25 Kasım 2024 Pazartesi

KARDEŞLİK MASALI VE GERÇEKLER: ANTİ-EMPERYALİST MÜCADELENİN ÇİZGİSİ



Kemal Kılıçdaroğlu, 22 Kasım 2024 tarihinde Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla yargılandığı mahkemede şu sözlerle savunmasını yaptı: Neden yargılandı "Başçalan" dedi, "Hırsız" dedi, " BOP başkanı" dedi... Tüm bunları genel başkanken zaten söyledi, Metropol araştırmanın sahibi kendisini ziyaret ettiğinde söylediği "Siz kazanamıyorsunuz" dediği ve bu gerçeği Hikmet Çetin ve Altan Öymen gördüğü ve "Aday olma" dediği halde israr eden Kılıçdaroğlu ne diyor; 



"68 Kuşağında Denizlere, Mahirlere ve Hüseyinlere yoldaşlık ettim. İdamlara tanıklık ettim. Daha sonraları anladım ki, sağdan ve soldan idam edilenlerin aslında aynı hedefte yürüyen kardeşler olduğunu. Düşmanlarımızın ise tek olduğunu. Aslında, bu ülkeyi bölmek ve bizleri kendilerine köle yapmak için amansızca çalışan emperyalistlerdi bizim tek düşmanımız."


Bu sözlerle, geçmişin acılarına dair bir analiz yapma çabası içinde olan Kılıçdaroğlu, "sağdan ve soldan idam edilenlerin aslında aynı hedefte yürüyen kardeşler olduğunu" söyleyerek önemli bir tespite ulaşmıştır. Ancak ardından suçluyu işaret ettiği şu sözleri ekler: "Emperyalistlerdi bizim tek düşmanımız."


Buradan Kılıçdaroğlu’na şu soruları yöneltmek gerek:

Emperyalizme hizmet edenler, 68 Kuşağı'nın Denizlerini, Mahirlerini ve Hüseyinlerini darağacına gönderenler nasıl kardeşimiz olabilir?

Deniz Gezmiş ve arkadaşları, İstanbul’a demirlemiş 6. Filo’nun Amerikan askerlerini denize dökerken; aynı 6. Filo’yu namazgah yapıp kıble edinenlerle mi kardeşiz?

Bahçelievler’de 7 sosyalist genci telle boğarak öldüren ve ardından parti lideri olan Muhsin Yazıcıoğlu’nun ardıllarıyla mı kardeşiz?

Piyango Tepe katliamını yapanlarla mı? Çorum ve Maraş’ta insanları hunharca katledenlerle mi?


Hayır! Onlar emperyalizmin taşeronluğunu yapan faşistlerdir, adını net koymak gerek. Onlar, ne geçmişte ne de bugün bizim kardeşimiz olamaz. Bizler, Atatürk'ün yolundan giden anti-emperyalistleriz. Bizler, Cumhuriyet’in devrimlerini sahiplenen ve bu devrimleri daha ileriye taşıyacak olan yurtseverleriz.


Kılıçdaroğlu’nun savunması şu sözlerle devam ediyor:


"O kara günler geçtikten sonra darbeler ve idamlar sürecini çok düşündüm ve tek bir şeye inandım: Biz; sağcı, solcu, seküler, dindar, Alevi, Sünni, Türk, Kürt değiliz. Biz, dünyanın en güzel topraklarında, barış, kardeşlik, huzur ve bereket içinde yaşamak için mücadele eden ama işgalci güçlerin ve onların içimizdeki işbirlikçilerinin eliyle birbirine düşürülmüş bir milletiz. Gençlerini uyuşturucu baronlarına teslim etmiş, çocuklarının eğitim, sağlık ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayamayan, gelişmiş dünyanın çoktan unuttuğu saçma konular yüzünden kutuplaşmış, emeklisi aç, hastası tedavi edilemeyen, sınırları korunamayan, emeği sömürülen bir toplumuz. İnsanlık onuruna yakışan bir hayattan uzaklaştırılmış, ağız dolusu gülmeyi unutmuş 85 milyon insanız ve tek milletiz."


Bu sözlerin ardından şunu sormak gerek:

Uyuşturucu baronlarının bu ülkeyi ele geçirmesine kim izin verdi? Gençliği işsizliğe, umutsuzluğa ve bağımlılığa kim sürükledi? Eğitim ve sağlığı özelleştirip paralı hale getirerek halkın temel haklarını gasp edenler kim? Sermayenin bekçiliğini yapanlar kimler?

Cevap çok net: Bunlar, emperyalizmin yerli işbirlikçisi olan dinci ve ırkçı faşistlerdir.


Sayın Kılıçdaroğlu, sapla samanı ayırmanın vakti geldi. Emperyalizmin taşeronları ile anti-emperyalistler asla aynı safta olamaz. Ya ezenin yanında yer alırsınız ya da ezilenin. Tarih boyunca faşistler hep gücün ve ezenin yanında olmuştur. O yüzden bu gerçeği kabul etmek gerek: Onlar bizim kardeşimiz değil.


Bizler, Atatürk’ün yolundan yürüyen, devrimleriyle ezilenlere ışık tutan ve emperyalizme karşı mücadele eden anti-emperyalistleriz. Bu yolu asla terk etmeyeceğiz.


Ozan


Hiç yorum yok: