Türk bankaları dev finansal kurumları finanse ediyor!
Ve kısa bir süre öncesine kadar Türkiye ekonomisi
için ihtiyaç olarak gösterilen yabancı bankalar
şimdi büyük bir risk unsuru olarak görülüyor.
Kısa bir süre önce ‘bankacılık sisteminin
yabancılaşması büyük risk, kriz döneminde
kaçıp giderler’ şeklinde yapılan uyarılar
gerçek mi oluyor?
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in
yaptığı açıklamaya göre Türkiye’deki bankacılık
sisteminin yüzde 42.7’si yabancılara ait. Ve bankalar
Ağustos sonu itibarıyla toplam 850 milyar dolarlık
varlık yönetiyor.
123 MİLYAR DOLAR YABANCILARIN KONTROLÜNDE
5 Eylül itibarıyla Türk halkının bankalardaki tasarruf
miktarı 288 milyar dolara ulaştı. Yani bunun 123 milyar
dolarını yabancılar kontrol ediyor. Bu paraları
yurtdışına transfer etseler kimsenin ruhu bile
duymayacak!!!
Fortis örneğinde olduğu gibi bankaların merkez ofisindeki sıkıntılara Türkiye’deki iştiraki kayıtsız kalabilir mi?
Asıl daha önemlisi merkezdeki sıkıntı Türk halkının
mevduatıyla finanse edilmek istense bunu kim
engelleyebilir? Bu yüzden giderek yayılan ve kontrol
edilemeyen kriz Türkiye için de önemli bir risk taşıyor.
YENİ BİR KRİZE GİRERİZ
Merkez Bankası eski Başkanı Yaman Törüner
bugünkü Milliyet gazetesindeki köşesinde bu
konuya dikkat çekiyor ve uyarıyor: “Hem ABD
hem de Avrupa Merkez Bankaları, piyasalara para
verirken, bizim Merkez Bankamız hala Hükümet’le
tartışıp, “enflasyon düşmedikçe para veremeyiz” diyor.
Bu kafayla ve piyasaya para vermemekte direndikçe,
yeni bir ekonomik krize gireriz.”
ELLERİNDEKİ FONLARI YURTDIŞINA GÖNDERECEKLER
Törüner, finans kulislerinde kulaktan kulağa
fısıldanan söylentileri sesli olarak dile getiriyor:
“Türkiye’de de banka satın almış olan yabancı
bankalar, likidite krizine girmeye başladı. Dışbank’ı
alan Fortis Bank’ı buna örnek verebiliriz. Bu durum,
yabancı bankaların Türkiye kardeş bankaları ve
şubelerini de etkileyecek. Türkiye’deki yabancı
bankalar, ana bankalarını kurtarabilmek için,
ülkemizde her türlü uygun olmayan işleme girecekler.
Ellerindeki bütün fonları bir biçimde, ana
bankalarına gönderecekler. Belki de, parayı
dolaştırarak ana bankalarını fonlayacaklar.
“Fiduciary (kimlik saklanarak)” işlemlerle, kredi
vermiş gibi görünüp, ana bankalarını kollamak
zorunda kalacaklar. Sevgili BDDK’nın bir gün bile
geçirmeden ve bayram, seyran demeden, yabancı
bankaları kontrol altına almaları ve yabancı ülke
limitlerini günü gününe kontrol etmesi gerekiyor.
Sevgili Merkez Bankası da günlük işlemlerden aldığı
izlenimleri derhal Sevgili BDDK’ya bildirmeli.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder