KURAN, SÜNNETİ DE
KAPSAR
Peygamber’in
sünnetine uymamız tabi ki gerekir. Fakat Peygamber’in sünneti (davranışları, tarzı) için de tek
kaynak Kuran’dır. Kuran’dan,
Peygamber’in vahye uyup kendisinden din uydurmadığını, başları çatlatırcasına
dini anlattığını, üstün ahlakını, ibadetlere düşkünlüğünü, sürekli Allah
yolunda mücadelede olduğunu öğreniyoruz. Kuran’ın belirttiği her husus, her
ahlaki norm aynı zamanda Peygamber’in sünnetidir (davranış şekli, tarzıdır). Yani namaz, oruç, mallardan
sarfetmek, sürekli Allah’ı anmak, Allah’ın yarattıklarını düşünmek, sürekli
şükretmek, samimiyet, sabır, gereğinde hicret, güvenilir olmak, dürüstlük,
cesaret, Allah’a sevgi ve saygı hep Peygamber’in sünnetleridir. Bunlar
sünnettir, çünkü bunlar Kuran’da geçer.
Oysa Kuran’da
geçmeyen sakal, cübbe, elbisenin rengi, yemek menüleri, birçok Arap adeti;
tarihin belli bir dönem ve yerinde uygulanmış bile olsalar, dini bir nitelik
taşımayan, tarihsel olup dinin evrensel bir hükmü kabul edilemeyecek
hususlardır. Peygamber’in tek yazdırdığı ve Allah’ın vahiylerini içeren Kuran,
Peygamber’in sünnetini göstermek açısından da yeterlidir.
Eğer gerekli başka normlar ve davranış şekilleri olsaydı, Kuran
hiç şüphesiz onları da içine alırdı. Kuran kendisini detaylı diye tanıtırken,
nasıl olur da dinle ilgili herhangi bir detayı atlar? Kuran’ın atladığı detaylar
din olmayan, bizim de atlamamızın hiçbir sakıncası olmadığı, yapmamızda sevap
umulmayacak şeylerdir. Bizi kurtaracak
olan, Arapperestliğin din diye yutturulmaya çalışılmasının neticesi olan
sarıklı, sakallı uydurma sünnetler değil; Kuran’da geçen iman, ahlak, fazilete
dair çizilen tablolardaki sünnetlerdir.
Allah size kitabı detaylı bir şekilde indirmişken O’ndan başka
hakem mi arayayım?
(6-Enam Suresi 114)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder