6 Kasım 2024 Çarşamba

ECEVİT VE İNÖNÜ'NÜN YANLIŞ MİRASI: CHP TÜRKİYE'Yİ NASIL BU HALE GETİRDİ


Gecenin bu saatinde Ecevit güzellemeleri nihayet bitti diye düşünüyorum.



Sosyal medya, Bülent Ecevit'in ölüm yıldönümü nedeniyle onu öven paylaşımlarla dolup taşıyor. Ancak, bu romantize edilmiş bakış açısının arkasında, Ecevit'in icraatlarını da objektif bir şekilde değerlendirmek gerekiyor.


Ecevit dürüst bir insandı, bu doğru. Ancak onun getirdiği yeniliklerden biri, köylerdeki eğitimde taşımalı sistemin yaygınlaşmasıydı. Bu, köylerdeki öğretmenlerin yerini imamlara bırakarak köylerin muhafazakârlaşmasına zemin hazırladı. Aydınlanmayı taşıyacak öğretmenlerin yerine, köyler imamlara teslim edildi ve köylünün modernleşme umudu gölgelendi.


Siyaset sahnesinde de Ecevit’in hataları büyüktü. 1994 yerel seçimlerine baktığımızda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Refah Partisi'ne gitmesine yol açan etkenlerden biri de onun bölücü stratejisiydi. Ecevit'in Demokratik Sol Parti (DSP) ile ve Deniz Baykal’ın CHP ile yarattığı bölünmüşlük, Recep Tayyip Erdoğan’ın yolunu açtı. İBB seçimlerinde alınan sonuçlar bu gerçeği çarpıcı biçimde ortaya koyuyor:


Recep Tayyip Erdoğan (Refah Partisi): %25,19

İlhan Kesici (Anavatan Partisi): %22,14

Zülfü Livaneli (SHP): %20,30

Bedrettin Dalan (DYP): %15,46

Necdet Özkan (DSP): %12,3

Ertuğrul Günay (CHP): %1,4




Ecevit ve Baykal’ın kişisel hırslarının AKP’nin doğuşunu hızlandırdığı inkâr edilemez. Aynı Ecevit değil midir Fethullah Gülen’e övgüler dizen, ona siyasi alan açan? Böyle bir miras, bugün nasıl savunulur?


İnönü de benzer bir eleştiriyi hak ediyor. Köy Enstitüleri'nin kapanması kınanırken, kapatma kararını alan İnönü hükümetinin sorumluluğunu göz ardı edemeyiz. Dahası, İnönü’nün II. Dünya Savaşı sırasında izlediği politikalara bakacak olursak, Hitler'e örtülü destek vererek, Kurtuluş Savaşı’nın zaferinde pay sahibi olan Sovyetler Birliği’ni karşısına aldı. Bu da, Boğazlar ve Kars'ın güvenliği üzerinden Sovyetler ile gerilim yaşanmasına ve ABD’nin Marshall Planı ile Türkiye'ye yerleşmesine yol açtı.


En çok İmam Hatip okulu açan isim de İnönü’dür. İnönü ve Ecevit’in yanlış politikaları, 12 Eylül faşist darbesi ve 28 Şubat sürecinin önünü açarak AKP ve benzeri partilerin yükselmesine neden oldu. Bugün Ecevit ve İnönü’yü savunmak ne kadar anlamlı?



Deniz Baykal döneminde, Meclise giremeyecek durumda olan Tayyip Erdoğan, siyasi bir manevrayla parlamentoya taşındı. Baykal'ın bu hamlesi, Erdoğan'ın başbakanlık yolunu açtı ve Türkiye'nin sonraki siyasi evriminde önemli bir dönemeç oldu. 1994 seçimlerinde SHP’nin karşısına CHP’nin Ertuğrul Günay’ı aday çıkarması, Erdoğan’ın İstanbul’u almasına nasıl katkı sağladıysa, Baykal’ın Erdoğan’ın başbakanlığının önünü açmasına gözyaşı dökenlerin de gün gelecek methiyeler düzeceği aşikâr.



Kılıçdaroğlu, "CHP sosyal demokrat bir partidir" diye konuşuyor.Sosyal demokrat bir parti ve onun genel başkanı, faşistleri ve siyasal İslamcıları iyi tanır. Bu kesimlerin, emeğin ve emekçilerin karşısında duran politikalarını bilir. Sosyal demokrat kimliğin en temel özelliği, her zaman emekten yana tavır alması, emeği savunmasıdır. Sosyal demokrat bir lider, emek düşmanlarına karşı mücadele etmekten asla vazgeçmez ve onlara asla taviz vermez. Sosyal demokrat bir parti ve onun genel başkanı, CHP’nin başında duruyorsa, Ekmeleddin İhsanoğlu gibi dini siyasete alet eden bir ismi cumhurbaşkanı adayı göstermez. Seçmenine "tıpış tıpış gidip oy vereceksiniz" diyerek dayatmacı bir üslupla yaklaşmaz. Atatürk'ün mirasına sahip çıkan, Cumhuriyet değerlerini savunan bir lider, Atatürk'ün köşkünün bulunduğu Çankaya’dan, siyasal İslamcı geçmişiyle bilinen Sadullah Ergin’i, üstelik CHP kontenjanından milletvekili yapmayı aklından bile geçirmez. Sosyal demokrat bir parti ve onun genel başkanı, faşistlerle ve siyasal İslamcılarla iş birliği yapmaz. 39 milletvekilini kontenjanlardan dağıtıp bu kesimleri Meclis’e taşımaz, partisini ve tabanını böyle bir ihanete zorlamaz. Sosyal demokrat bir parti ve onun genel başkanı, 28 Mayıs 2023 seçimlerinde kendisine emanet edilen oyu namus olarak kabul eder. Bu emaneti, makam pazarlıklarıyla Ümit Özdağ gibi faşist söylemleriyle bilinen bir politikacıya teslim etmez. Sosyal demokrat olduğunu iddia edenler, Atatürk'ün kurduğu partiyi böyle bir hale getirmeyi, mirasını böylesine örselemeyi akıllarından bile geçirmez.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderliği ise 2017 referandumunda sandıklara etkin biçimde sahip çıkılamamasıyla eleştirilir. Özellikle 2 milyon geçersiz oy varken etkili bir itiraz süreci yürütülmemesi, bugünkü rejimin şekillenmesinde büyük rol oynadı.

Kemal Kılıçdaroğlu'nu da ileride aynı duygusal yaklaşımla anacağınızı biliyorum. 


Son olarak, Özgür Özel’in liderliğinde CHP’nin 2024 seçimlerinden birinci parti olarak çıkması da büyük bir stratejik fırsatın heba edilmesi anlamına geliyor. CHP, ülkenin %60'ını ve ekonominin %80'ini kontrol eden şehirleri kazanmasına rağmen, AKP'yi erken genel seçime zorlamak yerine "uzlaşma" politikasını tercih etti. Bu, muhalefetin iktidarı baskı altına alabileceği bir momentumu kaçırdığının ve ülke adına önemli bir hamleyi es geçtiğinin kanıtıdır.


Bu ülkenin tarih boyunca onurlandırılması gereken tek lideri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Nokta.


Belki suya yazı yazıyorum, ama tarihe kendi notumu düşmek istedim.


Vesselam,

Ozan Ozanca


Hiç yorum yok: