SAĞIN MERKEZİNDE YENİ BİR YOL ARAYIŞI: “İYİ PARTİ” GERÇEĞİ
Ozan — 25 Ekim 2017
Meral Akşener’in kurduğu İYİ Parti’ye fazla anlam yüklemeyin. Bu parti, emek eksenli bir siyasal hareket değil; hedefi, sağın merkezinde kendine bir yer açmak. Programında da, geçmişinde de “emek” kavramına dair tek bir güçlü vurgu bulamazsınız. Bu nedenle, bizim açımızdan çok da hayati bir mesele değildir.
Ancak bir yönüyle önemlidir: Parlamenter sisteme sahip çıkmaları. Bugünün siyasal ikliminde bu, azımsanacak bir duruş değildir.
Bizi esas ilgilendiren, İYİ Parti’nin ideolojik konumundan çok, onun MHP ve AKP ile gireceği “yolcu kapma savaşı” olacaktır. Çünkü o savaş, Türkiye sağının iç çatışmasını görünür kılacaktır.
⸻
MHP VE FAŞİZMİN DEVLETLEŞMESİ
MHP, kuruluşundan bu yana faşizmin ana damarlarını içinde barındırmış bir partidir. “Komando kampları”yla yetiştirdiği radikal unsurları yalnızca sokakta değil, devletin damarlarında da konumlandırmıştır. Bu örgütlenme biçimi, 1970’lerden itibaren kamuda, güvenlik bürokrasisinde ve istihbaratta kalıcı etkiler bırakmıştır.
Komando olamayan kadrolar ise merkez sağ partilere —AP, DYP, ANAP gibi— taşınarak devletin farklı katmanlarına sızmışlardır. Böylece MHP, iktidarların gizli ya da açık ortağı olarak varlığını sürdürmüş, sermayenin güvenliğini koruyan “sokak aygıtı” rolünü üstlenmiştir.
Bu yüzden Alparslan Türkeş, 12 Eylül darbesinden sonra “Biz hapisteyiz ama fikirlerimiz dışarıda” derken, aslında bu devletleşmiş faşizmi tarif ediyordu.
⸻
TÜRKİYE SAĞI: ALIŞKANLIK, EĞİTİM VE İNANDIRICILIK KRİZİ
Bugün yapılan tüm araştırmalar, Türkiye’de seçmenlerin yüzde 65–70’inin sağ partilere oy verdiğini gösteriyor.
Ancak bu, toplumun tümünün muhafazakâr ya da sağcı olduğu anlamına gelmiyor. Aslında AKP’nin ideolojik çekirdek oyu —yani gerçekten dindar ve otoriter safta yer alan kitle— yüzde 15 civarında.
Geri kalanı; inandırıcı bir muhalefet göremediği, sosyolojik bağlarla (aşiret, akrabalık, mahalle, tarikat), etnik kimliklerle veya dinsel aidiyetlerle oy verme davranışını sürdürdüğü için o cephede duruyor.
Asıl mesele eğitimdir. Eğitim seviyesi yükseldikçe muhafazakârlık zayıflıyor, din ve kimlik temelli oy verme alışkanlığı çözülüyor.
PISA araştırmalarına göre, okuduğunu anlamayan birey oranının bu kadar yüksek olduğu bir ülkede, siyasal bilinçlenmenin önüne çekilmiş bir duvar vardır.
⸻
İYİ PARTİ’NİN YERİ VE POTANSİYELİ
İYİ Parti’nin asıl hedefi, MHP’nin milliyetçi-militarist damarını ve AKP’nin otoriter-muhafazakâr seçmenini merkeze çekmektir.
Eğer bu iddiasını netleştirir ve “devletçi faşizmin” mirasını reddedip demokratik merkezde konumlanabilirse, MHP’yi tarihin çöplüğüne göndermesi, AKP’yi de ANAP gibi bir “mezarlık partisi”ne dönüştürmesi mümkündür.
AKP iktidarının ülkeye öğrettiği tek şey varsa, o da şudur:
“Bir daha bu ülkede dinci bir partinin iktidar olmasının zemini kapanmıştır.”
Bu, tarihsel bir ders olarak hafızaya kazınmıştır.
⸻
CHP VE YENİDEN YAPILANMA ZORUNLULUĞU
İYİ Parti’nin yükselişi, CHP açısından da bir fırsat olabilir. Çünkü CHP, yıllardır sağa açılma uğruna kendi kimliğini silikleştirdi. Tescilli sağcıları aday göstererek, “aslı varken taklidine oy verilmez” gerçeğini unuttu.
Bu süreç CHP’yi zorunlu bir yüzleşmeye itecektir: Gerçek çıkış, sağa benzeyerek değil; sola dönerek, halkın taleplerine ve sınıfsal gerçekliğe yaslanarak mümkündür.
Eğer CHP, halkın ayağına gider, inandırıcılığını yeniden kurar ve devrimci politikalarla sahaya dönerse; 1977’de Ecevit’in ulaştığı yüzde 48’lik oy oranını yeniden yakalayabilir.
Neden olmasın?
Vesselam.
Ozan — 25 Ekim 2017
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder