Her zaman "konformist" olmakla eleştirdiğim CHP ve örgütleri, yine pasif bir tutum sergileyerek Esenyurt Belediye Başkanı'na sahip çıkamadı. Oysaki bu saldırının devamının geleceği ve asıl hedefin Ekrem İmamoğlu olduğu biliniyordu. Bizzat kendi söylemleri de bu doğrultudaydı. Ardından, CHP'nin seçimlerde kazandığı bir başka belediye olan Beşiktaş'ın belediye başkanı sabaha karşı evinden gözaltına alındı ve tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bu olaylar, planlı bir operasyonun parçalarıydı ve CHP bunun farkında olmasına rağmen gereken kararlı ve etkili tepkiyi ortaya koyamadı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Erdoğan'ı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek'i sert sözlerle eleştiriyorlar, fakat yalnızca eleştiriyle sınırlı kalmak çözüm getirmez. Eleştiriler, halkın gözünde güçlü bir mücadeleye dönüşmediği sürece etkisiz kalır.
Görünen o ki, CHP’nin olaylara karşı hazır bir A, B, C eylem planı bulunmuyor. Oysa ki CHP’nin yapması gereken tek ve net bir eylem planı vardı ve hâlâ bunu hayata geçirmek mümkün:
İstanbul’dan başlayarak, Saray’a güçlü bir mesaj verilmesi gerekiyordu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel liderliğinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ilçe belediye başkanları ve parti örgütleriyle birlikte bir "Demokrasi ve Adalet Yürüyüşü" adı altında demokratik bir yürüyüş başlatılmalıydı. Bu yürüyüş, İstanbul’dan Ankara’ya kadar, her geçilen noktada CHP örgütleri, belediye başkanları ve halka yayılan bir katılım ve destekle büyüyerek sürdürülmeliydi. Bu, yalnızca bir siyasi çıkış değil, aynı zamanda halkın demokrasi mücadelesine doğrudan çağrı niteliğinde bir seferberlik olabilir. Ankara'da tüm muhalefetin bulunduğu büyük bir mitinge dönüştürüp, derhal seçim ısrarı etkili olabilir.
Bugün gelinen noktada, hâlâ bu tür bir kararlı duruş mümkün ve gereklidir. Geçmişte Adalet Yürüyüşü ile güçlü bir etki yaratan CHP, benzer bir iradeyi yeniden ortaya koymalı, pasif söylemlerden sıyrılarak halkın güvenini yeniden kazanacak bir eylem çizgisi benimsemelidir. Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ortamda, kararsızlık ve eylemsizlik değil, cesaret ve örgütlü bir mücadele halkın beklentisidir.
Şunu açıkça söyleyeyim:
Bu sessizliğin ve tepkisizliğin sonunda hedefin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olduğu açık. İmamoğlu'nun görevden alınması, artık tek bir kişinin belirlediği seçimlerin devreye gireceği, alternatiflerin yok edildiği bir rejimin daha da kökleşmesi anlamına gelir.
Modası geçmiş, göstermelik protesto yöntemlerini, komik elektrik aç-kapa eylemlerini ya da sembolik "kırmızı kart" hareketlerini bir kenara bırakın. Ciddiyetsiz yöntemlerle mücadele edilemez. Eğer gerçekten partinize, belediye başkanlarınıza inanıyorsanız, onların arkasında durun, sahip çıkın.
Konformist, edilgen tavırdan vazgeçtiğinizde halkın size olan güveni artacak ve sizin dolduramadığınız boşluğu halk dolduracaktır. Ama önce siz ayağa kalkmalısınız.
Ozan
15 Ocak 2025


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder