Artık başka bir nedenin arkasına sığınmıyorlar; parti liderinin başbakan sıfatıyla Güneydoğu ve Doğu illerine gezilerini yerel seçimleri kazanıncaya, Mart 2009’a kadar sürdüreceğini resmi ağızlar açıklıyor.
Oysa RTE’nin gezileri bölgeyi kasıp kavuran teröre karşı devletin mücadele azminde en ufak bir azalma olmadığını, olamayacağını vurgulamak amacıyla yaptığı sanılıyordu. RTE’nin, geziler sırasında yaptığı konuşmalardan anladık ki; amaç başkaymış.
Demokratik Toplum Partisi’nin oylarını AKP’ye çevirmekmiş asıl amacı!
Van’da, Yüksekova’da, Hakkâri’de terör örgütüne ve “terörü istismar edenler ve terörden nemalananlara” vuruyor; ama o ne? Yerel seçimleri kazanmak için bizzat kendisi “terörü istismar ederek terörden nemalanmaya” çaba gösteriyor.
Ver oyları AKP’ye, hasetle hasretle baktığın Batı Anadolu’ya sağlanan devlet nimetlerine kavuş!
Bölge halkına yaldızlı cümlelerle söylemek istediği, söylediği, demek istediği bu!
Devlet kesesinden parti propagandası!
***
Halkın terör örgütünün baskısından korkarak sinmesini, kepenklerin indirilmesini, yolların çöplük manzarası almasını, terör örgütünden korkmasını kişiliğine özgü yöntemlerle kendine yontuyor.. ve sonra; korkuyu asıl kendisi yaşıyor. Aslanlar gibi kükrediği il veya ilçe kongrelerindeki partili topluluğun karşısına veya sokağa çelik yelek giyerek çıkıyor.
Kışkırtıcı açıklamalar bölgede kimi illerde bir iç savaşı andıran görüntülerin yaşanmasına olanak sağlıyor. Beyefendi ise (sonradan yalanladı ama) “-Hürriyet’e göre- hepsi Başbakanlık plakası taşıyan iki Mercedes, biri Volvo marka üç makam aracı ile şaşırtmaca veriyor. Havaalanından konuşmasını yapacağı tören alanına gelişinde kullandığı güzergâh da son anda değiştiriliyor. Çevresinden etten duvar ören korumalar herhangi bir madde atılmasına karşı, ellerinde şemsiye taşıyorlar. Özel Harekâtçı polisler de panzerlerde elleri ağır makineli tüfeklerin tetiğinde teyakkuzla bekliyorlar…”
Bölge halkına terör örgütünden korkmamasını, karşı çıkmasını salık verdiği konuşmalar yaptığı mekânlara, alanlara böylesine görkemli güvenlik önlemleri arasında gidiyor.
Bir başka deyişle özetlemek gerekirse teröre karşı davranışlarını; âleme veriyor talkını, kendi yutuyor salkımı!
***
“Aaa, bak Yüksekovalı! Hastane diyordun, al sana hastane!”
Demokrat Parti’nin 1950’lerdeki propagandasının tıpkısının aynısı.
1952’de Bilecik’te ara seçimler… Bir sabah davullar çalınıyor sokakta, halka duyuru: DP ileri gelenleri hastane açıyor! Şipşak hastane nasıl açılıyor? Bir okulu boşaltmışlar. Eskişehir’den yataklar, bir doktor, hemşire getirmişler. Duvarlarını beyaza boyatmışlar. Bilecikli; hastane mi istiyordun, al sana hastane!
Bir gün bir de baktık; Sakarya’nın iki yakasında işçiler yer yer kazı yapıyor. Yaygın söylenti; köprü istiyordun al sana köprü!..
Bunlar birer örnek; daha ne istersen alacaksın ama, önce oylar DP’ye!
Gak desen su, guk desen et! RTE de aynı havada.
Terörden nasıl kurtulacağını anlatacağı yerde bölge halkına; terör ve siyasal uzantısı üzerinden oy toplamaya, devletin her türlü olanağını parti hesabına seferber ederek seçim kazanmaya çalışıyor.
Çalımına bakarsanız; evvel Allah vatandaşın “yaşam hakkına saldırılara karşı” kendinden başka çıkacak yok!
***
İşine gelmeyen en ufak söylenti kulağına çarptı mı soluğu kameraların önünde alıyor. Oy dedin mi fellik fellik sokaklarda.
Fakaattt “halkın yaşam hakkına saldırının” dik âlâsı olan doğalgaza altı ayda toplam yüzde 80, hele son kez yüzde 25’e yakın zam yapılmasını adeta duymazlıktan geliyor.
BOTAŞ’ın, başta Gökçek’in Ankara’sı, kimi belediyelerle kamu kuruluşlarından alacağı 15 milyar YTL’yi tahsil edemediği için son zamma gereksindiği ortada.
RTE, zammı önlemek için ne yaptı? BOTAŞ’ın alacaklarının ödenmesi için önlem alacağı yerde, başta Melih Gökçek’in belediyesinin borçları olmak üzere, silme operasyonları başlattı.
Zamları önlemek için ne yapabilirdi? Yolu yordamı bulunarak halka çıkarılan fatura bütçeden karşılanabilirdi.
AKP’nin sloganı; halkın gözüne bakarak halk adına halka kazık atmak!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder