Bugün ülkemizin en yakıcı sorunları arasında açlık ve sefalet yer almaktadır. Bu sorunlar, Türk'ü, Kürt'ü, Çerkes'i; toplumun her kesimini etkileyen ortak bir gerçektir. Ancak hukukun üstünlüğü ve demokrasi tesis edilmediği sürece ne Kürt meselesi ne de ekonomik sıkıntılar gibi derinleşmiş toplumsal problemler çözülebilir.
Çözümün adresi Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Fakat anayasanın tanınmadığı, kuvvetler ayrılığının hiçe sayıldığı, halkın seçtiği belediye başkanlarının yerine kayyımların atandığı ve kayyımların seçilmiş belediye meclis üyelerini yok saydığı bir ortamda, Kürt sorununu çözecek bir iradenin varlığından bahsedilebilir mi?
Örneğin, Devlet Bahçeli'nin önce “bebek katili” dediği Abdullah Öcalan için "Meclise gelmeli ve DEM Partisi grup toplantısında konuşmalı" demesi ne kadar inandırıcı? Soma’da maden işçilerinin, Karaman’da dincilerin tecavüzüne uğrayan çocukların davalarını ücretsiz takip eden ve halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekili olan Can Atalay'ın meclise gelmemesi gerektiğini savunan yine Bahçeli değil midir?
“İmralı da TBMM gibi vatan toprağıdır” diyen Bahçeli'ye sormak gerekir: Silivri, Edirne, Sincan vatan toprağı olarak kabul edilmiyor mu? Can Atalay, Osman Kavala, Tayfun Kahraman, Selahattin Demirtaş neden hâlâ hapishanedeler?
Unutulmamalıdır ki bu ülkenin en büyük sorunları açlık ve işsizliktir. Türk'ün, Kürt'ün, Çerkes'in gerçeği açlık sınırı 21 bin lira, asgari ücret 17 bin lira. Yoksulluk sınırı 61 bin lira emekli maaşı 12 bin 500 lira olmuşken hangi sorun önceliklidir?
Hukukun üstünlüğü sağlanmadığı sürece hiçbir sorun kalıcı şekilde çözüme kavuşturulamaz.
2019 yerel seçimlerde vatan toprağıdır İmralı diyenler bebek katili dediği Abdullah Öcalan'ı umut görüp mektubuna ihtiyaç duyanlar şimdide anayasayı değiştirmek ve Erdoğan'a bir dönem daha Cumhurbaşkanı yapabilmek uğruna, kullanışlı Abdullah Öcalan'a kurtuluş olarak sarıldılar...
Ozan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder