Türkiye'nin Gençlik Sorunları ve Siyaset Çıkmazı: Bir Analiz
TÜİK'in Haziran 2024 verilerine göre " işgücüne katılma oranları erkeklerde %72,4, kadınlarda ise %36,7 olarak açıklanırken, genç nüfustaki işsizlik oranı %17,6 gibi yüksek bir seviyeye ulaştı. Bu oran, genç erkeklerde %14,8, genç kadınlarda ise %23,2 olarak tahmin ediliyor." Özetle, gençlerin dörtte birine yakını işsiz ve yaşamlarını sürdürebilecek gelirden yoksun. Gençler; beslenme, barınma, eğitim ve sosyal etkinlikler gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor, spor ya da kültürel faaliyetler bir lüks haline dönüşmüş durumda.
Bu tablo, sadece ekonomik bir krizin değil, aynı zamanda bir toplumsal çöküşün işaretlerini taşıyor. Ancak daha dikkat çekici olan, bu sorunların siyasetteki yansımasıdır. Türkiye'yi 22 yıldır yöneten AKP’nin gençlerden hala %22,5 oy alabilmesi ve ana muhalefet partisi CHP’nin bu oranı sadece %26,9 seviyesine çıkarabilmesi düşündürücüdür. ORC'nin gençler üzerinden yaptığı bu anket, sadece aradaki %4,4’lük farkı değil, aynı zamanda her gençlik kitleleriyle kurduğu bağın zayıflığını da ortaya koymaktadır.
AKP’nin Çöküşteki Sistemi ve Direnci
AKP’nin 22 yıllık iktidarında, liyakatsizlik, hukukun üstünlüğünün ihlali, özgürlüklerin kısıtlanması ve demokrasiye olan güvenin zedelenmesi gibi pek çok sorun birikmiştir. Ülkenin ekonomik krize sürüklenmesinde AKP’nin beceriksiz kadrolarının rolü büyüktür. TÜİK gibi manipülasyon araçlarına dönüştürülen kurumların açıklamaları bile genç işsizliğin %20’leri geçtiğini göstermektedir. Ancak, tüm bu krizlere rağmen AKP’nin gençler arasında %22,5 gibi kayda değer bir destek alması, siyasi iletişimdeki başarısını ve karşısındaki muhalefetin yetersizliğini göstermektedir.
CHP ve Başarısız Muhalefet Stratejisi
CHP’nin gençlerden sadece %26,9 oy alması, büyük bir muhalefet boşluğuna işaret ediyor. Yoksulluğun ve ekonomik sıkıntıların tavan yaptığı bir ülkede, gençler CHP’yi gerçek bir alternatif olarak görmüyor. Bunun temel nedenlerinden biri, CHP’nin kampanya stratejisindeki kopukluktur. "Kırmızı Kart" gibi sembollerle yapılan kampanyalar, gençlerin somut sorunlarına çözüm üretmek yerine, sadece sembolik mesajlar vermektedir. Ancak bu mesajlar, aç karnını doyuramayan, barınma sorunu yaşayan ya da KYK borcuyla boğuşan bir gencin hayatında bir karşılık bulamamaktadır.
Kırmızı kart bir gencin üniversite kantininde geçer mi?
Kırmızı kart, KYK bursu yerine geçer mi ya da kiralık bir evin teminatını karşılar mı?
Kırmızı kart, geleceksizlik duygusunu, işsizlik kaygısını hafifletir mi?
Bu tür kampanyalar, CHP'nin toplumun gerçeklerini anlamakta zorlandığını ve etkili bir çözüm politikası üretemediğini gözler önüne seriyor.
Bir fıkra, CHP’nin durumunu daha iyi özetleyebilir:
Adamın biri, çalışmak için Arap ülkelerine gider ve yıllar sonra köyüne döner. Köylüler hoş geldin demek için toplanır ve biri sorar: "Araplar düveye ne derler?" Adam bir süre düşünür ve bilmediği için şu cevabı verir: "Araplar düveye ad vermezler, büyümesini beklerler. Düve büyüyüp doğum yapınca 'inek' derler."
CHP’nin de durumuna baktığımızda, sanki halkın taleplerini anlamaya çalışmak yerine, yıllardır "bekle-gör" stratejisi izlediğini söylemek mümkün. Ancak düve büyümüyor, inek olmuyor. CHP’nin büyümesini bekleyen gençler de artık umudunu başka arayışlara yöneltiyor.
Sonuç
Aynı ankette bir kaç yıl önce kurulan Zafer partisi yüzde 12,5 alabiliyorsa CHP şapkayı önüne alıp düşünmeli "Nerede hata yapıyorum" diye.
Gençler, çözüm bekliyor. Bu çözüm ne sembollerle yapılan kampanyalarla ne de geçmişin politik alışkanlıklarıyla sağlanabilir. CHP’nin gençleri kazanabilmesi için onların yaşam gerçekliklerini anlaması, ekonomik ve sosyal sorunlara doğrudan çözüm üreten somut projeler sunması gerekmektedir. Aksi takdirde, gençler umudunu kaybetmeye devam edecek ve Türkiye’nin geleceği karanlığa sürüklenecektir. Siyaset, sadece iktidarı eleştirmek değil, aynı zamanda umut yaratabilme sanatıdır. CHP’nin yapması gereken, gençlere umut verebilecek bir siyaset anlayışını benimsemektir.
Ozan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder