Televizyonlardan canlı olarak izlenen tartışmada Kemal Kılıçdaroğlu kendine güvenen, sakin, elindeki belgeleri çok iyi değerlendiren bir görüntü verirken, DMM Fırat davranışları, konuşma üslubuyla hemen her konuda adeta alta düşen bir köy ağası gibi davranan sinirli, savunu yeteneğinden yoksun bir kişilik sergiledi.
Kemal Kılıçdaroğlu, hayali ihracat ve eroin konularına geçmeden önce günlerdir süregelen karşılıklı suçlamaların odak noktası olan DMM Fırat’ın “müfteri” suçlamasına açıklık getiren bir giriş yaptı.
Hayali ihracat konusunu inceleyip Menas şirketini sorumlu bulan Gümrük Başmüfettişi Bayram Çolak’ı, şirketin ortağı ve yöneticisi DMM Fırat, “rüşvet yediği” iddiasıyla Başbakanlık’a bir dilekçeyle şikâyet ediyor.
Başbakan RTE’nin onayı ile Başbakanlık Teffiş Kurulu’ndan iki müfettiş Çolak’ın rüşvet yiyip yemediğini araştırıyor. Müfettişler, Çolak’ın eşini, çoluk çocuğunu -Kılıçdaroğlu’nun ifadesiyle- sülalesini sorguluyor, rüşveti araştırıyor. Sonuçta:
“Müfettişler Fırat’ın iddiasıyla ilgili soruşturma yapılmasına gerek olmadığı kanısına varıyorlar…”
Fırat’ın “Vatandaşlık görevini yaptım” diyerek savunduğu olayı araştıran iki müfettişin raporunu Başbakan RTE “Haklısınız” diyerek onaylıyor.
Fırat bu sonuçla yetinmiyor. Gümrük müfettişini mahkemeye veriyor ama Fırat tarafından rüşvet almakla suçlanan müfettiş Çolak beraat ediyor.
***
Kılıçdaroğlu, bu durumu belgelerle açıkladıktan sonra; “Sormak isterim kim müfteridir, kim müfteri değildir” dedi.
Oysa belgeli açıklamalardan sonra Kılıçdaroğlu’nun, müfterinin kim olduğunu kamuoyunun takdirine bırakacak yerde günlerdir kendisini Bay Müfteri diye suçlayan DMM Fırat’a; “Bay müfteri sensin” demesi ve böylece ortada kalan kim müfteri sorusunu somut biçimde karşılaması gerekirdi.
Zira DMM Fırat, bir müfettişi rüşvet yemekle suçluyor. İhbarı, vatandaşlık görevimi yaptım, diye açıklıyor. Ama Başbakanlık müfettişleri ihbarın asılsızlığını kanıtlıyor, üstelik DMM Fırat’ın haksızlığını Başbakan onaylıyor.
DMM Fırat’ın ihbarı iftiraya dönüşüyor.
İftiranın sahibi olarak müfteri durumuna düşüyor. “Kim Bay Müfteri” sorusu böylece sahibini buluyor.
***
Kılıçdaroğlu, Fırat’ın kendisine yönelik Bay Müfteri suçlamasına bu denli somut biçimde karşılık vermedi de, neden “kim müfteridir, kim müfteri değildir” kararını izleyenlere bıraktı?
Kılıçdaroğlu örneğin genel başkanı tarafından ortamı daha fazla gerginleştirmekten kaçınması için uyarılmış olabilir.
Bu uyarı Kılıçdaroğlu’nun hak etmediği bir suçlama karşısında doğal savunu refleksini engellemekten başka bir şey değildir.
Üstelik ortamı gerginleştirmekten kaçınmak iktidar partisi sorumlularının üstleneceği bir görev değil midir?
***
Üstüne üstlük Kılıçdaroğlu, Fırat’ın Menas şirketinin ikinci başkanı olduğu sırada firmanın hayali ihracat yaptığını Danıştay kararı ile kanıtladı.
Kılıçdaroğlu, Fırat’ın uzun süre büyük ortağı olduğu, görev üstlendiği Menas şirketi TIR’ında 89 kilo eroin bulunmasıyla ilgili şaşırtıcı bilgi ve belgeler sundu.
Hepsinden öteye, 2 Ağustos 2007 tarihinde Fırat’ın, Menas’ın hem ortağı hem de milletvekili ve AKP Genel Başkan Yardımcısı iken firmanın Gümrük Müsteşarlığı’na gönderdiği “…mutlaka denetlenmesi zorunlu görülen şirket TIR’larının kırmızı hattan çıkarılmasını, gümrük muayenesine tabi tutulmadan yurtdışına çıkmasına izin verilmesini isteyen …” yazıda firma yetkilileriyle DMM Fırat adına avukatının da imzası bulunuyor.
Bu, düpedüz firmanın Fırat imzasıyla siyasal nüfuz kullandığını kanıtlıyor.
Kılıçdaroğlu çok önemli bir görevi başarıyla yerine getirdi ve:
Kamuoyu belgeleriyle kimin Bay Müfteri, kimin olmadığını artık biliyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder