AKP'nin 22 yıllık iktidarı sonunda Türkiye'nin sürüklendiği ekonomik kriz, vatandaşların sağlıklı gıdaya ulaşmasını engellemekle kalmıyor, barınma krizini de derinleştiriyor. Ekonomik zorluklar çocukların yeterli beslenememesine, dolayısıyla fiziksel ve zihinsel gelişimlerinde gerilemelere yol açıyor. Okullarda açlıktan bayılan çocuklar bunun en somut göstergelerinden biri. İstatistikler, 1 milyon 300 bin çocuğun ne okula gittiğini ne de çalıştığını gösterirken, ülkenin sosyal dokusu giderek daha da kırılgan hale geliyor. Geçtiğimiz günlerde yoksulluktan ötürü en büyüğü beş yaşında olan beş çocuğun hayatını kaybetmesi, bu acı tabloyu daha da çarpıcı hale getiriyor.
Anne ve babalar, çocuklarına harçlık veremiyor; sinema, tiyatro ve konser gibi etkinlikler ise ya çok pahalı ya da aile bütçelerinin dışında kaldığı için çocuklar neredeyse evlerinden çıkamaz hale geliyor. Evden çıkabilen çocuklar ise sokakta ya uyuşturucu satıcılarının ya da mahalle çetelerinin hedefi haline geliyor, genç neslin geleceği büyük bir tehlike altında.
İktidar yetkililerinin "Belediye halkın parasıyla konser veremez" şeklindeki açıklamaları, çocuklara okulda bir öğün yemek dağıtılmasını savunan CHP'li milletvekiline Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in "CHP'li belediyeler konsere harcadıkları paraları getirsinler" yanıtıyla birleştiğinde, sosyal belediyecilik anlayışının ne denli dar bir çerçevede anlaşıldığını gözler önüne seriyor. Oysa gerçek sosyal belediyecilik, cemaat ve tarikatlara para aktarmak veya halkı yoksullaştırarak devlete bağımlı hale getirmek değil; halkın kültürel, sanatsal ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayarak daha adil ve eşit bir toplumsal yapı inşa etmektir.
Sanat ve kültür, bir toplumun sosyal dokusunu güçlendiren unsurlardır. Sanata, sanatçıya ve estetik değerlere düşman bir zihniyet, toplumun moralini yükselten ve birleştiren bu unsurları hedef alarak, halkın yaşam kalitesini düşürür. Belediyelerin açık hava konserleri düzenlemesi, sosyal belediyecilik anlayışının bir gereğidir. Bu etkinlikler, kültürel ve sanatsal faaliyetleri destekleyerek, toplumda kaynaşmayı sağlar ve yerel ekonomiyi canlandırır. Üstelik, ücretsiz düzenlenen bu konserler, yerel sanatçılara platform sunarken turizmi de destekleyerek şehrin canlılığını artırır.
İktidarın"Belediye halkın parasıyla konser veremez" şeklindeki açıklamalarının asıl arkasında yatan korku ise ikinci kez Gezi benzeri olayların olması, halkın yanyana gelmesidir.
Ancak sanat ve estetikten yoksun bir bakış açısı, halkın refahını artırmak yerine, kamusal kaynakları yönlendirmede ideolojik önceliklere göre hareket etmeyi tercih ediyor. Bu tavır, toplumun daha fazla yoksullaşmasına ve çaresizliğe mahkûm edilmesine zemin hazırlıyor.
Ozan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder