Kimi tarihsel süreçlerde ‘zamane’yi belgeleyen olaylar patlak verir, bir iktidarın kimlik belgesi gibi çağa damgasını vurur…
Amerikanofil İslamcı iktidarı yüklenen Türkiye’de, iki olay, yaşadığımız zamanenin iktidar karakterini ya da karaktersizliğini belgeledi…
*
Bunlardan biri meşhur Deniz Feneri olayıdır..
İkincisi Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez vakasıdır…
*
Deniz Feneri olayı nedir?..
İslamcı iktidarın ikiyüzlü karakteri Deniz Feneri vakasında dinci dolandırıcılıkla sergilenmiştir…
İktidarın üst katlarına dek tırmanan ve Almanya - Türkiye arasında omurgalaşan Deniz Feneri sahtekârlığı, AKP siyasal örgütlenmesinde önemli bir işlev üstlenmiştir…
Soru:
- Peki, bu dinci dolandırıcılık olayı nasıl ortaya çıkmıştır?..
Yanıt:
- Alman savcıları ve yargıçları olayı ortaya çıkarmışlardır…
Ya Türkiye?..
Bizimkiler Deniz Feneri dolandırıcılığının üstüne gidip de AKP’nin temeline dinamit mi koyacaklardı?..
*
Deniz Feneri dolandırıcılığı parasallık üzerinedir…
Üzmez olayı nedir?..
“Maneviyat” üzerinedir..
Ahlak..
Kadın ve çocuk hakları..
Cinsellik..
Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez, annesiyle fingirdeleştiği kız çocuğuna tasallut etmekle suçlanıyor…
Üzmez yalnız değildir…
İslamcı şeriatında kadına bakış açısı Üzmez’in tasallutuna kılıf geçirecek koşulları içeriyor…
TV’lere çıkıp babalanan ve yandaşlarınca desteklenen Vakit gazetesi yazarının cüreti de bu kaynaktan besleniyor.
*
1) Deniz Feneri…
2) Ve Üzmez olayı…
İslamcılık işte budur!..
Anadolu ise İslamcı değil, Müslümandır…
Müslüman ne dolandırıcıdır…
Ne de kadını kızı mal gibi görür…
Laik Cumhuriyet devrimini yıkmak isteyenlerin Amerikanofil İslamcılığı ise malı, davarı, parayı, pulu, kadını, kızı götürmek üzerine ahlaksızlığın dinci politikasıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder