29 Ekim 2025 Çarşamba

CUMHURİYET: ANTİEMPERYALİST BİR BAŞKALDIRININ ADIDIR

CUMHURİYET: ANTİEMPERYALİST BİR BAŞKALDIRININ ADIDIR



Antiemperyalizmin Gerçek Sahipleri
Antiemperyalist bir kurtuluş mücadelesinin eseri olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti, emperyalizmin zincirlerini kırarak halk egemenliğini tesis etmişti. Anadolu’nun yoksul köylüsünden aydınına kadar milyonlarca yurttaş, bağımsızlık uğruna bir imparatorluğun küllerinden yepyeni bir devlet doğurmuştu. Cumhuriyet, sadece bir rejim değişikliği değil; Batı’nın tahakkümüne karşı bir halk devrimiydi.
Ne var ki bu devrimin özündeki bağımsızlık ruhu, çok geçmeden Atlantik vesayetinin gölgesine terk edildi. Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini emperyalizmin onayıyla yorumlayanlar, antiemperyalist, solcu, sosyalist ve devrimci gençleri “tehdit” olarak görüp tasfiye ettiler.
NATO subaylarının, Atlantik ötesi siyasetçilerin ve yerli işbirlikçi oligarkların çıkarına dizayn edilen bir siyasal düzen, halkın devrimci damarını bastırmak için kullanıldı.
Ama bu topraklarda hiçbir baskı, hiçbir darbe, hiçbir teslimiyet uzun sürmedi. Çünkü Anadolu halkı, her seferinde küllerinden doğmayı bildi. Her yasak, her zindan, her karalama kampanyası; Cumhuriyet’in kurucu ruhuna sahip çıkan yeni bir kuşağı doğurdu.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında bile bu ruhu boğmak isteyenler vardı. Emperyalizmin uşağı mandacılar, hilafet özlemcileri, işgalcilerle işbirliği yapanlar, Atatürk’ün Meclis’te milletvekili olmasına dahi karşı çıkacak kadar ihanete gömülmüştü.
1922’de, Atatürk’ün açılışını yaptığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde şu madde gerekçe gösterilerek itirazlar yükseliyordu:
“Büyük Millet Meclisi’de milletvekili olabilmek için, Türkiye’nin bugünkü sınırları içindeki yerler halkından olmak veya kendi seçim bölgesi içinde yerleşmiş bulunmak şarttır. Ondan sonra göçmen olarak gelenler, yerleştikleri tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise seçilebilirler.”
Bu madde dayanak yapılarak, Atatürk’ün milletvekilliğine itiraz edenler, aslında onun şahsında devrimi tasfiye etmeye çalışıyorlardı.
Atatürk ise kürsüye çıkarak şu tarihi sözlerle yanıt verdi:
“Erzurum Milletvekili Süleyman Necati, Mersin Milletvekili Selahattin ve Canik Milletvekili Emin Beyefendiler tarafından teklif edilen kanun tasarısı, doğrudan doğruya benim şahsımı vatandaşlık haklarından yoksun bırakmak maksadını güdüyor.”
Bu söz, bir liderin kendi halkı adına emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı verdiği mücadelenin özeti gibiydi.
Bağımsızlık uğruna savaşan antiemperyalistler hiçbir zaman yenilmedi, çünkü onlar iktidar için değil, onur için savaştılar.
Bugün de tablo farklı değildir. Atlantik vesayetinin gölgesi hâlâ ülkenin siyasetinde dolaşırken, bağımsızlık ilkesine sarılanların mücadelesi devam ediyor.
Ve bilinmelidir ki:
Bu ülkenin damarlarında hâlâ tam bağımsız Türkiye’nin onurlu mirası akıyor.
Yaşasın Cumhuriyet.
Yaşasın tam bağımsız, laik ve demokratik Türkiye.
29 Ekim 2025
Ozan

Hiç yorum yok: