III. Bölüm – Yeni Kamuculuk ve Halkçı Cumhuriyet: Ortaklaşmanın Teorisi
1. Devletçilikten Kamuculuğa: Tarihsel Bir Ayrım
Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında benimsenen devletçilik, kapitalist kalkınmanın ulusal bir biçimiydi;devlet, sermaye birikiminin “kurucu” aktörüydü.Bu modelin amacı, toplumsal adalet değil, ulusal burjuvaziyi yaratmak ve Batı’yla rekabet edebilmekti.
CHP’nin klasik devletçiliği, 1930’larda ilerici bir karakter taşımakla birlikte,
sınıfsal olarak burjuva modernleşmesinin kamusal yüzüydü.
Oysa sosyalist kamuculuk, devletin sınıf karakterini dönüştürmeyi, kamu mülkiyetini halkın doğrudan yararına işletmeyi hedefler. Yani mesele sadece “devletin üretmesi” değil, üretimin kimin için ve hangi amaçla yapıldığıdır.
Bu yüzden yeni dönemde, CHP’nin “kamucu” söylemini yeniden inşa etmesi için, sosyalist solun teorik birikimiyle buluşması zorunludur.Bu buluşma, “devlet eliyle adalet”ten, “toplum eliyle adalet”e geçiştir.
2. Yeni Kamuculuk: Üretim, Planlama ve Demokrasi
Kapitalizmin 21. yüzyıldaki en temel krizi, kâr için üretim ile yaşam için üretim arasındaki çelişkidir. Türkiye gibi yarı-periferik ülkelerde bu çelişki, barınma, gıda, enerji, sağlık ve eğitim gibi temel alanlarda açık biçimde görülür.
Yeni kamuculuk, bu alanları piyasa mantığından çıkarıp toplumsal planlamaya tabi kılmayı savunur. Bu, klasik devletçiliğin bürokratik yapısını değil,
demokratik planlamayı esas alır. Yani üretim süreci, yerel kooperatiflerden sendikalara, meslek odalarından yerel yönetimlere kadar halkın doğrudan denetimine açılır. Kamuculuk artık “devletin mülkiyeti” değil,toplumun kolektif yönetimidir.
3. Halkçı Cumhuriyet: Sosyalist Sol ile CHP’nin Kesişim Noktası
CHP tarihsel olarak “cumhuriyetin kurucu partisi”dir; sosyalist sol ise “cumhuriyetin demokratikleştirici gücü”dür. ki damar arasındaki fark, aslında tarihsel bir işbölümüdür: biri devleti kurdu, diğeri halkı uyandırmak istedi.
Bugün Türkiye, bu iki damar arasında yeni bir senteze ihtiyaç duymaktadır:
ne otoriter modernizm, ne kimlik liberalizmi. Bunun adı, Halkçı Cumhuriyettir.
Halkçı Cumhuriyet, üç temel üzerine kurulmalıdır:
Sınıf Eşitliği: Her yurttaşın gelir, mülkiyet ve emek hakkı bakımından eşit olduğu bir ekonomik düzen.
Laiklik ve Özgürlük: Dinin siyasetten, sermayenin devletten ayrıldığı; bireyin inanç ve ifade özgürlüğünün güvenceye alındığı bir rejim.
Kolektif Demokrasi: Yalnız sandık değil, üretimden mahalle meclislerine kadar doğrudan katılımın olduğu bir demokratik örgütlenme.
Bu model, ne klasik CHP’nin bürokratik cumhuriyetçiliği ne de 1970’lerin dogmatik solculuğudur.
Bu, sınıf temelli demokratik halk cumhuriyeti anlayışıdır.
4. Ortaklaşma Dinamikleri: CHP ve Sosyalist Sol Nerede Buluşabilir?
Bu iki hattın ortaklaştığı somut eksenler şunlardır:
Alan
CHP’nin tarihsel pozisyonu
Sosyalist solun yaklaşımı
Olası ortak zemin
Ekonomi
Devletçilik / karma ekonomi
Kamuculuk / planlı ekonomi
Kamu yararına üretim, kooperatifçilik
Demokrasi
Parlamenter sistem
Katılımcı halk demokrasisi
Demokratik cumhuriyet
Laiklik
Kurucu ilke
Özgürleşme aracı
Emek eksenli laik yurttaşlık
Sosyal adalet
Sosyal devlet vurgusu
Sınıf mücadelesi
Güvenceli emek ve yeniden bölüşüm
Dış politika
Ulusal egemenlik
Anti-emperyalizm
Bağımsız, barışçı dış politika
Görüldüğü gibi, teorik olarak bu iki gelenek, sınıf bilinci ve kamuculukta kesişebilir. Sorun, bu ortaklığı “seçim ittifakı” düzeyinde değil, toplumsal hegemonya projesi düzeyinde kurabilmektir.
5. Hegemonya ve Kültürel Yeniden İnşa
Gramsci’nin kavramıyla söylersek:
Bugün Türkiye’de egemen blok (İslamcı–milliyetçi sermaye ittifakı),
halkın kültürel rızasını din, kimlik ve sadaka düzeni üzerinden örgütlemektedir.
Solun buna karşılık kurması gereken hegemonya, **üretimden kültüre kadar bütün alanlarda “halkın kendi kaderini yönetme iradesi”**dir.
CHP’nin laik aydınlanmacı mirası, sosyalist solun sınıfsal adalet talebiyle birleştiğinde, bu hegemonya yeniden inşa edilebilir.
Yeni Halkçı Cumhuriyet, yalnızca “bir rejim değişikliği” değil,
toplumun bilinç değişimidir. Bu bilinç, “devlet için halk”tan “halk için devlet”e geçişi temsil eder.
6. Sonuç: Yeni Bir Tarihsel Blok Mümkün mü?
Evet.
Eğer sosyalist sol, CHP’nin reformist damarıyla sınıf temelli bir demokratik program etrafında birleşebilirse, Türkiye’de “üçüncü bir yol” açılabilir:
Ne neoliberal kimlik siyaseti, ne otoriter muhafazakârlık —emek merkezli, laik, kamucu bir halk cumhuriyeti.
Bu blok, yalnız seçim kazanmak için değil, emeğin, bilimin ve özgürlüğün yeni tarihini yazmak için var olmalıdır.
“Yeni Cumhuriyet, ne eskisinin restorasyonu ne de bugünkü rejimin makyajıdır.
O, halkın kendi emeğiyle kuracağı kamusal özgürlük düzenidir.”
Ozan
08 Kasım 2025

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder