TSK yeniden yapılanmak zorunda
Evet, milliyetçilik söylemi sadece bir kamuflaj aracıdır... TSK meselesi etrafında bence yaşadığımız felsefi bir çatışma da değil... Böyle düşünmek kesinlikle yanılsama olur. Özgürlükçü ve demokrat kalemler de bence bu yanılsamadan kaçınmalı...Benzetmek gerekirse bu yaşadığımız, 1999’daki Kızılay, 2001 krizi sonrası bankalar ve finans sistemi hadisesine benzemek-tedir... Aktütün felaketi bir vesile olmuştur... Esas mesele kurumsal bir çürümüşlük meselesidir... Bu ülkede şu an TSK bağlamında sistemsizlik ve iç disiplinsizlik sahte milliyetçi bir söylemle kamufle edilmeye çalışılmaktadır... 1999’da yaşadığımız deprem sonrası bir devlet kurumu olan Kızılay’ın tamamen yozlaşıp çürüdüğünü fiilen görmüştük... Fakat o süreçte medya bu meselenin sürekli üzerinde durdu. Kurum sürekli ağır biçimde eleştirildi, denetlendi, eski defterler açıldı, birçok kişi yargılandı. Bunun üzerine Kızılay yeniden yapılanarak çok daha sağlam bir kurum haline geldi... Aynı şekilde 2001 krizinde hepimiz gördük ki bu ülkenin finans sistemi tamamen yozlaşmış ve çürümüştü... Bankaların içi boşaltılmış, akıl almaz bir tezgâh kurulmuş... O dönemden sonra bu ülke finans sistemini de yeniledi, sağlam ayaklar üzerine yeniden inşa etti. Denetlenme ve hesap verme sistematik hale getirildi. Bugün herkes kabul ediyor ki Türkiye’nin güçlü bir finansal sistemi var. Küresel finans krizinden en az etkilenen bankacılık sistemlerinden biri bu ülkede... Yani bir ülkenin kurumları çürüyebilir, yozlaşabilir, batağa saplanabilir... Böyle olması o kurumların önemini ve değerini azaltmaz... Bankalar yozlaşmışsa, finans sistemi çürümüşse bunun eleştirilmesi bankaları yıpratmak amaçlı çabalar demek değildir... Bilakis, o bankalar daha sağlam yapılar haline gelsin, o finans sistemi daha güçlü ve dayanıklı olsun istendiği için o eleştiriler yapılır... Şeffaf, hesap veren ve denetlenen bir yapı her geçen gün daha kuvvetlenir, daha sağlamlaşır... Denetlenmeyen kurum çürümeye mahkûmdur... Hesap vermeyen kurum yozlaşmak zorundadır... Bu bir insan için de geçerlidir... Eğer denetim ve şeffaflık yoksa çürüme ve yozlaşma olgusu istem-dışı bir olaydır... Hiç ama hiç istenmese de bu böyle cereyan eder... Aksi örneği de tarihte yoktur... İşte o sebeple TSK meselemiz, bu ülkeyi seven herkesin meselesidir... Bu ülkenin güçlü ve sağlam bir ordusunun olmasını isteyen herkesin meselesidir... TSK kendi kendini çürütüyor, zayıflatıyor!
Açık söylüyorum... Şu anki durumun devamını isteyen bilerek ya da bilmeyerek TSK-karşıtı bir tutum içindedir... Bu ülkenin düşmanlarının tam istediği şeyi yapmaktadır... Denetlenmeyen, hesap vermeyen dolayısıyla yozluk ve çürümüşlüğe batmış bir kurumun böyle devamını istemek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin altına dinamit koymaktır...
Bunu hangi Kemalist isteyebilir? Hangi milliyetçi isteyebilir? Hangi vatansever ve ulusalcı isteyebilir? Eğer inançlarında samimiyseler en ama en başta karşı çıkması gereken onlardır...
İşte milliyetçi bir aydın Sedat Laçiner... Laçiner tam bir Türk milliyetçisidir... Zihniyet olarak tam bir devlet aydınıdır, Genelkurmay’ın davet ettiği, Türk devletinin kendi ideolojisinin ikmali için yetişen akademisyenlerden biridir...
TSK denetlenmezse devlet yıkılmaya hazır hale gelir
Laçiner’in 17 ekim tarihli Radikal’de yayınlanan makalesini okuyun... Özellikle kendine milliyetçi diyenler okusun... Çok yürekli, dürüst ve gerçekten vatansever bir makale o... Laçiner’in ideolojik yapısına ben uzağım. Fakat samimi ve hakiki bir milliyetçinin, bir Kemalistin de bugün “devletin bekası” için şeffaf ve hesap veren bir orduyu talep edeceğine eminim... Çünkü eğer TSK meselesi konuşulmazsa, bu kurumsal yeniden yapılanma için adım atılmazsa, şeffaf ve hesap verebilen bir güvenlik sistemini inşa edemezsek çok açık söylüyorum ki bu devlet bölünecektir... Bu ülke iç savaşa sürüklenecektir... Kaos ve kargaşa vatan toprağının her yanını saracaktır... Türkiye’nin düşmanları bayram edecektir...
Siz İlker Başbuğ, bu devletin bölünmesini ve bir iç savaş çıkmasını mı istiyorsunuz? Siz Tayyip Erdoğan, bu ülkenin düşmanlarının bayram etmesini ve muhtemel bir kargaşa ortamında da derdest edilmeyi mi istiyorsunuz? Siz nasıl bir sivil hükümetin başısınız? Her ikiniz için de kendi iktidarlarınızı korumak, bu ülkenin geleceğinden daha mı önemli?
Laçiner’in dediği gibi bu dönem askerî yapılanma içinde çürüme, yolsuzluk, ihmaller ve karanlık noktalarla yüzleşeceğimiz bir dönem... Hazır olmalıyız... Bu süreç sancılı geçecek...
Ama en sonunda bizim de şeffaf, açık, hesap veren, denetlenen ve dolayısıyla güçlü, dirayetli ve sapasağlam bir ordumuz olacak... TSK’nın ve Türkiye’nin düşmanları bayram edemeyecek böylece...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder