3 Kasım 2024 Pazar

"ERMENİ'Yİ DÖVDÜRMEYECEKTİK" BİR TOPLUMSAL ÇÖZÜLÜŞÜN HİKAYESİ



Hikayeler, nesiller boyunca taşınan derslerle doludur ve çoğu zaman bir toplumun acı gerçeklerini yansıtmanın en güçlü yollarından biri haline gelir. “Sarı Öküz” hikayesi bu bağlamda oldukça tanınır; toplulukların birbirlerine destek olmadıklarında yok olmanın eşiğine nasıl geldiklerini gösterir. Bugün, benzer bir anlam taşıyan başka bir hikaye üzerinden güncel meseleleri ele alarak, dayanışmanın önemini vurgulamak istiyorum.


Hikayenin Özeti ve Dersler


Hikaye şöyle başlar: Biri Türk, biri Kürt ve biri Ermeni olan üç arkadaş, bir zenginin bahçesine girip erik çalarken yakalanır. Bahçenin sahibi, onları tek tek sorgular ve yargılar. İlk olarak Ermeni'yi hedef alır, "Sen Müslüman bile değilsin, hangi hakla bahçeme girersin?" diyerek ona saldırır ve onu döver. Ardından Kürt arkadaşa yönelir: "Sen Türk bile değilsin, hangi hakla burada erik çalarsın?" diyerek onu da döver. En sonunda, Türk arkadaşına dönerek, "Sen ne biçim Türksün, bu ikisiyle bahçeme nasıl girersin?" diyerek onu da pataklar.


Üç arkadaş bu dayağın ardından dışarı atıldıklarında, yaşananları sorgulamaya başlar. Türk, Kürt arkadaşa dönerek, “Biz en başta Ermeni’yi dövdürmeyecektik,” der. Bu ifade, aralarındaki çözülmenin ve dayanışma eksikliğinin acı bir itirafıdır.


Tarihi Yanılgılar: CHP ve Toplumsal Dayanışma


Bu hikaye, günümüzdeki siyasi ve toplumsal olaylara ışık tutan çarpıcı bir metafordur. Türkiye’nin yakın tarihindeki siyasal gelişmelere baktığımızda, toplumsal dayanışmanın eksikliği ve bunun doğurduğu sonuçlar belirgin bir şekilde görülüyor. 2019'da Güneydoğu’daki belediyelere kayyım atandığında CHP’nin güçlü bir itiraz ortaya koymaması, sadece bölge halkını değil, ülke çapında demokrasiyi savunan herkesi derinden yaraladı. Eğer CHP o dönemde etkili bir duruş sergileseydi, belki de bugün Esenyurt gibi büyükşehir belediyeleri kayyım tehdidiyle karşı karşıya kalmazdı.


2017 referandumunda Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) mühürsüz oyları geçerli sayma kararı, hukukun üstünlüğüne ağır bir darbe vurdu. Ancak halkın bu haksızlığa karşı gösterdiği tepkiye yeterince sahip çıkılmadığında, CHP’nin toplum nezdindeki güvenilirliği zedelendi. 2018 genel seçimlerinde sandık güvenliğinin yeterince sağlanamaması ve 2023 seçimlerinde rasyonel bir seçim stratejisinin geliştirilememesi, halkın büyük umutlarla desteklediği muhalefet cephesinde büyük bir hayal kırıklığına yol açtı.


Bu dönemde, seçimlerin ardından halkın oylarının korunması gerektiği inancıyla hareket edilse ve gizli protokollerle faşist ve dinci partilere alan açılmasa, belki de toplum tekrar CHP’ye güvenip ona kredi açardı. Ancak bu hatalar bir araya geldiğinde, bugün yaşanan güven kaybını anlamak zor olmuyor.


Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer gözaltına alındığında CHP Genel Başkanı Özgür Özel, halkı Esenyurt meydanına çağırdı. Fakat bu çağrıya karşılık gelmemesi ve halkın meydanlara inmemesi, CHP’nin yıllar içinde birikmiş hatalarının ve güvensizlik ortamının sonucu olarak karşımıza çıktı. Eski hatalar, toplumsal hafızada derin izler bırakır ve uzun yıllar boyunca etkisini sürdürür.


Tarihsel Bağlam: Dayanışmanın Evrensel Önemi


Tarihe baktığımızda, her dönemde dayanışmanın toplumsal varoluş için ne denli önemli olduğunu görürüz. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde, Balkan halklarının kendi bağımsızlık mücadelelerini verirken yaşadığı çözülmeler, imparatorluğun çöküş sürecini hızlandıran en büyük etkenlerden biriydi. 20. yüzyılın başında yaşanan bu tarihsel örnek, birlik ve beraberliğin önemini gösteriyor. Bir diğer örnek, 1970’lerdeki işçi direnişleri sırasında işçi sınıfının dayanışma göstermemesi nedeniyle yaşanan başarısızlıklardır. Topluluklar, birbirini desteklemedikçe daha güçlü rakipleri tarafından yenilmeye mahkumdur.


Günümüzde, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada benzer örnekler yaşanıyor. Dayanışma gösteremeyen muhalif hareketler, otoriter rejimlere karşı etkili bir duruş sergileyemiyor. Demokrasiye inanan herkesin ortak bir zeminde buluşması gerektiği düşüncesi, tarih boyunca tekrar tekrar doğrulanmış bir gerçek olarak karşımızda duruyor.


Sonuç: Birlikten Kuvvet Doğar


“Ermeni’yi dövdürmeyecektik” ifadesi, yalnızca bir pişmanlık değil, aynı zamanda bir uyanıştır. Toplum olarak, ancak ve ancak birlikte hareket edersek adalet, eşitlik ve demokrasiye ulaşabiliriz. Başkalarının mağduriyetine sessiz kalmak, bir gün aynı durumun bizim başımıza gelmesine neden olabilir. Bu nedenle dayanışma, sadece bir ahlaki değer değil, aynı zamanda hayati bir stratejidir.

Ozan

Hiç yorum yok: