20 Ekim 2008 Pazartesi

Geçmişte asıl dinci sağcılar öyle yapardı!

NECATİ DOĞRU

Politikacıdır, müsriftir, bol keseden harcar. Dilinde fren bulunmaz. Endazesi yoktur. Ölçüye yer olmaz. Gider Elazığ’da partisinin kongresinde bindirilmiş kıtaların dalkavuk alkışı arasında “yolsuzluk var diyorlar, bunlar komünist tekniği. Geçmişte komünistler öyle yapardı. İftira at, tutmazsa iz bırakır” deyiverir.

Affedersiniz!

Bu, müsrifliği aşıyor.

Düpedüz yalan!

Üstelik gerçeği “ters yüz eden” kuyruklu bir yalan! Geçmişte asıl dinci sağcılar, tarikat yandaşları, Osmanlı modelini geri getirmek isteyenler, şeriatçılar, sağcı-liberal partiler içinde yuvalanıp “iç talandan nasiplenenler” öyle yapardı.

***
Komünistlere çamur atarlardı.

Komünizmin kurucusu Karl Marx, Hindistan’ı inceledikten sonra Asya Tipi Üretim Biçimi adını verdiği bir farklı yapıdan söz ediyordu. Asya ülkelerinde Avrupa’da rastlandığı gibi işçilerin yarattığı artı değeri sömürerek zenginleşen bir burjuva sınıfı olamadığını, tersine, “devletin artık ürüne el koymasına dayalı bir iç talan, iç soygun, hırsızlık, hazineyi yağma bulunduğunu” söylüyordu. Türkiye’nin komünistleri de Marx’ın bu görüşlerinin bir Asya toplumu olan bizim ülkemize uyduğuna dikkat çekip halkı aydınlatmaya çalışıyorlardı.

Fakat Türk komünistlerden hiçbiri büyük polemikçi, keskin kalem Kerim Sadi, İstanbul beyefendisi Abidin Nesimi, Karadeniz’de boğdurulan Mustafa Suphi, büyük şair Nâzım Hikmet, dünya yazarı Yaşar Kemal, önemli sinema adamı Yılmaz Güney dahil eli kalem tutanlar ve Mehmet Ali Aybar, Sadun Aren, Behice Boran, Hikmet Kıvılcımlı gibi halk kitlelerini etkileyecek hitabet becerisine sahip komünist siyasetçiler, “yalan söylemek, çamur atmak, belden aşağıya iftiralar yapmak” küçüklüğüne hiç girmedi. Onlar sadece bugün de artarak sürmekte olan iç talanı anlattılar.

***
Tarih şahittir.

Tersi oldu.

Türk Komünisti yazar, gazeteci, edebiyatçı, şairler ve parti önde gelenlerinin “iç talanı, hırsızlığı, Hazine’nin soyulmasını” anlatmalarından etkilenen halk kitlelerinin komünizm tarafına geçmesini önlemek için bugünün Amerikan’cı, Avrupa’cı ılımlı İslamcılarının ağababaları olan eskinin Mekke’ci-Medine’ci dinci sağcıları Türk komünistlere “çirkef- çamurlar” attı.

Git komünistin evine!

Şapkanı girişte as.

Karısıyla yatarsın.

Komünist eve gelince senin şapkayı asılı görür, girmeden çekip gider. Çünkü onlar “sadece toprakları, fabrikaları, makineleri, bankaları, tüm üretim araçlarını değil kadınları da ortak mal olarak görürler” diye yalan yağdırırlardı.

Yıllarca sürdü.

Camilerde…

Köylerde..

Yoksul semtlerde..

Durmadan tekrarladılar.

*****
UNUTMA!

Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne bağlı teşkilatın

1 Genel Müdürü

3 Genel Müdür Yardımcısı

4 Daire Başkanı

30 Tetkik hâkimi.

5 şube müdürlüğü.

124 çalışanı bulunuyor.

Adalet Bakanlığı bu kadar yüksek kadrolu genel müdür, müdürler, müdür yardımcıları, tetkik hâkimleri, şube müdürleri, onların altında çalışanları olmasına rağmen “Deniz Feneri dosyasınıFrankfurt’tan hâlâ getirtemedi.

16 gün geçti.

Dosya gelmedi.

Unutturmak istiyorlar.

Unutma!

Hiç yorum yok: