Devletin çöküşü, yönetenlerin ahlakıyla başlar; halkın suskunluğuyla tamamlanır.
PlatonAhlaksız yönetici ve suskun halk. İkisi bir araya geldiğinde çöküş kaçınılmaz olur.
Yönetici erdemsiz olduğunda ilk bozulma tepede başlar.
Çünkü ahlak, yukarıdan aşağıya doğru örnek olur; bir toplumun adaleti, hakkaniyeti, düzeni, liderin karakteriyle şekillenir.
Ahlaksız bir yönetici, gücü kişisel çıkarına çevirir, adaleti keyfine göre kullanır, yasayı kendine uydurur.
Böyle bir düzende kurallar işlemeyi bırakır, liyakat yok olur, dürüst olan ezilir, hile yapan ödüllendirilir. Bu, çöküşün ilk kıvılcımıdır.
Ama sözün asıl vurgusu burada bitmez.
Çünkü bir ülkeyi yalnızca kötü yönetici yıkmaz. Asıl yıkımı tamamlayan şey halkın suskunluğudur.
Suskunluk; korkudan, umursamazlıktan, çıkar ortaklığından veya "bana dokunmayan yılan" anlayışından doğar. İnsanlar yanlış gördüğü halde ses çıkarmazsa, kötülük kök salar.
Zamanla kötülük “normalleşir". Ardından toplumda hem vicdan hem de cesaret erir.
Bu söz bize şu gerçeği hatırlatır:
Bir devletin kaderi sadece yönetenlerin değil, yönetilenlerin de karakteriyle çizilir.
Adalet, sadece yargının işi değil; hakkı savunmak, en az yöneten kadar halkın sorumluluğudur.
Çürümeyi durduran da, çürümeyi hızlandıran da toplumun tepkisidir.
Sonuç olarak bu söz, hem zirveyi hem tabanı uyaran bir çağrıdır:
"Erdemli lider istemek için önce erdemli bir halk olmak gerekir; kötülüğe karşı susmak, kötülüğün ortağı olmaktır.”
Alıntı


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder