Türkiye’nin Kurucu Partisinin Sağa Savrulması
Milletvekili dokunulmazlığına katkı sunan CHP ve lideri Kılıçdaroğlu, CHP'nin milletvekili hapishaneye konulunca "Adalet yürüyüşü" adında yürüyüşünü 15 Haziran 2017'de Ankara Güvenpark'ta başlayan 420 kilometrelik yolu 25 günde yürüyerek 9 Temmuz 2017'de Maltepe meydanında yapılan mitingle İstanbul'da sonlanıyor. İktidar karşıtı daha büyük bir toplumsal muhalefeti harekete geçirecek diye halk beklenti içindeyken, Kılıçdaroğlu, halkın öfkesinin gazının alınması eylemi yapmış oluyor.
Nisan 2018 tarihinde ‘’Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’’ oylandığında, TBMM’nde alınan OHAL’in üç ay daha uzatılması ile 24 Haziran 2018’deki erken seçim kararının aynı gün alınması karşısındaki CHP’nin tepkisizliği AKP' nın oyun kurmasını kolaylaştırmaktır. Milletvekili dokunulmazlığı kaldırıldığından muhalif parti HDP'nin eş başkanları, milletvekilleri hapishanede, belediye başkalarının yerine kayyım atanmış ve başkanlar hapis edilmiş bir ortamda şaibeli YSK’nın aynı kadrosu ile yasalara aykırı olarak seçime gidiliyor olmasına itiraz bile etmiyor.
Ülke bu şartlarda iken 24 Haziran 2018 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken ‘’Gel bakalım buraya Muharrem’’ çıkışıyla Muharrem İnce cumhurbaşkanı adayı olarak belirlendi. Seçim boyunca CHP'de bilgi gelmiyor, daha sandıklar sayılırken Muharrem İnce'nin Fox TV spikerine attıği ‘’adam kazandı’’ mesajı ile halk yine yanıltıdı. CHP ölüm sessizliğine büründü.
Ülkeyi kısa bir zaman süreci hariç 1950 yılından beri Sağ iktidarlar yönetiyorken, Kılıçdaroğlu ve CHP'si şapkadan tavşan çıkardı. Tavşanın adı "Helalleşme’’ ve CHP’nin kendisini inkâr etmesidir. Sağ siyasetin 70 yıllık iktidarının hatalarının bedelini helalşerek CHP üstlendiğini beyan ediyor. Zaten kullanılan terminoloji ve bu terminolojiyi anlayacak kitle bellidir, sağcı seçmenlere selam, CHP'ye oy veren sol ve sosyal demokrat seçmen kitlesine daha önce Ekmeleddin İhsanoğlu'na oy isterken söylediği "Tıpış tıpış gidip oy vereceksiniz" sözleri. Helalleşme söylemine karşı çıkanlara ise "1930'ların CHP'si değiliz" diyen Kılıçdaroğlu tarafından açıkça CHP’nin kendisini inkâr etmiş oluyordu.
AKP ve MHP' nın oluşturduğu Cumhur ittifakı Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı ‘’Diyanet Akademisi’’ kurulmasını istiyor ancak TBMM'de oyları yetmiyor. DP iktidarının, Türkçe okunan ezanı arapça okunması için verdiği destekte olduğu gibi 22 CHP’li vekil bu yasa değişikliği için olumlu oy kullanarak ‘’Diyanet Akademisi’’nin yasalaşmasını sağlıyarak, sanki karşı devrimci duruş sergiliyor.
“Tekke ve zaviyeleri kaldıran kanun kadük oldu” diyor Ağustos 2022 tarihinde CHP PM Üyesi Turan Aydoğan katıldığı bir TV programında aynen bunları söyleyebiliyor. Tekke ve zaviyeler neden kaldırıldığını ya bilmiyor yada biliyorsa Atatürk devrimlerine karşı olan gericilerin yanında durup karşı devrimci tavrını alıyor demektir.
*
Gericilerin kullandığı iki argüman vardır. Biri 28 Şubat diğeri başörtülü bacılarımız edebiyatını mağduriyet olmuş gibi yıllarca üstünde tepindiler. Gericilerin kullandığı bu mağduriyet edebiyatına Kılıçdaroğlu kayıtsız kalamazdı 2022 yılı Kasım ilk imzacısı oldu.
AKP hemen kamuda başörtüsü serbestisinin kanuni güvenceye kavuşturulması ile ilgili kanun teklifi TBMM Başkanlığı’na sundu ve kabul edilerek hakim, savcı, polis, asker kadınlar CHP sayesinde başörtüsüne kavuştu. Böylelikle karşı devrimciler yine kazanımda bulunmuş oldu.
Daha önce iki defa cumhurbaşkanlığı yapmış olan biri üçüncü defa aday olamayacağı mevcut Anayasada yazılı iken ‘’mağduriyet yaratmayacağız’’ diyerek üçüncü defa cumhurbaşkanlığı seçimine katılmasının önünü açarak bizzat anayasa ihlaline neden oluyor. CHP ve lideri bilerek ve isteyerek anayasanın ihlaini teşvik ve suskun durarak geçmişte yürüyüş yaptığı "Adalet Yürüyüşü" nü bile boşa çıkardı.
Seçimlerde CHP milletvekili adayları önseçimle belirlenmiyor, aksine genel başkana biat eden, her dediğini kabul eden insanlardan altı, yedi, sekiz dönem milletvekili seçildi. Her seçim öncesi sandıklara sahibiz, digital sistemimiz mükemmel derler ancak bütün bu seçimlerde CHP, seçim sandıklarını korumayı, oylarına da sahip çıkmayı bir türlü öğrenip de beceremiyor.
Kılıçdaroğlu, 2023 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi için CHP dışında beş muhalefet partisiyle ‘’Altılı Masa" adı altında ‘’Millet İttifakı’’ ittifak kurdular ve güçlendirilmiş parlamenter sistemine döneceğini vurgulayarak seçimlere hazırlanıyorke masadaki küçük partilerle CHP’yi bir tutarak masada söz sahibi yaptı.Meral Akşener'e güvenilmez olduğunu bir türlü göremediler, teyidini seçime sayılı günler kala Akşener’in, Kılıçdaroğlu için ‘’Kazanamayacak aday’’ vurgusuyla masayı devirip sonra da hiçbir şey olmamış gibi geri dönmesi oyunuyla gördüler ancak geç kalınmış oldu. 2017 Anayasa değişikliği Cumhurbaşkanlığı seçimi için iki turlu bir seçim sistemi ve %51’lik salt çoğunluk şartı getirmiştir. CHP’nin adayı zaten her halükârda ikinci tura kalması bekleniyordu, zaten seçmenleri doğal bir ittifaka itiyordu. İkinci turda ise ‘’doğru bir söylemle’’ seçimler kazanılabilirdi.
Bu süreçte; ülkenin kaost düzeninden ve tek adam rejiminden kurtulması için pazarlık masalarına, protokol imzalara gerek yoktu. Bakanlık, makam, mevki, koltuk pazarlıkları hiç de etik, ahlaki, ilkeli ve dürüst değildi ancak yapıldı. Saadet partisi, gelecek partisi, demokrat parti ve deva partisi dahil gerici partilere CHP listelerinden 39 milletvekili verdi, oysaki TİP, SOL PARTİ ve TKP'ye aynı milletvekilliği verilseydi bugün TBMM'de çok farklı olurdu. Atatürk'ün ölümü üzerine sağ siyaseti kurguladılar ve her zaman karşı devrimcilere tavizler verilirken bu ülkenin gerçek yurtseverleri sol, sosyalistlerden uzak duruldu.
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı 05 Kasım 2023 tarihinde sonuçlanıyor. Partinin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yerine.Genel Başkanlık seçiminin ikinci turunda Özgür Özel, CHP’nin sekizinci genel başkanı olarak seçiliyor.
CHP, 31 Mart 2024 tarihindeki yerel seçimlere Özgür Özel’in genel başkanlığı altında ilk defa girdi.1977'deki genel seçimden sonra ilk kez birinci parti konumuna yükseldi. AKP ise yarışı ikinci sırada tamamladı ve yaklaşık 22 yıllık iktidarında ilk kez seçim yenilgisi aldı.CHP, bu seçimlerde 14 büyükşehir, 314 ilçe ve 60 belde belediyesini kazanıyor. AKP ise AKP; 12 büyükşehir, 346 ilçe belediye başkanlığını kazandı.
Özgür Özel'in genel başkanı olarak CHP yerel seçimlerde birinci parti olarak başarılı olmuştur.
Unutulmamalıdır ki, 31 Mart yerel seçimlerinde halk, AKP hükümetinden yorulduğu ve başka bir alternatif bulamadığı için oyunu CHP'ye vermiştir. Bu tercih, AKP’ye duyulan büyük bir tepkinin ürünüdür ve halk, CHP’den bu tepkiyi somut bir mücadeleye dönüştürmesini beklemiştir. Ancak ne yazık ki CHP, bu beklentiyi karşılamak bir yana, AKP’nin politikalarıyla mücadele etmek yerine, “normalleşme” adı altında AKP düzenine yaklaşmaya başlamıştır. Halk fakirlikle boğuşurken, devlet ekonomik krizin pençesindeyken, ayakta durmakta zorlanan AKP hükümetiyle uzlaşma arayışına girmek, halkın CHP’ye duyduğu güveni büyük ölçüde sarsmıştır.
CHP'nin bu zafiyetleri, halkın güvenini zedelemiş, partinin oylarının gerilemesine yol açmıştır. Örneğin, altyapısı olmayan absürt bir elektrik kesme-açma eylemi veya “Saat 15.00’te çok önemli bir açıklama yapacağım” diyerek halkta büyük bir beklenti oluşturup ardından çocukça bir söylemle “Kırmızı kart göstereceğiz” demek, halkın umutlarını tamamen tüketmiştir. CHP’nin kendi hatalarıyla halkın hayal kırıklığını büyütmesi, yalnızca AKP'nin elini güçlendirmektedir.
Bugün gelinen noktada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve ondan önceki genel başkanlar halka güven verememiştir. İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı görevden alınıp hapse atıldığında ve yerine kayyum atandığında halk eyleme çağrılmış, ancak yeterli tepki ve destek gösterilmemiştir. Aynı güvensizlik bugün de devam etmektedir. İstanbul Beşiktaş Belediye Başkanı gözaltına alınmış olmasına rağmen, halk hâlâ sessizdir. Bu, CHP’nin halkta oluşturduğu güvensizliğin en açık göstergelerinden biridir.
Halk, CHP’ye 31 Mart’ta bir şans tanıdı, ancak aynı halk CHP’nin bu zafiyetlerine karşı da “kırmızı kart” göstermeye hazırlanıyor. Bu durum asla göz ardı edilmemeli ve CHP, halkın verdiği mesajı ciddiyetle değerlendirmelidir de, CHP ve lideri bundan sonra sıkı ve sert muhalefet yapacağız diyor ancak soru şu: Bugüne kadar neden yapmadın, kim elini tuttu yada seni kimler engelledi..
CHP, topluma önderlik edecek, kitleleri peşinden sürükleyecek lider siyasetçi çıkaramamasının bedelini ödüyor. Nedenleri arasında önemlisi sol kollektif akılla, işbirliği ile hareket ederken, sağ siyaset bireyselciliği öne çıkar. CHP, 1938 yılından bugüne sağ siyasetle hemhal olduğu için bireyselcilik on plana çıkıyor. O nedenle bir lider çıkaramıyor, İnönü - Ecevit'le, Ecevit - Baykal'la, Baykal - Kılıçdaroğlu, Kılıçdaroğlu - Özgür Özel'le kavgası olmuş ve CHP'nin genel başkanlığa yeterli görmüyor. Kaldı ki yeterlide olmuyor, yeterli gelseydi ülkenin kurucu partisi 70 yıldan beri iktidar olamıyor. İktidara gelebilmek için halka güven verecek eylem ve söylemlerin olacak, ayrıca da örgütlü partililerle halk desteği sağlanarak faşizmin, gericiliğin ve karanlığın saldırılarına karşı destek kazanılması gerekiyor.Böylesi bir halk desteği için ise böylesi bir halkı ateşleyecek lidere ihtiyaç bulunuyor.
Ozan







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder