| Mine G. Kırıkkanat |
| mine.gokce@wanadoo.fr |
Geçmişte komünistler nasıl yapardı?Muktedirlerin “yok bişi” tadında takıldıkları Türkiye’de ise ağızlar gözler, sudan çıkmış balık gibi açılıp: “Nereden çıktı bu kriz, ay vallahi kimsecikler öngörmemişti?” diye şaşılıyor. Oysa öngörenler sayılamayacak kadar çok ve bazılarına kulak vermemek için özel çaba harcamak gerekiyordu. Örneğin, ABD’nin ekonomi Nobel’i, Joseph Stiglitz, 2001’de “Kükreyen 90’lar” (Roaring Nineties) ve 2002’de “Küresellik ve Kırık Hayaller” (Globalization and its Discontents) kitaplarıyla zil değil, çan çalıyordu yaklaşan tehlikeye dair. Fransa’nın en baba ekonomisti Patrick Arthus’un yayınladığı “Kapitalizm Kendini Yok Ediyor” (2005), “Çocuklarımızı Nasıl İflas Ettirdik” (2006), “Yangıncılar: Küreselliğin Yendiği Merkez Bankaları” (2007) kitapları, daha başlıktan çığlık çığlığa haykırıyordu yaklaşan sonu. Dünya muktedirleri, küresel ekonomide daha dengeli bir gelir dağılımı, üretime dayalı bir para akışkanlığı, hakkaniyet, eşitlik ve sosyal adaleti savunanların sezgilerine, haydi, “hayal kırıklığı yaşayan sol düşünce” deyip inanmadılar... Ama bizzat kapitalizmin uzmanları böyle bir iflasın nedenini, niçinini ve sonuçlarını yıllar önce hesap edip, açıkladılar. Onları da dinlemediler. Küresel ekonomi denetimden mi çıkmıştı, parasalak olmuş muktedirler kör, sağır ve dilsiz üç maymunları mı oynadılar bilinmez, hiçbir işe yaramadı. Kriz patladı. Bu kez öyle bir patladı ki, başını görenler bile sonunu bilemiyor. Oysa bencileyin, ne küresel iflası öngörmek için allame olmaya gerek vardı, ne de nasıl sonuçlanacağını bilmek için hesap kitap yapmaya var. Madem kriz küresel, küresel uygarlığın en eski cetveli, Çin bilgeliğiyle bakmak yeter: Yerküre, canlısı cansızı, ruhlusu ruhsuzuyla bir karşıtlar dengesinden ibaret. Yan ve Yin diyorlar, bu dengeye. Siyahın dengesi beyaz, iyinin dengesi kötü, sağın dengesi sol, güzelin çirkin, gecenin gündüz, özelin genel, sıcağın soğuk, vb vb... Kapitalizmin dengesi de komünizmdi, dostlar. Serbest piyasa ekonomisi dediğimiz kapitalizm, önündeki dalgakıran çökünce dünyaya yayıldı ve herkes, bu yayılmayı bir zafer sandı. Oysa sadece yıkılıyordu. Tıpkı dövüşecek rakibi kalmayınca yağ bağlayan boksör gibi, rehavete kapılan kapitalizm, sanal yatırım, karşılığı olmayan kredi gibi abur cuburla şişip genişleyince, hah, dediler, serbest piyasa küreselleşti. Devriliyormuş meğer! İtici gücünü, rakibini, karşıtını yitirince, dengesi bozuldu. Bu açıdan bakarsanız, krizin sonunda ne olacağı belli: Küresel ekonomi, “karma ekonomi” olarak yeniden yapılanacak. Yani tu kaka edilen devletçilik, dört nala geri geliyor: Serbest piyasa ekonomisinin kalesi ABD, iflas eden özel finans kurumlarını tarihte görülmemiş para destekleriyle kurtarır, Avrupa ülkeleri özel bankaları satın alırken ne yapıyorlar dersiniz? Devletleştiriyorlar! Zaten bazı ekonomistler serbest piyasaya bu müdahaleyi, “Komünist yöntem!” diye eleştiriyor. Küreselleşme guruları, liberal ekonomiyi kurtarmak için devletçilikten başka çare bulamadı, iyi mi! Bu krizden elbette komünist bir ekonomi çıkmaz. Ama “küresel karma ekonomi” çıkar. Karma ekonomiye geçişe kadar da epeyce can yanar, milyonlarca insan aç ve işsiz kalır, iflas eden finans kurumlarını “devletleştirecek” parayı bulamayan devletler de batar. Sahi, Türkiye ne zaman çıkmıştı karma ekonomi sisteminden? Yolsuzlukları ortaya çıkaranları “komünist zihniyet”le suçlayan bir başbakanın, eğer devlet kaldıysa devletçiliğe sarılması bir âlem, para bulursa da iktidarında özelleştirilen kurumları iktidarında devletleştirdiğini görmek bir başka âlem olurdu doğrusu. Ama tabii ki böyle bir âlem görmeyeceğiz. Çünkü hamdolsun, Türkiye’de kriz yok. |
21 Ekim 2008 Salı
Geçmişte komünistler nasıl yapardı?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder