Devleti Yöneten Akıl ve Toplumun Karartılan Geleceği
Devleti yöneten akıl, halkın refahını ve geleceğini önceliklendirmek yerine, toplumsal düzeni bozan ve toplumun çıkarlarına aykırı adımlar atmakta ısrar ediyor. Çocukların eğitime eşit şekilde erişimini sağlamak, daha fazla kreş açmak yerine, mevcut belediye kreşlerini kapatmaya çalışıyor. Bu yaklaşım, sosyal devlet anlayışını reddetmekle kalmıyor, kadınların toplumsal hayattaki varlığını da doğrudan hedef alıyor.
Belediyelerin açtığı kreşleri kapatma isteği, yalnızca çocukları değil, aynı zamanda kadınları da evlerine hapsetme çabasının bir yansımasıdır. Siyasal İslamcı zihniyet, kadını özgür birey olarak görmek yerine, onu yalnızca anne ve eş rollerine indirgemeyi amaçlıyor. Kadınlardan "beş çocuk yapmalarını" talep eden bu akıl, kadınların eğitimde, iş hayatında, sanatta ve sosyal yaşamda aktif roller üstlenmesini hiçbir zaman istememiştir. Kadının toplumsal yaşamdan dışlanması, aslında geleceğimizin karartılması anlamına gelir.
Bugün 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Ancak bu zihniyetin 20 yıllık iktidarında tam 6 bin kadın cinayeti işlendi. Sokaklarda şiddete karşı sesini yükseltmek isteyen kadınlara meydanları kapatan, polisin sert müdahalelerini devreye sokan bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Bu akıl, Osmanlı'da kadını yok sayarak nüfus cüzdanı bile vermeyen zihniyetin bugünkü yansımasıdır. Kadını toplumsal hayattan dışlamayı amaçlayan bu yaklaşım, demokrasiye ve modern topluma duyulan inançla bağdaşmaz.
Demokrasinin Temelleri Sarsılıyor
Kadınların toplumsal yaşamdan dışlanması kadar tehlikeli bir diğer süreç de demokrasinin temel taşlarının adım adım zayıflatılmasıdır. Seçilmiş belediye başkanlarını görevden alıp yerine atanmış kayyımlar yerleştirmek, halkın iradesine açık bir müdahaledir. Bu tutum, demokratik yönetimin ruhuna aykırıdır ve halkın temsil hakkını gasp etmektir.
Şeffaflık da yönetimin temel unsurlarından biridir. Ancak, TÜİK gibi kurumlar aracılığıyla ekonomik veriler manipüle edilerek halkın gerçeklerden uzak tutulması sağlanıyor. Hukukun üstünlüğü, keyfi uygulamalarla aşındırılıyor; anayasanın koruyucusu olması gereken iktidar, yasaları kendi çıkarlarına göre eğip büküyor.
Eğitim ve Üretim Yoksullaştırılıyor
Eğitim, bir toplumun kalkınmasının en temel taşıdır. Ancak devlet, parasız ve bilimsel eğitim modelini desteklemek yerine, müfredatı tarikat ve cemaatlerin kontrolüne bırakıyor. Bu anlayış, gençlerimizi çağdaş dünya ile rekabet edemez hale getiriyor ve ülkenin geleceğini karanlığa sürüklüyor.
Milli Eğitim Bakanı böyle biri, 3-4 yaşında ki çocuklara "Kreşlerde LGBT propagandası yapılıyor" diyecek düzeyda.
Üretim ise bir ülkenin ekonomik bağımsızlığının temelidir. Ancak üretim teşvik edilmiyor, tarım ve hayvancılık yerine ithalat özendiriliyor. Yerel üretimi desteklemek yerine başka ülkelerin ürünlerine bağımlı hale gelen bir yönetim anlayışı, halkını açlık ve yoksulluğa mahkum eder. İşsizlik sorunu giderek büyürken, istihdam yaratacak projeler yerine fabrikalar kapanıyor, ağır vergi yükü altında ezilen özel sektörün nefes alması engelleniyor.
Sonuç: Kötü Akıl ve Karanlık Gelecek
Devleti yöneten akıl, her alanda derin yaralar açmış durumda. Kadınlardan gençlere, işçilerden çiftçilere kadar toplumun tüm kesimleri, bu kötü yönetimin ağır bedelini ödüyor. Ancak kötü yönetimlere boyun eğen toplumlar da bu tablonun bir parçasıdır. Uyanmak, sorgulamak ve demokratik bir dönüşüm için harekete geçmek, geleceğimizi kurtarmanın tek yoludur.
İyi Yöneten Akıl: Ekrem İmamoğlu Örneği
Kötü yönetimin karanlığını, halkın yanında duran ve toplumun refahını önceleyen bir anlayışla aydınlatmak mümkündür. Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul'da kadının özgürleşmesi ve sosyal politikalar adına attığı adımlar, iyi yönetimin neler başarabileceğinin somut örnekleridir:
105 yeni kreş açıldı.
Anneler, AnneKart ile İstanbul'u çocuklarıyla özgürce geziyor.
Kadın Hizmet Destek Merkezleri ve Bölgesel İstihdam Ofisleri kuruldu.
Ücretsiz HPV aşısı desteği başlatıldı.
"Kızlar Okusun Diye" projesiyle 10.000 kız çocuğuna eğitim desteği verildi.
İyi yönetim, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, geleceği bilim ve akıl ışığında inşa eden yönetimdir. Demokrasiye ve kadın haklarına inanan, halkın refahını her şeyin üzerinde tutan bir akılla karanlıktan çıkabiliriz.
Ozan







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder