre sistemin ödettiği bu bedel, kendini yenilemesi ve ayakta kalması için gereklidir.

Kapitalist piyasa düzeninin en önemli gıdası, insanın kendisidir. Bugün gelir paylaşımının korkunç derecedeki bozukluğunu göz önüne aldığımız zaman sistemin kimin yararına çalıştığı daha iyi anlaşılır.

www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali

Hiç yorum yok: