30 Ekim 2025 Perşembe

29 EKİM'İ KUTLAMADAN ÖNCE DÜŞÜNMEK GEREKMİYOR MU?

 29 Ekim’i Kutlamadan Önce Düşünmek Gerekmiyor mu?




Cumhuriyet Bayramı yalnızca geçmişin bir anması değildir; aynı zamanda geleceğe verilen bir sözdür. Çünkü Cumhuriyet, bir yönetim biçiminden öte bir bilinçtir: Halkın kendi kaderini belirleme iradesidir.

Türkiye Cumhuriyeti, laiklik, demokrasi ve millî egemenlik ilkeleri üzerine inşa edilmiş; cehaletin karanlığından aklın, bilimin ve özgürlüğün aydınlığına atılmış büyük bir adımdır. Bu bayram, yalnızca bir takvim günü değil; o büyük yürüyüşün, yani “kula kulluğu reddedip insan olmanın” yıldönümüdür.

Ne var ki, bugün geldiğimiz noktada bir hakikati görmezden gelemeyiz:
Cumhuriyet’in anlamı unutturulmakta, kazanımları törpülenmekte, yurttaşlık bilinci yerini yeniden tebaa kültürüne bırakmaktadır.

Kendimize sormalıyız:
Cumhuriyet’in bize kazandırdığı özgür birey olma bilincini koruyabildik mi?
Egemenliğin gerçekten millete ait olduğunu savunabildik mi?
Bugün neden, 102 yıl önce yıkılan saltanat düzeninin gölgesi yeniden üzerimize düşüyor?

Unutmayalım: Cumhuriyet, sadece bir rejim değil; aynı zamanda bir karakterdir.
O karakter, korkmadan düşünmekten, sorgulamaktan, hesap sormaktan ve eşit yurttaşlıkta ısrar etmekten beslenir.

Ya Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetini geleceğe taşıyarak bu ülkeyi yeniden aklın, bilimin ve özgürlüğün temellerine oturtacağız,
ya da “Cumhuriyet” adını taşıyan ama özünde patrimonyal sultanizme dayanan bir yönetim biçimi altında, bir kez daha millet olmaktan çıkıp ümmetleşmeye razı olacağız.

Bugün, 29 Ekim’i kutlamadan önce yapılması gereken, yalnızca bayrak sallamak değil; o bayrağın temsil ettiği aklı, vicdanı ve özgürlüğü yeniden kuşanmaktır.

Cumhuriyet, yalnızca kurulan bir rejim değil; her kuşakta yeniden kazanılması gereken bir onurdur.

Ozan
28 Ekim 2025


Yunan Galip Gelseydi...

Cumhuriyetin ne anlama geldiğini bilmeden, bu ülkenin sağladığı en temel kazanımlarla konuşan bir kesim var.
Saltanat devam etseydi, köyünden dışarı çıkamayan, okuma yazma bilmeyen, kaderine razı bir tebaa olarak yaşayacaktın.
Bugün cumhuriyeti kötülüyorsan, önce aynaya bak: Cumhuriyet seni tebaa olmaktan kurtaran birey olarak yaşamanı sağlayan düzendir.

Ve sonra utanmadan, sıkılmadan “Yunan galip gelseydi” diyorsun.
Bu ülkenin bağımsızlığı için şehit olan ve can verenlerin kemiklerini sızlatan bir cümle bu.
Bir düşün bakalım:
Yunan galip gelseydi, bırak ibadetini yapmayı, fesinin püskülünü g*tüne sokarlardı.
Ne ezan kalırdı, ne minare.
Kilisede zangoç olur, belki imam yerine papaz olurdun.
Adın Papadopulos, karın Eleni, çocukların Hristo olurdu.
Pazar günleri kilisede ayine davet eder, “Amin” diye dua ederdin.

Bu satırları neden yazıyorum biliyor musun?
Çünkü hâlâ anlamadın:
Ha papaz olmuşsun, ha imam...
Ha fes takmışsın, ha papaz şapkası...
İnsan olamadıktan sonra fark eder mi?

Dini büyüklerinden birinin dediği gibi,
“Ben davam uğruna papaz elbisesi bile giyerim.”

İşte bu zihniyetin özeti burada saklı.
Dava dedikleri, inanç değil; koltuk.
Ahlak değil; çıkar.
Vatan değil; menfaat.

Cumhuriyet, seni kul olmaktan kurtarıp yurttaş yaptı.
Ama sen hâlâ, efendisinin kamçısına aşık köle gibi konuşuyorsun.
Oysa farkında olsan, o “küfrettiğin” cumhuriyet sayesinde yazabiliyor, okuyabiliyor, eleştirebiliyorsun.
Kısacası, “hain” diyebildiğin o rejim olmasa, adını bile söyleyemezdin.

Ozan

Hiç yorum yok: