KURAN’DA NAMAZ
IBADETI NASIL ANLATILMAKTADIR?
KURAN’DAKİ NAMAZ
Dinin tek kaynağı olan Kuran’ı elimize
aldığımızda, Kuran’ın namaz adına gerekli tüm bilgileri içerdiğini görürüz.
Kuran’da en detaylı şekilde anlatılan ibadet namazdır. Fakat bu, günümüzde
namaz adına anlatılan her detayın Kuran’da geçtiği manasına gelmez. Mezheplerin
teferruatlaştırıcı zihniyeti her konuya olduğu gibi namaza da elini atmış ve
Kuran’da, yani dinde, olmayan teferruatlar namaza eklenmiştir.
Kuran’da geçmeyen
hususların belli bir şekilde yapılması yanlıştır, bunlar yapılırsa namaz olmaz
diye anlamamalıyız.
Örneğin:
Namazda
illaki Fatiha Suresi’ni okumak farz değildir. Fakat Kuran’ın ilk suresi olan
Fatiha’yı, Kuran’ın bu bölümünü, namazda okumak tabi ki güzeldir.
Yani namazda şunu yapmak farz değildir diye
belirtmek, o hususa karşı olmak değildir. Sadece
Kuran’da geçmeyen bir mecburiyetin farzlaştırılması yanlıştır. Yukarıdaki örneğimizi düşünürsek yanlış, Fatiha Suresi’ni okumak
değil, Fatiha Suresi’nin her ayağa kalkışta okunmasının farz olduğunu
söylemektir
ABDEST VE BOY
ABDESTİ(GUSüL)
Kuran’da
abdest, sadece ve sadece namazın bir şartı olarak anlatılır. Ayrıca camiye
girerken, Kuran okurken, namaz dışındaki her hangi bir ibadet için abdestin, ve
de boy abdestinin (gusül) alınmasına ihtiyaç yoktur.
Yani abdest ve boy abdestinin ne yapmamız için
gerektiği, ne zaman gerektiği, su olmazsa ne yapılacağı sadece bu iki ayetten
anlaşılacaktır.
Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda; Yıkayınız: yüzlerinizi ve
dirseklere kadar ellerinizi. Sıvazlayınız: başınızı ve topuklara kadar
ayaklarınızı. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Eğer hasta veya yolculukta iseniz,
veya biriniz ayak yolundan geldi ise, ya da kadınlara dokunduysanız, ve de su
bulamamışsanız: Temiz bir toprakla yüzünüzü ve ellerinizi sıvazlayın. Allah
size zorluk çıkarmak istemez. Allah sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini
tamamlamak istiyor. Umulur ki; şükredersiniz.5
Maide Suresi 6
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar,
cünüp iken de yolculuk hali müstesna yıkanıncaya (gusül edinceye, boy abdesti
alıncaya) kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculuktaysanız, biriniz
ayak yolundan gelmiş, yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir
toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinizi ve ellerinizi sıvazlayın. Allah affedici,
bağışlayıcıdır.4 Nisa
Suresi 43
Şimdi sorularımızı
sorup bu iki ayete göre cevap verelim:
1) Abdest ve Boy
Abdesti Niçin Lazımdır?
Ayetlerden
açıkça anlaşılıyor ki; abdest de, boy abdesti de bir tek namaz için lazımdır. 5
Maide Suresi 6. ayetin başında abdestin namaz için alınması gerektiği söylenir.
4 Nisa Suresi 43 ayette de cünüp olanın yıkanmadan namaz kılamayacağı
anlatılır.
2) Abdest Ne Zaman
Alınır?
İki
ayetin de son kısımlarına dikkat ederseniz, bize suyun gerekli olup da suyu
bulamadığımız hallerde ne yapmamız gerektiği açıklanır. Bunun dışında tarif
edilen hiçbir şeyle, ne kanın akması, ne deve eti yenmesi abdesti bozmaz.
Ayetten abdesti neyin bozduğu açıktır. Kişiler “ayak yolunda”, çukur olan yere
ne yapıyorsa abdesti o bozar.
3) Boy Abdesti
(Gusül) Ne Zaman Alınır?
Yani boy abdesti
kadınlarla cinsel beraberlikten sonra alınır.
5 Maide Suresi 101. ayetinde
açıklanmayan her şeyin affedildiği söylenmektedir. Bu yüzden Kuran’da
açıklanmayan her hususta serbest olduğumuz dışında hiç kimse bu
açıklanmayanlara ilave bir cevap aramasın.
4) Abdest Nasıl
Alınır?
5 Maide Suresi 6. ayetin
başında abdesti nasıl almamız gerektiği anlatılır. Bu anlatımda “yıkayın”
fiilinin ardından “yüz ve dirseklere kadar elleri” ifadesi geçer, “sıvazlayın”
fiilinin ardından da “baş ve topuklara kadar ayakları” ifadesi geçer. Biri size “yıkayın banyoyu ve mutfağı, silin salonu ve antreyi”
derse ne anlarsınız, antrenin yıkanması gerektiğini mi yoksa silinmesi
gerektiğini mi? Herkes antrenin silinmesi gerektiğini anlar. Fakat Sünni
mezhepten olanların hepsi ne hikmetse “sıvazlayın” fiilinden sonra geçen
“ayakların” sıvanması yerine “yıkanması” gerektiğini savunmuşlardır. O zaman
ayetteki bu ifade neden “yıkayın” fiilinden sonra geçmiyor? Ayette yukarıdan
aşağı yapılacağının söylendiğini, sıvazlamanın ara izah olduğunu ve bir tek
başın sıvazlanması gerektiğini söylemek de mümkün değildir. çünkü ayette önce
yüz ve ellerden bahsediliyor, sonra başa çıkılıp, sonra aşağı ayaklara
iniliyor. Bu
yüzden ayakları topuklara kadar sıvazlamayı “yıkayın” fiiline göndermenin
hiçbir mantığı yoktur. Bu düşünce uydurma Sünni hadislerinden türemiştir.
Kısacası abdestte
yüz ve dirseklere kadar eller yıkanır, baş ve topuklara kadar ayaklar
sıvazlanır, ayrıca da bir şey gerekmez. İsteyen ağzını ve burnunu çalkalar, üç
parmakla ensesini sıvazlar, serçe parmağı ile kulağını hilaller, ayaklarını
topuklarıyla birlikte yıkar, her uzvunu yıkayışta Arapça dualar okur. Fakat bunları yapan bilsin ki bunların abdestle
alakası yoktur. Abdesti Allah, Kuran’da açıklamıştır ve bunlar o açıklamada
yoktur.
5) Boy Abdesti Nasıl
Alınır?
Boy
abdesti için şuradan şuraya kadar yıkanın, ağzınızı, burnunuzu üçer kez
çalkalayın, toplu iğne başı kadar kuru yer bırakmayın, sağ omzunuzdan
başlayarak üçer kez su dökün ifadeleri geçmez. Böyle sınırlamalar olmadığından
“gasâle” kelimesinden sadece “yıkanmak” anlaşılır.
6) Su Bulunamazsa Ne
Yapılır?
Normalde
bir insanın su bulamama ihtimali çok azdır. Temiz toprağa eller sürülerek
yıkanamayan yüz ve eller sıvazlanır. Böylece namaza hazırlık suyun olmadığı
zaman da sağlanmış olur.
KIBLEYE DÖNMEK
2 Bakara Suresi 144,149 ve 150. ayetlerde Müslümanlar’ın nerede olursa olsunlar Mescidi Haram’a,
Kabe’nin olduğu yöne dönmeleri söylenir. Bu, namaza düzen de
veren bir uygulamadır. özellikle toplu kılınan namazlar bu sayede daha düzgün
ve düzenli olur. 2 Bakara Suresi 115. ayette nereye dönersek
dönelim Allah’ın orada olduğu söylenerek, Kabe’ye dönmeye yanlış manalar
yüklenilmesi, Mescidi Haram ve çevresinin putlaştırılması önlenir. Mevcut
camiler Bakara Suresi’nin ayetlerine binaen Mescidi Haram’a doğru yapılmıştır.
Müslümanlar kıldıkları namazı Mescidi Haram’a dönerek kılmaktadırlar. Müslümanlar kıbleyi biliyorlarsa (Mescidi Haram
yönünü) oraya dönüp namazı kılar. Eğer yönü bulamazlarsa Allah’ın her yerde
olduğunu bilip ibadetlerine devam ederler (2Bakara Suresi 115).
NAMAZDA KIYAFET,
TEMİZLİK
Kuran’da
namaz için özel bir kıyafet geçmez. Tek başına namaz kılan namazını istediği
gibi kılar. Namazın toplu kılındığı yerlere gidenin güzelleşmiş, düzgün
kıyafetle gitmesi iyidir (Bakınız 7Araf Suresi 31). 7Araf Suresi 26. ayette insanların
avret yerlerini örtecek giyim tarzı olduğu gibi güzellik ve süs kazandıracak
giyim tarzı da olduğu söylenir. Bundan beş ayet
sonra 7 Araf Suresi
31’de mescit yanında (namaz kılınan bölgede) süslenmeden bahsedilir. Baş örtüsü diye bir şeyin olmadığını kitabın 22.
Bölüm’ünde, kitabın diğer kısımlarında ise erkeğin baldırını örtmesinin
gerekmediğini gördük. Normalde olmayan bu
zorunluluklar namaz kılarken de yoktur. Çünkü
Kuran’da namaz kıyafeti diye özel bir kıyafet tarif edilmez.
2 Bakara Suresi 125 ve 22 Hac Suresi 26. ayetlerden namaz
kılınacak bölgenin temizlenmesinin ve temiz tutulmasının önemi anlaşılır.
NAMAZ VAKİTLERİ
Kuran’da namazın,
vakitleri belirlenmiş bir farz olduğu geçer (4Nisa Suresi 103). Korku zamanında bile
namaz kılınmasını açıklayan Kuran, hiç şüphesiz farz namazlarının vakitlerini
de eksiksiz olarak açıklamıştır. Namaz vakitlerinin açıklanmasından kastımız,
farz olan namazların açıklanmasıdır. Fakat her kılınan namaz, farz namaz
değildir. örneğin gece yarısı fazladan namaz kılınabilir, fakat bu gece yarısı
kılınan namazın farz olduğunu göstermez. Peygamber de, Peygamber’in yakınları
da şüphesiz birçok kereler namaz kılmışlardır. Kuran’ın
tek kaynak olduğunu unutan mezhepçi zihniyetliler bu namazların kimisini farz,
kimisini sünnet ilan etmişler;
Savaş zamanı namazın
kılınmasıyla ilgili bilgileri veren Kuran,
hiç şüphesiz farz namazlarının vakitlerini de açıklamıştır.Fakat Kuran’da adı geçmeyen namazların, farz namaz olarak
algılanması çok büyük hatadır.
SABAH (FECR) NAMAZI
Kuran’da namaz
kelimesi “salat” kelimesi ile ifade edilir. “Bağlantı kurmak” tipinde manalara
sahip olan “salat” kulun yaratıcısıyla kurduğu bağlantı, yani namaz için de
kullanılır. “Salat” kelimesi “ikame” fiiliyle beraber “namaz kılmak“ manasında
kullanılmıştır. “Salatı Fecir” yani “Sabah namazı” ismi 24 Nur Suresi 58. ayette geçmektedir. “Fecir” gecenin karanlığında güneşin ilk ışıklarının
çıkışını ifade eder. Bu bir süreçtir ki güneşin doğuşuna kadar devam eder.
Nitekim varlığı adından belli olan bu namazın,
Gündüzün
iki tarafında, gecenin yakınlarında namaz kıl. Güzellikler çirkinlikleri
giderir.11 Hud Suresi 114 vakti
de tam belli olmaktadır
Arapça’daki “nehar”
“gündüz”, “leyl” “gece” demektir. “Tarafeyinnehari” ifadesi gündüzün iki
tarafını ifade eder. “Taraf” ise; “uç, dıştan bitişik bölüm” manalarına
gelmektedir. Kuran’da geçtiği diğer ayetlerde de aynı anlamda kullanılır. Gündüzün başlangıcını güneşin doğuşu, günün bitişini
güneşin batışı olarak alırsak günün iki tarafında sabah ve akşam namazları
vardır. Bu zamanların tam
anlaşılması için “zülefen minelleyl” ifadesi ile bu vakitlerin, aynı zamanda
gecenin gündüze yakın zamanları olduğu vurgulanır.
Yani
sabah namazı, ismi ile 24 Nur Suresi 58. ayette geçer.
Bu isim aynı zamanda sabah namazının vaktini de tarif eder. Ayrıca 11 Hud
Suresi 114. ayette sabah namazının vakti belirlenmiştir. Sabah namazı Kuran’daki ismiyle “Salatul Fecir” adından da belli
olduğu gibi günün ilk ışıklarıyla başlar ve günün başlangıcı olan güneşin doğuşuyla
biter.
AKŞAM (İŞA) NAMAZI
İşa
namazının ismi de 24 Nur Suresi 58. ayette geçmektedir.
Sözlükten “işa” kelimesinin anlamına bakanlar, güneşin batışından havanın
kararmasına kadar olan vakte, yani bizim Türkçe’de “akşam” dediğimiz vakte
“işa” denildiğini görürler. 12 Yusuf Suresi 16 ve 79 Naziat Suresi 46. ayette de aynı kelime geçmektedir. Diğer iki ayetteki aynı kelimeyi “akşam” diye çeviren bazı
çevirmenlerin, bu kelimeyi Türkçe bir kelime olan “yatsı namazı” diye
çevirmeleri, mezhep izahlarının etkisinde kalmalarındandır
Ey iman
edenler! Yönetiminiz altındakilerle, ergenlik yaşına gelmemiş olanlarınız
sizden üç vakitte izin istesinler. Fecir(Sabah) namazından önce, öğle vakti
elbisenizi çıkardığınızda, işa(akşam) namazından sonra. çıplak olabileceğiniz
üç vakittir bunlar.24 Nur Suresi 58
Bu
ayette son farz namazın akşam namazı olduğunu destekleyici bir ifade tarzı
vardır.
Gündüzün
iki tarafında kılınan namazlardan biri sabah namazı olunca, diğeri de bu
namazın simetriği olan akşam namazıdır. Bu namazın vakti
de aynı şekilde gecenin gündüze yakın olan zamanıdır. Bu ayet dışında akşam
namazının vaktini belirleyen bir ayet daha vardır:
Güneşin
sarkmasından, gecenin kararmasına kadar namaz kıl. Fecir(sabah) vakti Kuran’ı,
fecir(sabah) vakti Kuran’ına tanık olunur.17 İsra Suresi 78
Gecenin kararması,
akşamın bitiş vaktini vermektedir. Işığın alametlerinin tamamen yok olmasıyla
akşam namazının vakti biter. Bu ayetin devamında sürekli akşam namazıyla
beraber geçen sabah namazının vaktinin vurgulanması da ilginçtir. Fakat bu ayette sabah namazı değil, sabah Kuran okumak
vurgulanır. Demek ki sabah namazının vaktinin içinde veya namazın dışında Kuran
okumaya özel bir önem vermek gerekir. Görüldüğü gibi akşam
ve sabah namazları isimleriyle beraber Kuran’da geçerler. üstelik bu isimler
namazın kılınacağı vakti de ifade ederler. İlaveten sabah ve akşam namazının
zamanı da açıklanmıştır. üstelik
24 Nur Suresi 58. ayette sabahın günün ilk, akşamın günün son namazı olduğuna
işaret vardır.
VUSTA (ORTA, EN İYİ)
NAMAZI
Vusta
namazına delil olarak 2 Bakara Suresi 238. ayet gösterilir.
Namazları
koruyun. Ve vusta (orta, en iyi) namazı da.2 Bakara Suresi 238
Günün
bir ucundaki namaz sabah namazı, günün diğer ucundaki namaz da akşam namazı
olunca orta namazını bu iki namazın ortasında aramak lazımdır. Tüm kültürlerde günün uyanmayla başladığını, gecenin dinlenmemiz
için yaratıldığını, geceleyin kalkıp ibadetin bir tek Peygamberimiz’e has
kılındığını (17 İsra Suresi 79) düşünürsek orta
namazı, sabah ile akşam namazının arasında gündüz kalan vakit olur. “Vusta”
kelimesine “orta” manasının verilmesinden günün ortalarında kılınan bir namaz
olduğunu düşünenler olabilse de bu kelimeyi sınırlayan hiçbir ifade olmadığı
için sabah ile akşamın arasında kalan tüm zaman dilimini,
bu namazın vakti olarak kabul etmek gerekir. Vusta namazı ifadesinden, orta namazı sonucuna
varıldığında “vusta” kelimesi hem namazın ismini, hem zaman dilimini belirleyen
kelime olur.
Diğer bir görüşe
göre “vusta” kelimesinin “en iyi” manasına sahip olduğu, bu kelimenin bir
namazı belirtmediği, ayetten namazların korunması ve en iyi şekilde
kılınmasının anlaşıldığı söylenir. “Vusta” kelimesi üzerinde bir inceleme bu
konuya açıklık getirecektir. (2 Bakara Suresi 143), (5 Maide Suresi 89), (68 Kalem Suresi 28), (100 Adiyat Suresi 5) ayetlerinde de bu kelime geçer. Bu ayetleri inceleyerek “vusta”
kelimesini anlamaya çalışabilirsiniz.
Görüldüğü
gibi Kuran’da namazın beş vakit olduğuna dair bir ifade yoktur.
Namazın
uzunluğu, rükuda, secdede ne söyleneceği de Kuran’da geçmez. Ama mezhepçiler,
rükuları üç “Subhane rabbiyel azim”, secdeleri üç “Subhane rabbiyel ala”
ifadeleriyle belirlemiş, taklitçilerini sadece bu ifadelere mahkum edip,
Allah’ın serbest bıraktığını gereksiz yere sınırlamışlardır. Normalde
rükuda ve secdede belirli ifadeleri söylememizin gerekip gerekmediği, namazın
süresinin kişinin şahsi görüşüne bırakıldığı, Kuran’dan anlaşılacağı gibi
hadisler doğru yorumlansaydı da anlaşılabilirdi.
Kuran’ın
hiçbir yerinde birleştirme(cem) diye bir konudan bahsedilmez. Kuran’a
göre namaz belirttiğimiz vakitlerde farzdır. Eğer
üç vakit namaz kılıp, bu üç vakitte beş veya yirmi vakit namaz kılıyorsanız
yine de üç vakit kılmış olursunuz.
Namazın minimumu
farz namazlar kadardır. Namazın fazladan kılınması gayet doğaldır. Farz
namazların beş ilan edilmesi Sünni mezheplerin bir yorumudur.
Neden vakti belli
olmayan ikindi gibi, yatsı gibi namazların farz olduğunu düşünelim? Tahminimiz
bazı kişiler Allah’ı zikretme (hatırlama), Allah’ı tespih etme (yüceltme,
yönelme) ile ilgili ayetlerdeki tespih, zikretme faaliyetlerini düzene koymak
için fazladan namazlar farzlaştırmışlardır. Zikretme ve tespih faaliyetlerini
namaz kılarak yapmak güzel bir yöntem olabilir ama Allah’ın farzlaştırmadığı
şekilde bu vakitleri namaz vakti olarak farzlaştırma kabul edilemez.
17 öyleyse akşama erdiğinizde de, sabaha erdiğinizde de
tespih (yüceltme, yönelme) Allah’adır.
18 övgü O’nundur. Göklerde ve yerde, günün sonunda,
öğleye erdiğinizde.
30 Rum Suresi 17,18
KAZA NAMAZI VAR MI?
Bir kez daha
belirtmek istiyoruz ki hangi namazların farz olduğu Kuran’dan çıkar. Farz
namazlar Allah’ın bizi belli vakit dilimi içinde her gün kılmaya mecbur ettiği
namazlardır. Kuran, Nisa Suresi 103. ayette bize namazın vakitli farz olduğunu,
Mearic Suresi 23.
ayette bu farzın hayat boyu sürekli gözetilmesi gerektiğini söylemektedir.
Kuran’da
kaza namazı diye bir kavram yoktur. Namazı
kılmayan, kaçıran Allah’a bunun için tövbe eder, daha sonra titiz bir şekilde
namazlarını kılmaya devam eder.
Bizim bu yazıdaki
amacımız namazın farzını, farz olmayandan ayırmaktır. Allah’ı anmak, hatırlamak
için kılınan her namaz makbuldür. Namaz günde beş vakit de kılınır, on vakit de
kılınır, kırk vakit de kılınır. Namazın
farz olan vakitleri bize mecbur olduğumuz alt sınırı belirtir, üst sınır ise
serbesttir. Sonuçta her konuda
olduğu gibi namazda da Kuran’da ne yazıyorsa din yalnızca odur. Allah kitabında
hiçbir eksiklik bırakmamıştır.
Nitekim
Hac ibadetinde hacılara üç vakit namaz kıldırılmaktadır. Namaz eğer ki beş vakit farz ise hacılara neye
dayandırılarak daha az namaz kıldırılıyor?
NAMAZIN KAPSADIKLARI
Namaz Allah’ı
zikretmek (hatırlamak) için yapılan bir ibadettir (20Taha Suresi 14). Fakat
Allah’ı zikretmekten farklı olarak namaz belli vakitlerde farz kılınmıştır,
abdestli olarak yerine getirilmelidir ve belli hareketleri de kapsar.
Namazın en önemli
bölümü ve özelliği ise namazda Allah’ın hatırlanmasıdır(zikredilmesidir).
Nitekim 20 Taha Suresi 14. ayetten namazın kılınmasındaki gayenin, Allah’ın
hatırlanması olduğunu anlarız. Kuran’da,
namazda Kuran okunmasına dair bir ifade geçmez. Fakat Kuran bize
tanıtılırken, Kuran’ın “zikir” yani hatırlatma olduğu söylenir. Böylece biz namaz kılarken, edeceğimiz duada, Allah’a
yakarışta, rehberimizin Kuran olduğunu anlarız. örneğin Allah’ın
bağışlayıcılığı, merhameti, her şeyi yaratması, cenneti, cehennemi, bilgisinin
sonsuzluğu hep Kuran’dan öğrenilir. Namazda da merhametli, bağışlayıcı… bir
Allah’ın karşısında olduğumuzu bilir, ona göre Allah’ı zikreder(hatırlar), ona
göre Allah’a yöneliriz. Yani
namazda illa ki Arapça Kuran okumak zorunda değiliz. çünkü namazda Kuran okuyun
diye bir emir bile yokken, Arapça Kuran okumak gerektiği nereden
anlaşılacaktır? Fakat namazda
Allah’ı zikrederken Kuran’daki bilgileri kullanırız. örneğin Arapça “Kul
huvallahu ahad” dememize illa ki gerek yoktur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder