23 Eylül 2008 Salı

Ilımlı Alevilik ve Nâzım Hikmet- Fethullah Gülen Çarpıtması - VECİHİ TİMUROĞLU

CUMHURİYET

Türkiye, gün gün çarpılıyor. Ilımlı İslamdan sonra, bir de Ilımlı Alevilik kavramı girdi ekinimize. Tam bir çarpıtma. Anadolu Aleviliği; Azerbaycan, İran ve Arap Alevilikleriyle öz bakımından ayrıdır. Anadolu Aleviliğini, onlardan ayıran özü, Anadolu Aleviliği’nin tarihsel uzaklığıdır. Anadolu Aleviliği, XV. yüzyılda başlayan çiftbozanların kaçangularolarak tanımlanmasıyla başlar. Kuraklık ve ağır vergi yükü yüzünden ezilen Türkmen boylarının, dağlara ve koyaklara sığınmaları, yeni bir yaşam biçimini doğurmuştur. Yeni yaşam biçimi, İslamın, bu topluluklar arasında yeniden biçimlenmesine yol açmıştır. Türkmen boyları, İslam kurumlarından uzakta oluşturdukları yeni yaşam biçiminin gereği, İslamı, uzak kökleri Şamanlıkla ve yeni yurtları Anadolu’nun geleneksel ekinleriyle karıştırarak, yeni bir inanç dizgesi oluşturmuşlardır. Tarikat ve medrese ekinine uzak, doğaya ve töreye saygılı bir yaşam biçimiyle, Osmanlı’yla savaşıp durmuşlardır, ama Cumhuriyetle hemen dost olmuşlardır.

Cumhuriyet, ulusu tekke ve medrese miskinliğinden kurtarma işlevini, 1946’ya dek başarıyla yapmıştır. Laik Cumhuriyette, şeyhe, babaya, dedeye yer yoktur. İnanç, herhangi bir korumaya gerek olmadan yaşanılan kuttur. Her dinsel kuruluş, her dinsel görgü, bireyin buluncunda korur kutunu. Toplumsal kut”, çağdaş toplumların unuttuğu bir kavramdır. Çağdaş toplumun kutu, bilimsel düşünce ve demokrasidir. Demokrasi de, sınırlı hükümet, laik toplum, toplumsal hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkelerini içerir. Çoğunluk egemenliği yoktur demokrasilerde. Bunlardan birisi yoksa, özgür düşünce de yoktur.. eşitlik ve adalet de, düşsel kavramlardır. Ilımlı İslam, sömürgecilerin, İslam dünyasındaki laik gelişmelerin önüne çıkardıkları demokrasi karşıtı kavramdır.

Şeriatçı yönetimlerin tepki göreceği ülkelere, Batı’nın, özellikle ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesinin yumuşak inişidir. ABD, İslam şeriatına karşı değildir. Suudi Arabistan’ı dost, ama İran’ı düşman sayıyor. Sorun, buyruğa uymak ya da uymamaktır. Sömürü kapılarını açanlar, AB’nin ve ABD’nin dostlarıdır.İslamcı siyasa, halkı AKP’ye yaklaştırır. Bu, çok önemli bir durumdur. Atatürk Cumhuriyeti, Batı hukukunu benimsemiş, laik düzeni sağlamış, çağdaş adımları atmış bir devlettir. Askeri darbelerle, emekçi sınıfların örgütlenmeleri kısıtlanmış, demokrasi oyunu oynanmaya başlanmıştır. Ilımlı İslam, sömürgeci güçlerin sömürü tasarısıdır.

Yanına Ilımlı Aleviliki de eklerseniz, Türk ulusunun köleliğini onaylamış olursunuz. Çünkü, laik düzeni, aydınların yanında savunan tek toplum kesimi, Aleviler kaldı. Nâzım Hikmetin Türkçesi’ni anlayanlar da, Cumhuriyetçi aydınlarla Alevilerdir. Onları da, Fethullah Gülen karanlığıyla dost kılarsanız, Türkiye Cumhuriyeti’ne elvedadersiniz. Aleviliğin siyasal özünü, cemevlerinde ehlileştirme çabası, AKP’nin temel siyasasıdır.

Prof. Dr. İzzettin Doğan, “Nâzım Hikmete yapılan eziyet, Fethullah Gülene yapılmasın” diyor. Bu söz, ılımlaşmış bir Alevinin Elveda Mustafa Kemal! demesiyle eşanlamlıdır. Mustafa Kemal’e elveda demek, bağımsız Türkiye’den vazgeçmek anlamına gelir. Mustafa Kemal, Bismarckın 1870 Mayıs Yasaları’nı çıkarmadı Türkiye’de.

Tarihin bilinen öğretisidir: Ellerine geçirdikleri erkin temel dayanakları çoktan çöktüğü halde, erkin tüm öğelerine sahip olduklarını sananlar, erkin sahibi gerçek güçlerle ilişkilerinin koptuğunun farkına varmadan, kendilerini iktidara taşıyanlara saldırırlar.Prof. Dr. İzzettin Doğan, Recep Tayyipin Aydın Doğana saldırısını dikkatle izliyor olmalıdır. Kendisini iktidara getiren güçle karşı karşıya şimdi. Kalıt belgesi açılmadan, kalıt üzerinde kavga başlamıştır. AKP, öz babası tarikatlarla atışacağa benziyor. Milli Görüş ile Nurcu (Kürt Nakşibendi) kesim, büyük sömürgeci gücün (ABD) sinsi oyunlarıyla karşı karşıya gelmiş görünüyor.

Benim bildiğim İzzettin Doğan, tarihin gelişme yasalarını bilir.

Bir an önce, Alevilerden özür dileyerek, Fethullah Gülen sevdasından kurtulsun. Recep Tayyip çok cesur. Yasa çıkarmadan içki yasağı uyguluyor belediyeleri. Yakında, İzzettin Doğan’dan cesaret alarak, cem törenlerinde dem yasağı uygulayabilir. XVIII. yüzyıl Fransız soyluları, Bizim için Voltaire, halk için kilise ve aşar. diyorlardı. İzzettin Doğan, Bizim için Nâzım Hikmet, halk için Fethullah Gülen ve karanlık mı demek istiyor?

Hiç yorum yok: