Diyanet
İşleri Başkanı diyor ki:
-
İzmir’in farklı bir dindarlığı var.
- Bu
dindarlığın irfan geleneğine ihtiyacı var.
Diyanet
İşleri Başkanı açısından İzmir’in ne türden bir dindarlığa ihtiyacı olduğunu
söylemek süper kolay ve müthiş risksiz bir iş...
En
fazla...
Birkaç
İzmirli, “Sabahları boyoz yeriz, simide gevrek deriz, dindarlığımıza laf
ettirmeyiz” falan diye aksileşir...
Ve olay
kapanır.
İzmir’in
ne türden bir dindarlığa ihtiyacı olduğunu söyleyebilen Diyanet İşleri
Başkanı...
Eğer
yiğitse, cesursa, mücahitse, eyvallahsızsa...
-
İktidar sahiplerine adalet adına itiraz etmekten korkan dindarların...
-
“Başbakan’a dokunmak bile ibadettir” diyen dindarların...
- Aman
dileyene Allah Allah diyerek vuran dindarların...
- “Tek
adam” anlayışına anında fit olan dindarların...
-
İntikamı hayat tarzı belleyen dindarların...
-
Sevdirmeyip nefret ettiren dindarların...
-
Farklı yaşam tarzlarına zerre kadar saygısı olmayan dindarların...
-
Zenginleştikten sonra tıpkı diğer zenginler gibi davranan dindarların...
- Vıcık
vıcık yağdanlaşan dindarların...
-
Hayatlarından merhamet duygusunu çıkaran dindarların...
-
İktidar korkusundan hak bildiğini söyleyemeyen dindarların...
Ne
türden bir geleneğe ihtiyacı olduğunu söylesin de kendisine şapkamızı
çıkaralım.
Hadi
Başkan!
Unutma:
Mümin cesur olur.
Ve yine
unutma:
İmam-ı
Azam, sultana karşı hakkı haykırdığı için hapislerde can vermiştir.
AHMET
HAKAN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder