GERÇEK AHLAK; KOLTUĞU DEĞİL, İLKELERİ SAVUNMAKTIR.
Kılıçdaroğlu, “CHP’ye ahlakı getireceğiz” demiş.
Bir siyasetçi önce kendi siyasi ahlakını sorgulamalıdır.
13 seçim kaybedip tek bir ciddi özeleştiri yapmadan, hiçbir şey olmamış gibi koltuğunda oturmaya devam etmek; demokrasiye, sorumluluk duygusuna ve siyasi etik anlayışına sığmaz.
Siyasi ahlaktan söz eden biri;
Ekmeleddin İhsanoğlu gibi siyasal İslamcı bir ismi Cumhurbaşkanı adayı yapıp, ardından seçmene “tıpış tıpış gidip oy vereceksiniz” diyemez. Halkı iradesi olan yurttaşlar değil, mecbur bırakılmış seçmenler gibi göremez.
2017 referandumunda mühürsüz oyların kabul edilmesine sessiz kalamaz.
Milyonlarca insanın sandıkta verdiği mücadeleyi birkaç cümleyle geçiştirip meşruiyet kazandıramaz.
Benim verdiğim oyu;
CHP listelerinden 38 siyasal İslamcıyı Meclis’e taşımak için kullanamaz.
Benim oyumu; birkaç bakanlık hesabı uğruna faşist bir partiyle pazarlık konusu yapamaz.
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de aynı siyasi anlayış devam etti.Kazanamayacağı toplumun geniş kesimleri tarafından görülmesine rağmen, bütün itirazlara rağmen adaylıkta ısrar edildi. “Ben kazanırım” dayatması uğruna toplumun değişim umudu riske atıldı.
O süreçte mesele yalnızca bir adaylık meselesi değildi; milyonlarca insanın geleceğe dair inancıydı.Ekonomik kriz altında ezilen, adalet arayan, gençleri ülkeyi terk etmek isteyen bir halk; yıllar sonra ilk kez gerçek bir değişim ihtimaline bu kadar yaklaşmıştı. Ama kişisel siyasi hırs, toplumsal beklentinin önüne geçti.
Seçim kaybedildiğinde kaybeden yalnızca bir aday olmadı;gençlerin umudu, emeklilerin sabrı, işsizlerin beklentisi, halkın demokrasiye olan güveni de ağır yara aldı.
Gerçek siyasi ahlak; kazanamayacağını gördüğünde koltuğu değil ülkenin geleceğini düşünmektir.Sorumluluk almak, gerektiğinde geri çekilmeyi bilmek ve halkın ortak iradesine kulak vermektir.
Gerçek siyasi ahlak; kişisel hırsı değil, partiyi ve ülkeyi öncelemektir.
Gerçek ahlak; koltuğu değil, ilkeleri savunmaktır.
CHP’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği partiyi, kişisel hesaplaşmalar uğruna kayyım tartışmalarının eşiğine sürüklemek; ne siyasi sorumlulukla ne de ahlakla açıklanabilir.
Bu parti; bireylerin kariyer alanı değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesinin siyasal mirasıdır.
O mirasa sahip çıkmak; kişisel ikbal uğruna partiyi krize sürüklemek değil, örgütün ve seçmenin yanında durmaktır.
Ozan
23 Mayıs 2026

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder